• $15,9416
  • €16,7717
  • 932.755
  • 2393.61
16 Haziran 2014 Pazartesi

Yenilenme zamanı

Bir sosyal ağda, kartalın üzerine yerleştirilen kamerayla çekilmiş görüntüleri izledim.
Muhteşemdi.
İnsanoğlu, dikkatlice baktığında, doğada, yaşayan canlılarda kendisi için sarsıcı dersler buluyor.
Bugün sahip olduğumuz uçuş teknolojisini, kuşların kanatlarını incelemeye borçluyuz.
Kanatın altında ve üstünde akan havanın katettiği mesafe farklılığıyla adeta bir kaldırma kuvveti oluşturulduğunu biliyor muydunuz?
Ben de bilmiyordum.
Uçak mühendisi bir arkadaşımdan öğrendim.
İnsanlık da zaten kuşların kanat biçiminden öğrenmiş.
Ülke olarak son derece kritik bir dönemden geçiyoruz.
Her doğum gibi sancıların iyice sıklaştığı, arttığı bir dönem.
Böyledir; gün gecenin en karanlık anında doğar.
Kartallar ile başlamıştım; devam edeyim.
Ortalama ömürleri 70 yıl civarındaymış.
Gagalarının iyice uzaması, pençelerinin hantallaşması, tüylerinin ipeksilikten uzaklaşması, 40'lı yaşlarında olurmuş.
Bir kartal, tam da bu dönemde çok daha yüksek kayalıklara yerleşirmiş.
Ve önce vahşice, taşlara vura vura gagasını kırarmış.
Ardından pençelerini ne yapar eder koparırmış.
Yenilenmiş bir gagası olurmuş yedi-sekiz hafta sonrasında.
Kartallığına yakışır yeni pençeleri çıkarmış hemen ardından.
Sonrasında tüylerini döker, yolarmış.
Tekrar ipeksi tüyleri gelirmiş sonra.
Bu yenilenme ile 30-40 yıl daha yaşarmış çok daha yükseklerde...
Durumumuz inanılmaz derecede benziyor.
Bize biçilen elbise Türkiye'ye dar geliyor.
Artık yenilenme ihtiyacı o kadar bariz ki, insanımız bunu hayata geçireceğine güvendiği kadronun yanından ayrılmıyor.
Düzen koruyucu değil, değiştirici adam arıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ardında kapı gibi duruyor olması bu yüzden.
Bunu anlayamayan epeyce insanla karşılaşıyorum.
Pek çoğu zaten tedavisi son derece zor bir rahatsızlığın müptelası.
Öğrenilmiş çaresizlik içindeler.
Sürekli bir şikâyet, sürekli bir acz ve sürekli bir çaresizlik içindeler.
Çaresizlik, kafalarına vura vura öğretilmiş yıllarca.
O meşhur deneyi bilirsiniz.
Alttan ısıtılan bir fanusa pireler konur.
Fanusun yukarı doğru ortasında bir yere cam bir engel yerleştirilir.
Isının yakıcılığıyla yerlerinde duramazlar, zıplarlar.
Her zıpladıklarında, o cam engele çarparlar.
Cam, zıplayabilecekleri yüksekliği tam yarısıyla sınırlamıştır.
Bir zaman sonra cam engel aradan kaldırılır.
Pirelerde değişen bir şey olmaz.
Zıplayabilecekleri mesafenin yarısına zıplamaya devam ederler.
Asla öğrenmemeleri gerekeni, çaresizliği öğrenmişlerdir.
Farklı zamanlarda, farklı sebepler bularak hepimizi yaktılar.
Kafamız, gözümüz ne engellere çarptı.
Çaresizliği, kader zannettiğimiz kötü dönemler yaşadık.
Şimdi, ülke olarak keskin bir kavşakta, bir dönemeçteyiz.
Millet artık kaderinin dayatılan olmadığını biliyor.
Değiştirmede, yenilenmede keskin bir kararlılık sahibi.
Önce, 10 Ağustos'ta kendine "Başkan" seçecek.
Sonra birbiri ardına, bütün kurum ve kuruluşlarını yenileyecek.
Kendini hâlâ o eski kalıplara mahkum etmeye çalışanlara, esas olanın insan olduğunu bir güzel anlatacak.
Bu, artık önüne geçilemez bir sosyolojik gerçeklik.
Bunu hâlâ anlayamamış olanlara iki çift lafım var:
Boşuna uğraşmayın; suyu tersine akıtamazsınız.
Ne yapıp edin, milletin tarafında saf tutun.
Yaptınız yaptınız; bu sefer de ıskalarsanız, yeni anayasa yapım sürecinde bile oyunun dışında kalacaksınız.

<p class='MsoNormal'>Sakarya Üniversitesi, Üniversiteler içiresinde düzenlenen  'Bahar Festivali' et

Bahar Festivalinin Yeni Adı: SAÜFEST

Yavrusu için kendini feda etti! Vahşi doğanın acımasız yüzü

ABD 50 yıl sonra UFO'ları konuşmak için panel düzenledi

Doğu Karadeniz'in zorlu yolları havadan görüntülendi! Yolculuk yapmak cesaret ister