• $8,2893
  • €10,0172
  • 483.231
  • 1427.73
05 Haziran 2013 Çarşamba

Kazancımız Şehir Müzesi olsun!

Taksim’le yatıyor, Gezi Parkı’yla kalkıyoruz. Yegâne gündem maddemiz bu oldu. Açıkçası işin tadı tuzu da kaçtı. 
Meydanlara çıkmak nasıl demokrasinin gereği olarak algılanıyorsa, meydandan gelen talepler de demokratik olmalıdır. Maalesef bu topraklarda meydana hep yıkmak için çıkılmıştır. Çünkü en masum ve yapıcı taleplerin bile kısa sürede kontrolden çıkacağı bir coğrafyada yaşıyoruz. 
Toplumun en aklı başında, en eğitimli ve kendini nasıl ifade edeceğini bilen kesiminin talepleri bile provoke edilmiş, meydanlar kısa sürede el değiştirmiştir.  
Kim ne derse desin, inanılmaz ağır bir bedel ödedik. Bu bedeli masaya yatırarak moralinizi iyice bozacak değilim. Ama şurası bir gerçek ki, bu bedeli hep birlikte ödedik. 
İster beylik laf deyin, isterseniz klişe deyin. Durumumuzu, işin vahametini anlatmak için söylenecek söz aynı: Hepimiz aynı gemideyiz. Ve mesaj vereceğiz diye yapılanlar kendi bindiğimiz dalı kesmek olmamalıdır. 
Türkiye, bir yanda 30 yıllık ateşi söndürüp, kardeş kavgasını bitirirken, öte yanda bir bardak suda fırtına koparacak bir açmaza sürüklenmemelidir.  
Türkiye, dünyanın gündemini belirleyen onca hamlenin ardından kendisi böylesi bir gündeme saplanıp kalmamalıdır. Çünkü dünya basınının bizim için belirlediği gündem tam da budur; iç karışıklıklarla boğuşmaktan emperyalizmin oyununu bozmaya fırsatı olmayan bir Türkiye! 
Dünya basını alev alev yanan bir Türkiye gösteriyor. Oysa hepimiz gün boyu işlerimizin başındayız. Günlük yaşam kesintisiz sürüyor. Kimse sokağa çıkmaktan korkmuyor. Yabancı basın ise yaralanan, göstericilerin arasında sıkışıp kalmış turist haberleriyle dolu. 
En önemli gelir kaynaklarımızdan turizm baltalanarak, yeniden Batı’ya muhtaç, dışarıya kapalı bir ülke haline gelmemiz isteniyor.  
Şunun şurasında seçimlere sadece 9 ay kaldı. Artık seçim sath-ı mailindeyiz. Niyeti siyaset olanlar, bu olayları bugün hemen siyasi sonuçlara dönüştürmek isteyenler, bir zahmet iştahlarını o güne saklasınlar. Sessiz çoğunluk sükunetle izliyor. Ve o gün geldiğinde, şimdi söz sırası bende diyecektir. 



Ve yine dönelim Taksim Gezi Parkı’na. Bilerek saymadığım onca kaybımızın hemen yanında, beni çok heyecanlandıran tek ama inanılmaz derecede anlamlı kazancımıza gelince, o da İstanbul Şehir Müzesi’dir. 
Dünya tarihinin sonsuza dek değiştiği İstanbul’a, dünyanın hafızasını tazeleyecek bir müze yakışır. 
Müze yapmak demek tarih yazmak demektir. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Bu toprağın insanı nedense tarih yapmada gösterdiği muhteşem başarıyı, tarih yazmada gösterememiştir. 
İstanbul, son yıllarda iddia edildiği gibi yalnızca bir “köprü” değildir. Köprüler, iki yakayı birbirine bağlamayı amaçlar ve kendi kimlikleri olmaz.  
İstanbul, elbette binlerce yıl hem Doğu hem de Batı’yı yöneten bir kent olarak art bölgesinden etkilenmiştir. Ancak çevresini etkileme gücü, bunun çok daha ötesindedir. 
Medeniyetimizin başkenti daima İstanbul’dur. 
O nedenle Birinci Dünya Savaşı sonrası kentler ağı yeniden oluşturulurken İstanbul, bu hiyerarşiden silinmeye çalışılmıştır. 
Ne var ki İstanbul’dan boşalan yeri ne Beyrut, ne Atina ne de Kıbrıs dolduramamıştır. İstanbul hem konumundan hem de tarihinden ötürü sahip olduğu rolü, Batı merkezli tüm senaryolara karşın geri almayı bilmiştir. Ve bugün, yeni senaryoların işlemeye başlamasının nedeni tam da budur! 
Kara, deniz ve havayolu ağıyla, bir kavşak olan İstanbul, nereden bakarsanız bakın dünyanın merkezidir. 
Nihayet yeniden tüm dünyaya sesini duyurmaya ve uluslararası sorunlara çözüm bulmaya başlamış bir ülkenin vatandaşları olarak medeniyetimizi yeniden inşa etmeye devam etmeliyiz. 
Halimizi görmüyor musun, bırak bu hayalleri diyenleri ciddiye bile almıyorum. Biz hep başkalarının hayal edemeyeceklerini gerçekleştirerek bu topraklara kök saldık.  
Ellerinde çöp torbalarıyla eylem yaptığı meydanı temizleyen bir medeniyetin evlatlarına da, o müzenin açılışında şenlik yapmak yakışır... 

 

<p>Alkol kısıtlaması, görüntü alınmasının engellenmesi tartışılıyor. 17 günlük kapanma süreci nasıl

Terör örgütü PKK için yolun sonu geliyor: 'Bu yıl örgütte kaçış yılı'...

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı