• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
23 Ocak 2015 Cuma

Davos’ta olmak… Afrika’da olmak… İki farklı kalkınma anlayışı…

Öyle bir zamandayız ki, günlük gelişmeler ve haberler, kaynaklandıkları içeriklerden çok daha yoğun simgelerle önümüze geliyor.

Dünya finans oligarşisi, Davos’ta 45. “işin içinden nasıl çıkarız” zirvesini yaparken, Somali’de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika ziyareti gerçekleşirken, Türk Delegasyonu’na yönelik bir saldırı haberi geçti haber merkezleri.
Ne kadar simgesel; ne kadar anlamlı…

Davos’un 45. ana teması da, anlamlı bir tebessümle karşılanacak bir cümle: Yeni Küresel Çerçeve. (New Global Context)

İflası kabul ettiler

Bu eski küresel “çerçevenin” iflas ettiği anlamına mı geliyor; şüphesiz evet, yani Davos’u düzenleyenler de, “one minute galiba eskisi bitti; yeniyi bulmaya çalışalım” diyorlar. Davos, bu sene Yeni Küresel Çerçeve’yi bulmak için bazı temel başlıkları tartışmayı açıyor. Örneğin jeopolitik fay hatlarının derinleştiği kabul ediliyor ve bunun için stratejik işbirliklerinin gözden geçirilmesi, artan rekabetin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi öneriliyor.

Bunun yanı sıra, genç isşizliğin giderek artması, faiz oranlarının, işsizlik sorunu tam yenilmeden yükselmesinin krizi derinleştirme ihtimali Davos’ta masaya yatırılıyor.

Ama şunu da söyleyelim ki, her biri sistemik bir risk barındıran bu başlıkların bırakın kökten ortadan kalkmasını, çözülmesi doğrultusunda adımların atılmaya başlanması bile, öncelikle ekonomide, yeni heyacanlar ve cin fikirler gerektiriyor.

Adam Smith, Ricardo, Keynes hiç şüphesiz ki, dönemlerine göre hayli cin fikirli ve heyacanlı insanlardı. Eğer onlar olmasıydı kapitalizmin seyri nasıl olurdu bilemem ama tartışmasız olarak bize, cin fikire sahip olmadan üzerinde gezineceğimiz, yöneteceğimiz, anlatacağımız bir iktisat teorisi zemini sundular.

Ama galiba bitti. Çünkü bütün sosyal bilim teorileri, tıpkı canlı varlıklar gibidir; aslında canlı olan toplum onların varlık nedenidir.

İşte bundan dolayıdır ki, Davos önüne koyduğu gibi, “Yeni Küresel Çerçeve” yi oluşturamayacak.

Bu tablo Davos’u düzenleyenlerin eseri…

Davos’u düzenleyenler neden yeni bir küresel düzen istiyor; bu soruyu Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam'ın araştırması bir ölçüde cevaplıyor.

Merkezi İngiltere'de bulunan Oxfam grubu tarafından yapılan araştırma, dünyadaki en zengin yüzde 1'lik kesimin mal varlığının, gelecek yıl geri kalanların toplam mal varlığına denk düşeceğini, en zengin yüzde 1'lik dilime girenlerin, 2016'da küresel servetin yarısından fazlasına sahip olacağını ortaya çıkardı.

Dünyadaki en zengin yüzde 1'lik kesimin varlığı, 2009'da yüzde 44 iken, 2014'te yüzde 48'e yükseldi.

Bu gerçek, dünyada doksanlarda başlayan “finansallaşma” sürecinin müthiş bir servet eşitsizliğine yol açtığını bize gösteriyor. İşte bu çarpıklığın baş sorumlusu Davos’u 45 yıldır düzenleyen küresel finans oligarşisidir. Şimdi kalkmışlar “yeni küresel düzen” istiyorlar ve artan gelir dağılımı adaletsizliğinden şikayet ediyorlar.

Ancak Davos oligarşisinin bile itiraf ettiği temel sistemik sorunlar, Schumpeter’in kapitalizmin dinamizmini anlatırken kullandığı o ünlü formülasyonu, yani Yaratıcı Yıkım’ı göze almadan çözülebilir mi?
Şu gerçeği unutmayalım; Kapitalizm yıkmadan yenisini yapamıyor.

Ama bu Schumpeterci yıkımın ‘eskisi’ gibi yani birinci ve ikinci dünya savaşları gibi olmasını kimse istemez.
Peki bunun için ne yapmak gerekiyor; çok kısa olarak yazalım; artık üretim gücünü elinde bulunduran doğu ve güneyin yoksul halklarının, sistemden daha fazla gelir elde edecekleri mekanizmaları geliştirmek, vergi sistemlerini daha adil hale getirmek ve silahlanma yerine kaynakları sosyal anlara yönlendirmek bütün bu sistemik sorunları çözmenin başlangıç adımıdır.

Tüm dünya için 'one minute'

Bugün Hindistan, Türkiye ve daha bir çok ülkenin hükümetleri, merkez bankaları, Washington Consesus ile belirlenen ve yanlışlığı ispatlanmış ekonomi politikalarını tamamen terk etmelidir. Şimdi yalnız Davos’ta değil, tüm dünyada “one minute” demenin tam zamanıdır.

Şunu hiç kimse unutmasın, gelişmekte olan ülkeler yukarı çıkmadan dünya krizi bitmez ve yukarıda, Oxfam Raporu çerçevesinde, vurguladığımız gelir ve servet eşitsizliği daha da derinleşir. Ama gelişmekte olan ülkelerin de, yukarı çıkması için, 20. yüzyılda kalmış ve yanlışlanmış neoliberal ekonomi politikalarını terk etmeleri gerekir. Görünür, adil ve açık bir küresel ekonomi için, gelişmekte olan ülkelerin kendi özgün yollarını bulmaları ve halklarının refaha bir an önce kavuşması sistemin geleceği için ilk ama en önemli adımdır.

İşte bunun için, gerçek anlamıyla, yeni, adil bir küresel düzen (Davosca söylersek; New Global Context) ancak Türkiye gibi ülkelerin Batı’nın, şimdiye değin, kana boğarak sömürdüğü Somali gibi ülkelere ulaşması ve Batı’dan ayrı olarak, yeni bir kalkınma paradigmasının ortaya çıkmasıyla olur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bunun için, dün Etiyopya’da, “Türkiye için Afrika ekonomik bir potansiyel değildir, Afrika’da olmak insani, sosyal bir çıkıştır” dedi. Türkiye’nin, Çin’in Afrika’da yeni, sömürgeci olmayan kalkınma anlayışıyla olması çok önemli ve çağ açan adımdır.

Ama işte Davos’u düzenleyen güçler, Davos’ta ellerinde bilgisayarlarla sözüm ona “yeni küresel düzen” ararken, onların silahlı kuklaları, Türkiye’ye burada olamazsın mesajı veriyor. Ama inanın hepsi boş; yoksulların yukarıda olacağı yeni küresel düzen kaçınılmaz.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!