• $13,4626
  • €15,2249
  • 800.1
  • 1945.07
12 Ağustos 2013 Pazartesi

AK Parti - ‘Hizmet’ kavgası çıkar mı?

O günün dünyasının en etkili iletişim aracı kasetlerdi. 
Timurtaş Uçar Hoca’nın vaaz kasetleri elden ele dolaşırdı. 
Merakla takip edilen bir diğer isim, Necmettin Nursaçan’dı. 
Bir ay kadar önce, Ankara - İstanbul uçuşunda nuryüzlü, muhterem bir zata rastladım. 
Bir insan bu kadar mı ismiyle müsemma hasletler taşırmış, gıyabında tanıdığım Necmettin Nursaçan Hoca’yla yıllar sonra karşılaştığımda kendi kendime bunu sordum. 
Fethullah Gülen Hoca da, o günlerde vaazlarıyla Türkiye çapında tanınmaya başlamıştı. 
Hocaefendi, her zaman kendi cemaatinin dışında da muhabbet duyulan bir isim oldu. 
Örneğin, 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında, Musa Serdar Çelebi’nin başında olduğu Avrupa Türk Federasyonu, Hicri 1400. Yıla armağan olmak üzere Fethullah Gülen Hoca’nın vaazlarından oluşan bir kaset yayımladı. 
Sonrasında, Zaman gazetesinin İstanbul’da çıkmaya başladığı dönemde ben de yazdım. 
O günlerden, Mehmet Şevket Eygi Bey ile Ahmet Haluk Dursun’un, ardından Abdullah Aymaz Hoca’nın gayretli çalışmalarını hatırlıyorum. 
1991 yılının Eylül ayında, Ebedi Risalet Sempozyumu’na yurtdışından davetliydim. 
Fethullah Gülen Hocaefendi ile o gün tanıştım. 
Tanıştıran, AK Parti İzmir Milletvekili İlhan İşbilen’di. 
O gün bugündür muhtelif vesilelerle görüşme ve kendisini dinleme fırsatım oldu. 
En son Hürriyet gazetesi yazarı iken, 2007 yılında, bir grup gazeteciyle Amerika’da misafiri oldum. 
Hediye ettiği isminin yazılı olduğu saati, ben de babama verdim. 
Rahmetli babamın o anki mutluluğu, gözümün önünden hiç gitmez... 
***
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da aynı dönemde tanıdım. 
Refah Partisi’nin İstanbul il başkanıydı. 
İsmi etrafında partisinin çok üstünde bir muhabbet halelenmişti. 
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile çok daha yakın oldum. 
Ekibinde sorumluluk aldım. 
Onun da Pınarhisar’da hapis yatarken rahmetli babam ile yaptığı bir telefon görüşmesi hâlâ kulaklarımda yankılanır... 
***
Bunları niye hatırladım, hatırlatıyorum? 
Sandıktan ümidi kalmayanlar, Gezi Parkı örneğinde olduğu gibi, “acaba buradan bir ekmek çıkar mı” diyerek, bu kez de Başbakan Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen kavgası için bekleşiyorlar! 
Heveslenenler için kötü bir haberim var: Çıkmaz! 
İsteyen, ‘ya tutarsa’ diyerek beklemeye devam etsin. 
Mücadele hayatlarını neredeyse ilk gününden beri bildiğim bu isimleri, yirmi yılı aşkın bir zamandır ise şahsen tanıyorum. 
Ortada, neredeyse tırnaklar ile kazılarak kazanılmış bir Siyasi İktidar var. 
Öte yanda, ilmek ilmek dokunmuş bir Hizmet... 
Ve bunlar bir diğerinin alternatifi asla değiller. 
Bu iki yapıya da doğru bir göz ile baktığınızda, bir diğeri için mütemmim unsurlar barındırdıklarını görmemek için kör olmak gerekir. 
Rahmetli babam, Menderes - Özal - Erdoğan siyasi çizgisi için bir semboldür. 
Yazımda zikrediyor olmamın sebebi de, esasen bu tarafıdır. 
Elbette, insanımız, Hizmet’in yerini, anlamını ve önemini iyi bilir. 
Ama kendisini çevreye, etrafa iterek; merkeze, iktidara yaklaştırmayanlara karşı verilen uzun soluklu, büyük bir demokratik mücadele sonrasında zorla kazanabildiği Siyasi İktidar’ın yerini, anlamını ve önemini ise çok daha iyi bilir. 
Bu nedenle, pek çok bakımdan iç içe geçmiş bu iki yapının birtakım unsurları arasında, zaman zaman bazı kekrelikler yaşandığı elbette biliniyor. 
İnsanın olduğu her yerde bu mukadderdir, yaşanacaktır. 
Bu durumda elzem olan, yaşananları daha derin çatlaklara dönüştürmeyecek bir mesuliyet içinde davranabilmek olmalıdır.

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar