• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
14 Kasım 2013 Perşembe

Aşure

Daha dün farklılıklardan ödü kopan bir ülkeden, bunu kendisi için en büyük zenginlik kabul etmesi gereken Yeni Türkiye’ye geçiyoruz. Elbette çok da kolay olamıyor bu. Saçma sapan ezberlerimiz var. Kırmamız gereken suni kalıplarımız var. Alışmış, alıştırılmışız. Hep birileri ve bir şeyler asli, diğerleri ise her zaman öteki...
Böylesine hastalıklı bir toplum yapısı içinde geçti yıllarımız. Hangimizin bugün vicdan azabı içinde hatırladığımız acı anılarımız yok ki? Kabataş Erkek Lisesi birinci sınıfındaydım. Ermeni bir sınıf arkadaşımızı hatırlıyorum ve bizim çoğunluğa uyarak onu alaya alışımızı... Ya da mahallemize taşınan herhangi bir Doğulu vatandaşımızı Kürt diye yaftalayışımız ama öte yandan Kürt’üm diyene bile Kürt diyemememiz... Bir başka seferinde mahallemize taşınan yeni komşularımızla birlikte yine olumsuz tonlamalarla lügatimize giren Alevi kelimesini...
Sonraları, işin tarihi arka planını okuyup öğrendikçe ve yaşadığımız hayattan gündelik örneklerini gördükçe, bu topraklarda bir zamanlar oluşturduğumuz o muhteşem terkibin kıymetini çok daha iyi anlamaya başladık.
Bu coğrafyada yüzyıllar boyunca birlikte harman olmanın doğal sonucu olarak esasen iç içe geçmiştik. Sadece Sünnisi Alevisi değil, etnik bütün unsurlarıyla da iç içeydik.
Halen biraz öyle değil mi? İstanbul’da işkembe denilince benim favorim Apik’tir. Çocukluğumda düğünlerden hatıralarıma kazınmış pilavın yanında verilen zerdeyi bugün sadece orada görüyorum.
Zerde deyince, aşureyi hatırlıyorum, o hep vardı. Rahmetli annem ile komşu kadınlar arasındaki ‘aşureyi tutturma’ yarışının sonunda biz bayram ederdik.
Dün, muharrem ayının onuncu günüydü, Aşure Günü. İslam tarihinde pek çok önemli olay bugün yaşanmış. Elbette asla unutamayacağımız Peygamber Efendimiz’in torunu Hüseyin’in şehadeti, bunların en acısı.
Adem Peygamber’in tövbesinin kabul olması, Nuh Peygamber’in tufandan kurtulması, Yunus Peygamber’in balığın karnından çıkması, İbrahim Peygamber’in ateşte yanmaması, Yusuf Peygamber’in kuyudan çıkmasının Aşure Günü olduğu ve hatta kıyametin de aynı gün kopacağı rivayet olunur.
Sünni ailelerde Hasan’lar, Hüseyin’ler, Ali’ler doludur. Ya da tam tersi. Esasen olması gereken tam da budur.
Aşure, Nuh Peygamber’in tufan sonrası kurtuluşunda elinde kalan erzaklarını aynı kazanda kaynattığı özel bir tat. Ve başka kültürlerde de izleri olan çok eski bir gelenek. Son yıllarda çok özel Aşure Günlerine tanıklık ediyor ve heyecanlanıyorum. Bütün bunlar, yüzyıllardır aynı tarihin, aynı coğrafyanın mensubu olarak yaşamış insanlara, bir arada yaşayabilmenin belki de en baskın unsuru hatıra birliğini tekrar tekrar hatırlatıyor. Bir arada yaşamamızı sadece baltalayacak ve incir çekirdeğini bile asla doldurmayacak tartışma konuları icat etmek yerine yapılması gereken budur. Türkiye, bir an önce gözünü ve bütün konsantrasyonunu dışarıya dikmeli ve çok daha büyük hedeflere yürümeli. Bunun da olmazsa olmaz şartı hepimizin aynı gemide olduğunu hiç unutmamak ve her zaman hatırlamak olmalı.

MUHARREME ÖZEL 'KERBELA' ALBÜMÜ

Bu konuda hepimizin yapması gereken o kadar çok iş var ki... Bu ay dolayısıyla televizyonumuz Skyturk360’ta pek çok özel çalışma yaptık, yapıyoruz. AKŞAM gazete olarak üzerine düşeni en etkin biçimde yapıyor.
Örneğin, Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl ilk kez muharrem ayına özel “Kerbelâ- Biz Hüseynîlerdeniz” albümü hazırladı. Ahmet Özhan’ın seslendirdiği albümde 14. yüzyıldan günümüze kadar yazılan ve bestelenen Mah-ı Matem Kerbela ilahileri yer alıyor. Aralarında Alvarlı Efe ve Aşık Yunus’un da bulunduğu Hayrullah Taceddin Efendi, Pir Hasan Sezâi, Aşık Hayrani, Pir Dede Ömer Ruşeni, Osman Hulusi Darendevi, Fasih Dede gibi pek çok ünlü güftekârın eserlerine yer verilen ilahiler bulunuyor.
“Kerbelâ- Biz Hüseynîlerdeniz” albümüne tüm müftülüklerden ve Diyanet yayın satış bürolarından ulaşılabilecek.
Nevşehir’deki üniversitemizin adı artık Hacı Bektaşı Veli oldu. Bütün bunlar sevindirici adımlar.
Bu adımlarla gideceğimiz ilk hedef, bu toprakların insanlarından hiçbirinin öteki görülmediği, herkesin kendisini gönülden bağlı gördüğü bir devlet olmalı.
İnanıyor ve gönülden arzu ediyorum ki, Yeni Türkiye öncelikle böyle bir zihniyet iklimiyle hepimizin gönüllü bir gurur içinde mensubu olmaktan onur duyacağımız bir ülke olacaktır.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Karabük'te bilim insanları otonom kontrollü kalp masajı cihazı geliştirdi

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu