• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
16 Mart 2012 Cuma

Arınç'ın 'Sivas' önerisi: Ne kadar mümkün?

Zamanaşımı kararıyla birlikte Sivas Katliamı'nı yeniden tartışıyoruz.  37 kişi diri diri yanarken, devlet aygıtının her düzeyindeki akılalmaz kayıtsızlık ve ağırdan alış, benim aklımdan silinmiyor mesela. 
Bu noktada, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, dönemin kamu görevlilerinin yargılanabileceği açıklaması, tartışmada farklı bir pencere açtı.
Katliamdan 19 yıl sonra; dönemin valisi, tugay komutanı, emniyet müdürü, İçişleri Bakanı, 'kamu görevlisi' sıfatıyla yargı önüne çıkarılabilir mi?
Dava avukatlarından Kazım Genç, bunun sanıldığı kadar kolay olmadığını söylüyor.  Her şeyden önce kamuoyunda 'Rahşan Affı' olarak bilinen yasanın,  23 Nisan 1999'a dek işlenmiş, ceza sınırı 10 yılı geçmeyen soruşturma ve davaları kapsadığını hatırlatıyor. 
Dolayısıyla, bu yasa yürürlükteyken dönemin kamu görevlilerine dava açılması mümkün değil.
İki: Eğer kamu görevlilerinin yargılanmasını, Türk Ceza Yasası'nın 'insanlığa karşı suç'u düzenleyen maddesiyle mümkün olacağını düşünüyorsanız burada durabiliriz. Çünkü 77. maddede zamanaşımı geçerli değil.
Genç'e göre buradaki kritik konu ise şu: Her şeyden önce o kamu görevlilerinin, 'insanlığa karşı suç işlediklerine' dair hukuki tespit yapma gereği. 
Bu tespiti, kim ve nasıl yapacak?
Mahkemenin gerekçesi ile Arınç'ın açıklamasını suç duyurusu olarak kabul edecek, resen harekete geçecek savcılar.
Böyle bir ihtimal var mı? Göreceğiz. 
ŞENER: BİLİNMEZLİK PERDESİ
2 Temmuz 1993'te kamu görevlilerinin izlediği tutumları hatırlamakta yarar var. Katliam sonrası kurulan TBMM Araştırma Komisyonu üyesi, eski Sivas Milletvekili ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, kitap olarak da yayımlanan söyleşimizde şunları aktarıyor.
-  Araştırma Komisyonu'nda olayla ilgili dikkatinizi çeken bulgu ve ifadelerden hatırınızda kalan var mı?
-Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Murtaza Demir, şöyle anlatmıştı:
'Biz içerideyiz ve dışarıdaki kalabalık bir türlü dağılmıyor. Güvenlik güçleri bir türlü gelmiyor. Sonunda arkadaşlara dedim ki, arkadaşlar valiliğe gideceğim, yardım isteyeceğim. Böyle şey olmaz. Bizi burada kalabalıkla baş başa bıraktılar, kimsenin bir şey yaptığı yok. O kalabalık, otelden çıktığımı görmelerine rağmen kimse bana bir şey yapmadı. Valiliğe yürüyerek gittim. Valilik kendi telaşına düşmüştü. İçeriye girdim, durumu anlattım. Şu kadar insanız, bizi alıp çıkarmanız lazım. Kitle psikolojisi bu, kalabalığın ne yapacağı belli olmaz, önlem alın dememe rağmen. Merak etmeyin helikopter getireceğiz, sizi bacadan alacağız dediler. Helikopter gelecek! Bu rasyonel bir şey değil ki. Normal bir güvenlik şeridi oluşturursunuz, kalabalık zaten üç beş bin kişi. Biz de çıkarız, alır götürürsünüz dedikse de böyle bir noktaya emniyet yetkililerinin gelmeyeceğini anladığım için tekrar otele döndüm. O kalabalık içinden girdim. Arkadaşları tekrar topladım ve durum böyle böyle anlattım. 
- On beş yıl geçti. Peki bu tablodaki sorumlular kim?
-İdari pek çok tedbirsizlik olduğunu görüyorum. Tespit edemediğim sorumlular olduğunu hissediyorum. Tugaydan asker desteğiyle, emniyetin yapması gerekenlerle, valiliğin alması gereken önlemlerle bağlantılı bir yönetim zaafı olduğunu görüyorum. Hatta Sivas Komisyonu'na dönemin emniyet müdürü şöyle ifade vermişti: 'Biz kalabalığın dağılmamasına özen gösterdik.'
Söyleşinin sonunda, Şener'in, -bugün çok kişinin paylaştığı- kanaati şuydu: Sivas Katliamı'nda bir 'bilinmezlik perdesi' olduğu...
Devlet aygıtını hareketsizleştiren ve ihmali aşan bir sır.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi