• $9,2629
  • €10,7613
  • 526.168
  • 1409.56
5 Nisan 2015 Pazar

Yine bozguna uğradılar…

Bu hafta yaşanılanlar herhalde bu yüzyılın tarihini yazanlar için bulunmaz bir malzeme olacaktır. Türkiye’deki terör saldırılarına haftanın son günü, İran’ın Batı ile (P5+1) nükleer anlaşmaya varması ve ABD’den gelen istihdam verisi eklendi. Şimdi üçü arasında nasıl bir bağlantı olduğu makul bir sorudur ancak bu üç haber arasında “nasıl bağlantı olur” sorusu makul-rasyonel- bir soru değildir. Bu üç gelişmenin denklemleri ancak birbirinin içine geçilerek çözülür; çünkü her üç gelişmede (denklemde) bağımlı ve bağımsız değişkenler ortak.

Tabii bu denklemlerdeki değişkenlerin etki katsayılarını yukarı çeken haberler de geldi önümüze. Örneğin Türkiye’deki terör denkleminin parantezi içindeki en önemli değişkenlerden biri yabancı ülke istihbarat teşkilatlarıdır.
Bu değişkenin ağırlığı ya da doğruluğu (etki gücü) şu haberle artmış oldu: “DHKP-C’ye yönelik operasyonunda gözaltına alınan Stephan Shak Kacnyski BND ajanı çıktı.” BND, Alman istihbarat teşkilatının kısaltılmış adı. Şu sıralar BND, İsrailli MOSSAD ve Suriyeli El-Muhaberat’la birlikte Türkiye’de iş tutuyor.
İlginç değil mi; ama inanın zor bir denklem değil, hemen çözülüyor. DHKP-C’yi Almanya koruyor ama DHKP-C, aynı zamanda, Esed hayranı; Esed denen katili “anti-emperyalist” diye anlatıyor. Böylece DHKP-C operasyonunda İngiliz uyruklu BND ajanının yakalanması, bize BND-El Muhaberat ilişkisinini kendiliğinden anlatır ama iş bu kadar basit değil tabii.
Gelelim işin İsrail tarafına; İsrail, İran’ın yaptığı nükleer anlaşmadan rahatsız; İran’ın enerjiden başlayarak Batı ile buluşması, İsrail için engellenmesi en azından geciktirilmesi gereken bir dinamik. Bunun için, Güney Gaz Koridoru (GGK) ile yüzyılın en stratejik enerji geçişlerinden birine sahip olan Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması İsrail’in temel stratejik hedeflerinden birisi. Çünkü İran buraya (GGK) dahil olduğu zaman, İsrail için yapacak çok az şey kalacak.

Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması denklemi

Örneğin Türkiye’nin İstikrarsızlaştırılması’nı (Tİ) förmülleştirirsek bu förmül ya da denklem şöyle yazılabilir: Tİ=( Ekonomik Dinamikler-ED- Siyasi Dinamikler-SD- Dış Dinamikler-DD- Şimdi burada ED’yi belirleyecek etkenlerden birisi ABD’de Fed’in tutumudur; Fed’in yakın zamanda faiz artıracak olması, Türkiye’de dolar kurunu hızla yukarı çekip ekonomiyi istikrarsızlaştırır. (Bu bir varsayımdır)
Bunun için Çağlayan eylemi öncesi doların yukarı yönlü hareketi çok önemli bir fırsattı ve bu eylemi yapanlar bu fırsatı değerlendirmek için bu zaman dilimini seçtiler. Aynı zamanda, eylem öncesi, büyük sanayi kentlerimizde “batan şirket” listeleri yayınlayarak ekonomide panik havası oluşturmaya çalıştılar. Örneğin “batansirketler.com” diye web siteleri açtılar. Bu sitelerin ABD merkezli ve Parelel Çete kaynaklı olduğu da tespit edildi.
Siyasi Dinamiklere (SD) geldiğimizde ise, çözüm sürecini engelleme ve güvenlik yasası üzerinden siyasi kaos oluşturulmaya çalışıldı. HDP içindeki ortodoks-Stalinist- “sol” kesim, güvenlik yasası ile çözüm sürecinin silah bırakma aşamasını eşleştirdi ve sürecin tıkandığı propagandasını yaptı. Ancak bu, Nevruz’da Öcalan’ın mesajı ile bozuldu ve hemen arkasından DHKP-C devreye sokuldu.
Dış Dinamikler (Dİ) etkeni ise önceki etkenleri de içine alabilecek kadar önemli bir değişken. Bu değişken, Ortadoğu, Enerji, AB, Rusya ve Küresel Kriz verilerini içeriyor. Ortadoğu’da İran’ın “anlaşması” ve İsrail’in çaresizliği, Suudi Arabistan-Türkiye yakınlaşması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Doğu Avrupa’dan İran’a kadar olan söylem, temas ve gezileri belirleyeci oluyor. Türkiye, Erdoğan’ın vizyonu doğrultusunda, çözüm sürecini nihayete erdirir ve başkanlık sistemine doğru adım atmaya başlarsa bizim karşımıza yalnız yeni bir Ortadoğu haritası çıkmayacaktır, Balkanlardan başlayarak yeni bir Avrupa haritası da çıkacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bütün bu gezilerine katılan ve izleyen biri olarak bu sayfalarda bunları ayrıntılarıyla yazdım.

Erdoğan faktörü, İran ziyareti ve ötesi

Cuma günü gelen iki önemli haber, Türkiye’yi DHKP-C taşeron örgütünü kullanarak istikrarsızlaştırmak isteyen küresel finans oligarşisini bir kez daha bozguna uğrattı. Tam Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran ziyareti öncesi İran-Batı anlaşmasının gerçekleşmesi ve ABD’den gelen işsizlik verisi, bu hafta Çağlayan saldırısı ile ortaya konan Türkiye’yi İstikrarsızlaştırma (Tİ) denklemini yine çözümsüz-işlemez- hale getirdi. Çünkü terör, ancak ekonomik ve siyasi belirsizlik ile başarı yakalar; terörün amacı bu iki belirsizlik alanını daha da belirsiz hale getirmektir. ABD’de Mart ayı istihdamının çok düşük gelmesi, Fed’in erken faiz artırma ihtimalini biraz daha aşağıya çekerken dolardaki köpüğü aldı.
İkincisi İran’ın-güvenilirliği iki taraf için de az olsa da- Batı ile anlaşması Türkiye’nin çıkarına ve istikrarına destek verecek bir gelişmedir. Bu anlamda da Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki salı günü gerçekleşecek ziyareti anlamdı ve önemlidir. Şu unutulmamalıdır; İran’ın enerji potansiyelinin daha güçlü değerlendirilmesi ve Rusya dışında AB pazarına ciddi alternatif olabilmesi için artık Türkiye’ye ihtiyaç vardır. Öte yandan ambargonun kalkması ile Türkiye, İran’la sanayi alanında ticareti ve karşılıklı yatırım potansiyelini geliştirecek ve siyasi gerginlik konusu olan Suriye-Yemen gibi sorunları daha sağlıklı konuşacaktır.
İran’a yaptırımların kalkması İran’ın dondurulmuş mali varlıklarına erişim anlamına gelir; bu da Türkiye’ye yönelik bir sermaye akımı demektir. Ayrıca bugün İran’da ciddi bir petrol stoğu vardır. Bu da petrol fiyatlarını, Türkiye lehine, düşük tutacak önemli bir etkendir.

Buraya sahip çıkın…

Gördüğünüz gibi, Türkiye’yi, seksenli, doksanlı yıllarda olduğu gibi istikrarsızlaştırıp, çıkarları doğrutusunda esir almak isteyenler bunu gerçekleştiremiyor. Çünkü bütün bu uğursuz denklemi çözen bir Türkiye var artık; o yıllardan farklı olarak… Ancak en önemlisi, halkın iradesini Türkiye’nin temel siyasetine dönüştüren bir “siyasi iradenin” devletin en tepesinde olması ve bu iradenin giderek devlet ve toplum içinde kurumsallaşması… Türkiye, bunu bilsin ve buraya sahip çıksın yeter.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi