• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
17 Nisan 2015 Cuma

Yeni bir dünya kuruluyor; silahçılardan, kalpazanlardan ayrı, kızmayın, anlayın….

Şu Dallas Fed Başkanı Richard Fisher mart ayında emekli olacaktı; oldu galiba… En son “benim emekli olacağım mart ayına kadar Fed’in faizleri artırması için çok çabaladım ama ikna edemedim” diyordu; tabii mart ayında olmadığı için, “iş” hazirana kaldı.

Şimdi haziranda faiz artacak üzerinden yeni bir mini kriz tezgahı gündemde… Yine başarılı olamayacaklar çünkü artık dünya, Teksas’dan, Londra’dan, Washington’dan yönetilemiyor. Teksas’ın petrolcüleri, Londra’nın finansçıları, Washington’un silahçılarını “durum” çoktan aştı. Bizim geçen günkü yazımızı endişe ile okumuş ve çoğu yerini de anlamamışlar, ben zaten onlar anlasın diye yazmıyorum, benim söylediklerimi, yazdıklarımı anlayan anlıyor. Ama ben şu Dallas Fed Başkanı Richard, emekli olmadan neden Fed, faizleri yükseltsin diye kendini parçaladı… işte bu Richard’ın derdini anlıyorum ve yazıyorum, bizde de içeride siyasi iktidar ve devlet üzerindeki kontrolünü kaybettiği için kontrolden çıkan TÜSİAD sermayesinin de “derdini” ben çok iyi anlıyorum ve yazıyorum.

Neden ve kim yüksek faiz ister?

Şu Richard emekli oldu ama hem bizde hem de küresel finans oligarşisi içinde öyle çok emekli olmamış Richard var ki… Bu Richard Fisher esasında petrolcülerin, silahçıların ve savaş lojistiği yapan, bu anlamda CIA’nın, Ortadoğu’dan, Afrika’ya kadar bütün azgelişmiş bölgelerdeki operasyonları için teşeronluk eden ABD’li güvenlik ve savaş firmalarının adamıdır. Ve gerçekten en geç mart olmadı, haziranda Fed faiz artırsın ortalık karışsın diye çok çalışmıştır. Onun bütün demeçlernini de bizim “ana akım” medyamız ekonomi manşetlerinde kullanmış, aynı zamanda ağzından çıkan her sözü yarın olması kesinleşmiş gibi yazmıştır. Mesela ben bu Fisher’in savaş sanayi ve kirli finans patronlarından şu fırçayı yediğine eminim: “Bak Richard; git o içi geçmiş petrolculerine, silahçı dostlarına ve onların senatörlerine söyle; eğer haziranda faizlerin artacağını yayıp, Avrupa, Ortadoğu ekseninde Türkiye’yi ve Erdoğan’ı, Latin Amerika’da da o Yellen’in benzeri Dilma’yı aşağıya çekmezseniz, çok değil beş yıl sonra dolar diye bir oyuncağınız olmayacak, ABD sıradan bir ülke olacak ve şu Çinlilerin kurduğu banka o Londra’daki sersem foncularla kedi fareyle oynar gibi oynayacak. Ama ben sana daha kötüsünü söyleyeyim; senin o güvendiğin Almanları da bulamayacaksın; çünkü Türkiye Almanların balkanlardaki bahçesine girecek… Tamam silikon vadisindeki sersemler telefon, bilgisayar falan satacak; peki biz ne ve nereye satacağız, Çinlilerin ve Türklerin de Afrika’ya girdiğini görmüyor musun? Bu Erdoğan neden her yerde; neden aynı hafta hem Slovakya da hem İran’da, sonra neden Kazakistan’da…” Şimdi komplo senaryosu mu yazdım, hayır…Buna yakın bir konuşmanın olduğuna eminsiniz değil mi?

Şimdi gelelim Kazakistan’a…

Kazakistan 2010 yılında Rusya ve Belarus ile başladığı gümrük birliğini sürdürüyor ve bu birlik Avrasya Birliği olarak devam edecek. Kazakistan’ın haritadaki yerine baktığınızda Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin bundan sonrasının önemini anlarsınız. Çin ve Rusya ile sınırı olan bu ülke, Hazar Denizi üzerinden Türkiye ile Avrupa’ya ulaşan orta koridorun ve yeni ipek yolunun stratejik ülkelerinden birisi. Güneyinde Özbekistan ve Kırgızistan’la başlayan ve Türkmenistan Tacikistan ile devam eden enerji ve pazar açısından çok verimli ülkeler var ve bu ülkeler aynı zamanda orta koridoru tamamlayan güney koridor ve İran-Irak aksını tamamlayarak Türkiye’ya varan ticaret yolları için de stratejik. Türkiye, Bakü-Tiflis-Kars demiryolunu tamamladığı zaman buraya Hazar üzerinden Kazakistan’da bağlanacak ve Hazar Ro-Ro seferleriyle bir enerji denizi olmasının yanı sıra, ticari bir iç deniz olarak da Asya’yı Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak. Böylece Rusya-Kazakistan ve Belarus arasında, gümrük birliği ile başlayan ve Avrasya Birliği olarak devam edeceğini ilan edilen birliğin aslında Türkiye olmadan kendi ticari akslarını geliştiremeyeceğini söylemek zor değil.

Hem Avrupalı hem Asyalı

Ancak bu, kesinlikle Avrasya Birliği’ni AB’nin karşısına ayrı bir eksen olarak koymaz. Bu, tam aksine kendi doğusuna doğru genişleyen ve krizi böyle aşabilecek yeni bir AB persfektifini önümüze koyar ve Rusya’nın kendi dinamikleri dışında dünyaya da bakmasını ve daha “makul” olmasını sağlar.
Dün Putin, Rusya ekonomisi Batı’nın dayatmalarına karşı çıktığı için sağlam ve ayakta duruyor diyordu, haklı ama ayakta kalmak için yalnız Batı’nın dayatmalarına karşı çıkmak yetmez, aynı zamanda, yeni dışa açık ve demokratik bir ekonomi yönetimini de ortaya çıkarmak ve küresel rekabetin bir parçası olmak gerekir. İşte Türkiye, Rusya’dan ayrı olarak, bunu yapıyor. Türkiye, Batı’nın dayatmalarını biliyor ve bu dayatmaları artık ekonomisi için kabul edilemez buluyor ama, aynı zamanda, bu dayatmalardan ayrı olarak Batı’nın da bir parçası olduğunu unutmuyor ve kendi çıkarları doğrultusunda özgün bir yol izliyor. Ancak bu özgün yol, yalnız Türkiye’nin refahı için değil, doksanlı yıllarda Almanya’nın “balkanlaştırma” ile parçaladığı balkan ve doğu Avrupa coğrafyasından başlamak üzere, Kazakistan’a kadar olan coğrafya için de geçerlidir. Bakın Astana, Kazakistan’ın bağımsızlığından sonra kurulan yeni bir şehir, bu şehrin ortaya çıkmasında Türk firmalarının payı büyük. Ama bundan öte, Kazakistan’ın bağımsızlığı demek, dışa açılması, üretimini, kaynaklarını, beşeri sermayesini küresel düzlemde özgürce kullanabilmesi demektir. Avrasya Birliği ya da Avrupa Birliği, bu ekonomik ve siyasi birlikler, isterse AB gibi, çok önce oluşmuş olsun, isterse Avrasya Birliği gibi oluşma aşamasında olsun, bunların gerçekten birlik olabilmesi için, bu birlikleri oluşturan tüm ülkelerin çıkarları en üst düzeyde temsil edilmeli ve birlikler eşitler arasında birlik olmalıdır. Bugün AB’nin Almanya merkezli olması, AB’nin krizinin en büyük nedenidir, AB, Almanya merkezli olmaktan çıktıkça krizi yenecek ve gerçek anlamda birlik olarak kendi doğusuna doğru genişleyecektir. Bugün AB’nin Türkiye ile yaşadığı, tüm siyasi ve ekonomik sorunların özünde bu vardır. Aynı şekilde, eğer bir Avrasya Birliği olacaksa bu, Rusya’nın merkez olduğu ve Rus çıkarlarını öne alan bir birlik olamaz.
İşte tam burada hem AB’nin küçük ülkelerinin hem de Kafkasya ve Asya’nın Türkiye’ye ihtiyacı vardır.
Bu cümlelerden olmak üzere, bizim savunduğumuz açık, küresel anlamda rekabet edebilir ve küresel yatırımların en üst düzeyde değerlenebileceği, finansal piyasaları derin ve sağlıklı, görünür bir ekonomidir. Bunu yalnız Türkiye için de savunmuyoruz, Romanya’dan Kazakistan’a kadar her ülke ve coğrafya için bunu savunuyoruz. Çünkü gerçek anlamda piyasa ekonomisi budur.

<p>Duygu Gecü Yüzseven'in sunduğu Sağlık Raporu programında Prof. Dr. Gürkan Arıkan sağlıklı doğumda

Kök hücre tedavisi hangi hastalıklara çare oluyor?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!