• $7,3903
  • €8,9837
  • 440.907
  • 1545.43
16 Aralık 2012 Pazar

AK Parti'nin güneydoğu politikası

BDP dışındaki siyasi partiler açısından, Güneydoğu'da oy tabanını genişletmek hiç kolay değil.
Kürt vatandaşlarının ikinci bir partiyi tercih etmesini engelleyen sebepler, partisine göre değişiyor. İki muhalefet partisinin kronik; iktidar partisinin ise nispeten daha yeni: 
CHP'nin ihmal, MHP'nin reddiye, AK Parti'nin ise üslup sorunu mevcut.  
Manzara, yerel seçimlere doğru daha sıkıntılı bir hal alacağa benziyor. 
Buna rağmen, Başbakan Erdoğan'ın bölge milletvekilleriyle yaptığı toplantıdaki bazı mesajları düşündürücü... Vekillere 'Roboski de ne? Oranın adı Uludere' tepkisinden anlıyoruz ki, Başbakan Erdoğan, Roboski deyince, terör örgütü propagandası yapıldığını düşünüyor. Ve bu yaklaşım duygu mesafesinin iyice açıldığını anlatıyor. 
Oysa yakın tarih ortada. Köylerin, -üstelik konuşma dilinde- otantik adıyla anılmasına itiraz ederek kalp kazanılmıyor...
Yine Halit Advan'ın durumu. Ilımlı, diyaloğa yakın çizgisiyle bilinen Diyarbakır İl Başkanı, 'Dindar Kürtler BDP'ye oy veriyor' dediği için Başbakan Erdoğan'ın 'Benim böyle bir il başkanım olamaz' tepkisiyle karşılaştı. Advan bugün bir teşekkür konuşmasıyla görevi bırakacak.
İstifa dilekçesini teşkilattan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem'e geçen hafta veren Advan, telefonlarını da kapattı. İlginç ayrıntı: Parti yönetimi, Başbakan'ın öfkesi yatışır ümidiyle önce Advan'a 'Parti içi bir çalışma yapacağız. Bir süre konuşma, basının önüne çıkma' telkininde bulunmuşlar. Ama birkaç gün önce kendisini arayarak 'İstifanı işleme koyduk' demişler.
Advan, bölgede güvenlikçi tedbirlerin dışında, parti politikalarının olabildiğince demokratik çizgide kalması ve diyalog kanallarını savunan yaklaşımıyla öne çıktı. İstifasına giden süreç, bürokrasiyi önceleyen ve parti içinde güvenlikçi politikaları savunan milliyetçi çizginin zaferi olarak görünüyor.

Mobilizasyon, güvenlik harcamasını artırıyor
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın hafta ortasındaki Rotterdam seyahati verimliydi. Yerinde izlediğimiz gezide, Babacan ekonomik görünüm ve politikalara dair çok sayıda yeni mesaj verdi. Önemli bir başlığı da bugüne bıraktım: Güvenlik harcamaları.
Takip edenler anımsar. Bu köşede, dönem dönem, bütçedeki güvenlik harcamalarındaki artış analiz ediliyor. Babacan'a da geçmiş yıllarla kıyaslandığında oransal olarak da büyük artış gösteren güvenlik savunma harcamalarını sordum.
Üç başlıktan oluşan bir açıklama getirdi:
- Güneydoğu'da birlikler mobilize. Güvenlik güçlerinin mobilizasyonu arttığında, bütün alt kalemler de buna bağlı olarak artar. Akaryakıt, gıda, barınma, beslenme..
- Dış istihbarat faaliyetleri eskiye oranla artık çok yoğun. Yeni yapılanmalar gerçekleştiriliyor.
- Suriye krizinin getirdiği ek harcamalar.
Babacan, ne kadar artarsa artsın, güvenlik harcamalarının 2-3 milyon doları geçmeyeceğini belirtip şu yorumu yapıyor:
'2013 bütçesi 400 milyar lira. 220 milyar dolar. Bu büyüklük içinde, güvenlik harcamalarının varlığıyla yokluğu belli değil. İçişleri geliyor, silah mühimmat için, acilen şu lazım diyor. Başka çaresi yok, karşılayacaksınız. Kaldı ki, personelle, faizle, sosyal güvenlikle karşılaştırdığınızda hakikaten çok düşük kalıyor. Personel harcamamız 128 milyara ulaştı.'

<p>Peki, doğru beslenme nasıl olmalı? Vücudu yeni haftaya nasıl hazırlamalı? Beslenmede doğru biline

Beslenmede doğru bilinen yanlışlar neler?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''