• $8,4871
  • €10,2819
  • 499.861
  • 1441.33
02 Haziran 2014 Pazartesi

Yeni Dünya Yeni Türkiye

Hayatın en temel gerçeği değişim olmalı.
Okuduklarımızdan ya da yaşadıklarımızdan görüyoruz ki, değişime zamanında ayak uydurabilenler varlıklarını, iddialarını sürdürüyorlar.
Ayak uyduramayanlar ise tarihteki yerlerini alıyorlar.
Bu kuralın pek çok örneğini okuduklarımızda gördük.
Yaşayarak gördüklerimiz ise çok daha sarsıcı.
Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra satın aldığım ufacık bir parçası, uzun müddet çalışma masamı süsleyen bir aksesuvar olarak kalmıştı.
Düşünün; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği denilince akla ilk gelen güçtü.
Olimpiyatları ya da futbol maçlarını bir hatırlayın.
Ya da uzay denemelerini...
Yüklerini attı ve değişime ayak uydurabilen Rusya olarak devam ediyor yoluna.
İçeriden örneklerle devam edelim.
Bir zamanların Anavatan Partisi'ni Ankara'daki genel merkez binasının önünden geçerken hatırlıyoruz sadece.
Zamanın da bir ruhu var.
Onu anlayan her canlı için elzem olan değişimi doğru ve zamanında yapamayanlar kaybediyorlar.
Israrla söylüyor, ısrarla yazıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti, 2014 yılında tarihinin en keskin dönemecini dönüyor olacak.
2014, Çözüm Süreci açısından da düşülmüş bir tarih oluyor.
Şöyle bir etrafınıza kulak verin, sokağın sesini dinleyin.
Millet kararını vermiş durumda.
Kendi tarafında olanları iyi biliyor, karşısında duranları da...
Üzerine vazife olmayan birileri, sık sık karşısına iddialar getiriyorlar.
Altı dolu ya da boş; millet tınmıyor, umursamıyor bile.
Kendi iradesine omuzdaş olacak birileri yetiyor ona.
Karadeniz'de bir söz vardır:
Lafın tamamı deliye söylenir, derler.
Bütün seçimler için altını çizerek anlatıyorum.
Dün bir mini yerel seçim daha yaşadık.
Bu satırlar yazılırken oy kullanma işlemi devam ediyordu.
Ama birinci olma iddiasında sadece AK Parti vardı.
Büyük söz olmasın, sonuç yine değişmemiştir.
Bakmayın siz muhalefetin bol keseden savurduğuna, olmaz ama varsayalım ki olsa, AK Parti'nin sorumlu olmayacağı bir yeni dönem önce onların elleri ve ayaklarının birbirine dolaşmasına sebep olacak, "eyvah şimdi biz ne yapacağız" kaygısına düşeceklerdir.
Anlayan elbette anlıyor ama bir kesim var ki, nato kafa, nato mermer!
Ama diye başlıyor ve devam ediyor...
Yakınlarındaysanız geçmiş olsun; bütün enerjiniz, motivasyonunuz gidiyor.
Bazen bu değişimi fark etmesi mümkün olamayacak eski Türkiye'nin bir kalemi çıkıyor karşınıza...
Allah selamet versin diyor, gülerek okuyorsunuz.
Yeni Dünya'yı ve Yeni Türkiye'yi anlamak herkesin harcı değil.
Yerel seçimler öncesinde Kurtalan'da kahvehane taburesinde çay ısmarlayan şoför bu yeni dönemi bana büyük bir heyecanla anlatıyordu...
Geçen haftaya bakıyorum; benzer bir heyecanı Anadolu Ajansı artık Kudüs'teyiz diyerek kamuoyuyla paylaşıyor.
Dünyaya 7 dilde haber iletirken 20 dile ulaşmanın hesaplarını yapıyor.
Bir de Merkez Bankası'nı düşündüm.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası'nın politikalarından rahatsız olduğunu açıkça söylüyor.
Oradan gelen bir cevap yok.
Ama dediğim dedik havasında.
Sanki millete gidip sandıkta hesap verecek olan o.
Eski dönemi, AK Parti öncesini hatırlayın.
Milletin parası kendilerine imkân ve lütuf olarak sunulan bir güruh vardı.
Ekonomi bürokratları ise buna zemin hazırlıyorlardı.
Siyaset dünyasından daha çok onları görüyorduk ekranlarda, manşetlerde.
Milletin parasına sahip çıkma iddiası AK Parti'ye ilk seçimi kazandırdı.
Sonrasında gereğini de yaptı.
Merkez Bankası yönetiminin siyasi iktidara, politikalarına değer vermeyen ve tepeden bakan tavrı nedense bana o günleri hatırlattı.
Anlaşılan o ki, sadece burada değil, diğer bazı farklı kurumlarda da zihniyet çok değişmemiş görünüyor.
Oysa Yeni Türkiye'nin inşasında olmazsa olmaz olan, zamanın ruhunu doğru okuyabilmektir.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Bakan Varank, Ankara Şehir Hastanesi Klinik Araştırmalar Merkezi'ni ziyaret etti

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı