• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
2 Eylül 2013 Pazartesi

Ne yaptığımızın farkında mıyız?

Zafer Bayramı’nda, Çankaya Köşkü’nde, Cumhurbaşkanı’nın davetinde bile birlikte olamıyor isek, ne yaptığımızın farkında mıyız? 
Davette, bir ara Cemil Çiçek’e kulak verdim, soruyordu: “Biz birlikte hiçbir şey yapamayacak mıyız?” 
Yeni anayasa çalışmalarını kastediyordu ama içinde bulunduğumuz garabete de işaret ediyordu. 
Bütün partiler, mevcut anayasanın değiştirilmesi gerektiğini hem de defalarca söylediler. 
Ve fakat bugüne kadar gerçekleştiremediler. 
Şimdi, herhangi bir yeni yasa çıkarıyoruz ve bunu anayasaya uygun olmadığı düşüncesiyle Yüksek Mahkeme’ye götürüyoruz. 
Anayasa Mahkemesi de, değiştirilmesi gerektiğinde hepimizin ittifak ettiği mevcut anayasaya göre karar veriyor! 
Yani yanlış olduğunu bildiğimiz ve bunu hepimiz defalarca tekrar ettiğimiz halde, yeni yasaları mevcut anayasaya uyarak yapıyoruz. 
Siz hiç böyle bir ‘tiyatro’ gördünüz mü? 
Bugün yaşadığımız bu kara mizaha, Aziz Nesin dahil, hiçbir yazarımızın yazdıklarında ben rastlamadım! 
Cemil Çiçek’in dillendirdiği bu garabeti, benim gibi dikkatle ve doğrulayarak dinleyenler arasında BDP Muş milletvekili Sırrı Sakık da vardı. 

KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ

Muhalefet, birkaç milletvekili dışında Çankaya’da yoktu. 
Sonraki gün milletin olduğu her yerde olacağını bildiğim CHP İstanbul milletvekili Faik Tunay’ı aradım; 
Ankara dışındaymış. 
“Ankara’da olsam, elbette Çankaya’da olurdum, birlikte bayram da mı kutlayamayacağız” sorusuyla cevapladı. 
Yanılmamışım. 
Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ise, bu bayram kutlamasına katılmadılar. 
Bu da beni şaşırtmadı. 

ERDOĞAN VE GÜL

Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Gül, çok eski kader arkadaşları. 
Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli koltuklarında oturuyorlar. 
Geçmişte bu koltuklarda oturanların sıkça kavga ettiklerini bilen ve esasen bunu canı gönülden isteyenlerin, beyhude bekledikleri ve bekleyecekleri o gece bir kez daha anlaşıldı. 
Yine de, ilk fırsatta bu konuyu münhasır bir yazı konusu olarak ele alacağım. 

YENİ TÜRKİYE VE 28 ŞUBAT

Türkiye artık çok farklı bir ülke. 
Saçmalıklara, ‘burası Türkiye’ diyerek izah getirme dönemi artık geride kalıyor. 
‘Eski Türkiye’ zihniyetinin, yıllardır, demokrasiyle uzak yakın hiçbir ilgisi olmayan, ‘millete rağmen ama millet için’ bize yaşattıklarıyla teker teker yüzleşiyoruz. 
Ve bugün sıra 28 Şubat’a geldi. 
Bizim kuşağın bilfiil muhatabı ve mağduru olduğu darbeler, 12 Eylül’le başladı, 28 Şubat’la devam etti ve 27 Nisan’la bitti. 
Bunlar ve diğer darbe girişimleri dosyalar halinde artık bağımsız yargının elindeler. 
28 Şubat’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başkan danışmanıydım. 
O dönemden hatırladığım çok şey var. 
Başta o günün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Pınarhisar Cezaevi’ne gönderilmesine dair olanlar olmak üzere elbette tamamı hala içimi acıtan hatıralar. 
28 Şubat Davası’nda ilk duruşma bugün yapılıyor.  Peyderpey, iddia makamını, yargılananları, müdahilleri dinleyeceğiz. 
Bu davalar, ‘rövanşist’ bir çizgiye indirgenmemeli. 
Ama asla unutmamalıyız ki, ‘Yeni Türkiye’ bu eski ayıpları ortaya dökmeden kurulamaz.  Hepimiz, dün bu olayların mağduru bile olsak, yaşananların dışına çıkarak, sadece gelecek için, çocuklarımızın yarınları ve hiç olmazsa bundan sonra ‘adam gibi’ bir ülkede yaşayabilmek için yargıya yardımcı olmak zorundayız. 
Elbette, ateş düştüğü yeri yakıyor, yakacak. 
Dün de öyleydi, bugün de, yarın da öyle olacak.  Ceza alanlar, yargılamanın haksız olduğuna inanıyor iseler, hukuk içerisinde bir üst mahkemede arayacaklar haklarını. 
Bazı davalar için zaman zaman duyduğumuz, ‘böyle dava mı olur' gibi bir üslup, hele siyasi sorumluluk taşıyan hiçbir isme yakışmıyor. 
Yangına körükle gidilmez elbette ama o günlerde yaşananları biliyorsunuz. 
Birlikte yaşadık; hepimiz biliyoruz. 
O zaman, hiçbirimiz asla unutmamalıyız ki, bu davalar bir hakkın tesliminin yanısıra geleceği doğru kurabilmek için elzemdir. 

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor