• $ 5,9025
  • € 6,6388
  • 254.515
  • 90.787
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

CHP kaderini Türkiye’den ayırdı

Ülkemiz dünyada şiddetli bir paylaşım döneminde bulunuyor. Yaşadığımız birçok olağanüstülük, bu karanlık paylaşım kavgasından bağımsız değil. 15 Temmuz darbe girişimi de bu kavganın tam merkezine oturuyordu. Şüphesiz Suriye’nin kuzeyindeki terör koridoru ve işte bugün olumsuzluklarını görmeye başladığımız Kuzey Irak’taki referandum meselesi de öyle…
Böyle bir dönemi hasarsız atlatmak, süreçleri ülkemiz ve bölge halkları lehine yönetmek şu andaki en öncelikli meselemiz olmalı. Çünkü sadece Türkiye’nin içinde birlik ve beraberliği sağlamak yeterli değil. Komşu ülkelerde huzur ve barışın sağlanması da Türkiye için en az iç meseleler kadar önemli. Burada fizikteki “Birleşik Kaplar Kanunu” aynen geçerli.
Bu tespitler herhalde olaya soğukkanlı ve olgusal bakan herkesin paylaşacağı bir durumdur. Ben bundan şüphe duymuyorum. Karşılıklı ara ara konuştuğumuz tüm partilerin vekilleriyle de bu tespitleri aşağı yukarı paylaşıyoruz.
İş bu haldeyken, insan bazı girişimleri, tavır ve tutumları anlamakta zorlanıyor. Ortak vatanımıza dönük risk ve saldırılarda dayanışma beklemek herhalde hamaset sayılmaz. Ama bir CHP’li milletvekili çıkıyor ve Kılıçdaroğlu’nun “kontrollü darbe”, “sarayın darbesi” iftirasını bir adım ileriye taşıyor ve “Darbeyi AK Parti yaptı” diyor. Eşzamanlı olarak, dün de yazdığım gibi birtakım yazarlar CHP ve MHP’ye dönük kaset kumpaslarında AK Parti ve FETÖ arasında iltisak kuruyor.
Böyle akla ziyan ithamların bu kadar rahatça servis edilmelerinin nedeni, herhalde “Erdoğan ve AK Parti”ye karşı uyandırılmaya çalışılan nefretin tüm olguları perdeleyeceğine olan güven. 15 Temmuz hakkındaki bu akla ziyan ithamları ne ilginçtir ki, ABD ve Avrupa’da yeminli Türkiye düşmanlarının ağzından da sıkça duyuyoruz.
Üstelik bu kesimler, FETÖ, PKK, DEAŞ dahil tüm risklere karşı, ülkeyi ayakta tutacak irade ve akla, cesaret ve deneyime Sayın Erdoğan’ın ülke lideri olarak sahip olduğunu biliyorlar. Böyle bir dönemde ülkeyi Kılıçdaroğlu’nun yönetme olasılığı sadece kâbus olarak nitelendirilebilir. Bunu birçok aklı başında CHP’li de kabul edecektir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu duruma geçen gün isyan etti ve böyle bir ana muhalefetin dünyada hiçbir yerde bulunmadığını ifade etti. Ülkenin, bir ana muhalefet partisinin desteğine en çok ihtiyaç hissettiği, çocuklarımızın geleceğini korumaya çalıştığımız günlerde, CHP’nin ülkeyi uğraştırdığı konular gerçekten insanı isyan ettirmeyecek gibi değil.
Ama sanırım, bir ülkenin güçlenme, bağımsızlaşma, ayağa kalkma mücadelesinin de doğal bir parçası içerideki bu komplikasyonlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Asıl mücadeleyi içeride veriyoruz” demesinin nedeni de bu.
Belki de bu nedenle bu döneme damgasını vuran kavramların başında, benim epey önce kullandığım “Yerli ve milli” tanımının gelmesi sürpriz değil.
İnsan solcu, sağcı, muhafazakar, çevreci, liberal, Türk, Kürt, Sünni, Alevi, gayrımüslim vd. olabilir. Doğal olan bu çeşitliliktir zaten. Ancak yerli ve milli olmak, ideolojik yaklaşımların farklılığını tektipleştirmez, sadece bu ülkeye ait olmak anlamına gelir.
Böyle bir CHP’nin varlığını bu haliyle sürdürmesi ancak Türkiye’de işlerin kötüye gitmesiyle mümkündür. Ayağa kalkan bir Türkiye’de ise bu CHP infilak edecektir.
CHP kaderini Türkiye’den ayırmıştır.

<p>Düzce’nin Uzunmustafa Mahallesi’nde toprak altında bulunan kediyi Düzce Belediyesi itfaiye ekiple

Toprağa Gömülü Kediyi İtfaiye Ekipleri Kurtardı!

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Ünlülerin yıllar önceki halleri...

Atatürk Havalimanı'nda 17 hurda uçak