• $8,1059
  • €9,711
  • 454.828
  • 1378.37
22 Şubat 2015 Pazar

Başkanlık Sistemi, mazlumlar için tarihsel bir fırsattır

Türkiye’de seçimler yaklaşırken oynanan şu oyunları görmek için, aynı zamanda, dünyaya, özellikle de, ekonomik krizin siyasi krize dönüştüğü Avrupa’ya bakmak gerek. Merkel geçen gün Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nde tutmak için her şeyi yapmalıyız dedi ama Merkel’in kastettiği “her şey” Çipras hükümetinin, her şekilde, altını oymak olarak anlaşılmalıdır. Çünkü Almanya için Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nde kalması demek “eski” kemer sıkma politikalarına aynen devam etmesi demektir. Yani Merkel, aslında “Yunanistan’ın kemer sıkma polikalarına devam etmesi için her şeyi yapmalıyız” diyor.

“Harbi” bir Maliye Bakanı

Öte yandan Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, artık ekonomi için “dışarıdan” komutla hareket etmeyecekleri söyledi. Yunan Maliye Bakanı, ülkesinin hangi reformları yapacağını bildiklerini ve bu konuda “dışarıdan” gelecek baskıları dinlemeyecekleri de buna ilave etti.
Euro Bölgesi Maliye Bakanları toplantısında, Varofakis, bu sözleri söylemesine rağmen, Yunanistan dört ay uzatma aldı. Çünkü “Troyka” denilen akbabaların başka seçenekleri yok. Ama tam burada şunu da ilave edelim, Çipras’ın en büyük şansı da böyle bir maliye bakanı na sahip olması… Yoksa, Troyka önünde önünü ilikleyen bir maliye bakanı tercihi yapsaydı Çipras ancak günü kurtarırdı. Sonra bu maliye bakanını da, yanında bulamazdı. Bu tecrübeyle sabittir.

İspanya sırada…

Yunanistan meselesinin, tüm Avrupa’ya ihraç edilecek önemli ekonomik ve siyasi sonuçları olacağını söylemiştik. Nitekim, bu sonuçlar ortaya çıkmaya başladı. İşte İspanya’da “Podemos” yani “Yapabiliriz” hareketi Yunanistan deneyiminin, yalnız Yunanistan’a özgü olmadığını, kendilerinin de bunu deneyeceklerini söylüyor. Ve bu yeni siyasi oluşumun başkanı Pablo Iglesias, Çipras’ın gördüğü desteğe giderek yaklaşıyor. Iglesias, çok “şey” isteyen tekeller ve bankalardan kurtulmaları gerektiğini, İspanya’nın devasa borçlarınının bu çok “şey” isteyen finans oligarşisi yüzünden oluştuğunu iddia ediyor. Ve bu açgözlü tekellere dur diyecek bir “baba” gerektiğini söylüyor. Aslında açgözlü ve ailedeki diğer çocukların yemek hakkına da göz diken “gürbüz” çocuklara “yeter; haydi yatağına” diyecek baba meteforu, ilk bakışta “demokrasi” için sorunlu gelebilir. Ancak, bu “baba” rolünü devletin düzenleyeci ve denetleyeci kurumları üstlenmelidir. Ve bu sistem, insan merkezli yeni bir devlet yapılanmasına tekabül etmelidir.

Sömürgeci kurumlar-Kalkınmacı kurumlar…

Büyümeden ve gerçek anlamda bir demokrasiden yana kurumları, gelişmekte olan ülkelerin, inşa etmesi ve bunları “eski” sömürgeci kurumların yerine geçirmesi bugün artık kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bunu “Ulusların Düşüşü” kitabında, Daron Acemoğlu ve James Robinson tarihsel ve güncel örneklerle çok iyi anlatırlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “bürokratik oligarşi” dediği gerçeklik de, büyük ölçüde, budur aslında. Batı’nın direktifleriyle ve IMF programları ile biçimlenen kendi içimizde, ama “içerideki” beş-on komprador aileye ve küresel finans oligarşisine çalışan bir kurumsal yapı oluştu ne yazık ki. İşte Başkanlık Sistemi ama Türkiye’ye özgü bir Başkanlık Sistemi, yalnız bu gerekçeyle bile, kaçınılmaz gerekliliktir. Bugün küresel parelel çete’nin devletin içinde yapılanması ve adeta, adı üzerinde, paralel bir devlet inşa etmesi, bu sömürgeci devlet kurumları ve bürokrasisinin sonuçlarından birisidir. Ama bu, yine Batı’nın dayattığı, halkın iradesini siyasete ve devlete yansıtmayan, güçsüz siyasi iktidarları ve zayıf bir parlamentoyu hedefleyen sözüm ona “demokraktik” sistemin de doğrudan sonucudur. Eskiden Türkiye’de-CHP’nin dışındaki- sol bu parlamenter sistemle “Filipin Tipi Demokrasi” diye dalga geçerdi.

Hangi demokrasi…

Filipin tipi demokrasi deyimi, tam da, ABD emperyalizminin bütün devlet kurumlarını denetlediği ve “işleri” bu ele geçirilmiş kurumlarca yürüttüğü ama ortada göstermelik bir parlamentonun da olduğu bir sistemdi. Ülkenin sermaye gücünü elinde bulunduran 5-10 aile-ki bunlar küresel tekellerin “yerli” temsilcisidir- tüm siyaset ve devlet kurumlarını çekip çevirir ve halk da, 4-5 yılda bir sandık başına gidip “seçim” yapar. Türkiye’de
AK Parti iktidarları, Erdoğan’ın Başbakan olduğu bütün dönemlerde, bu sahte seçim oyununu hakiki, devletin tüm kurumlarına yansıtacak bir çaba içinde oldular.
Bunun için de, 2007 yılından beri sayısız darbe, suikast planı ve Bizans oyunu devreye girdi. Brütüsler yetiştirildi. Bu kuşatmayı aşmak isteyen Erdoğan’ı önce düşürmek hatta ortadan kaldırmak istediler. Bütün bunlar olmayınca şimdi de, Filipin tipi bir Cumhurbaşkanı olması için kuşatmayı ve etkisizleştirmeyi deniyorlar.

Başkanlık Sistemi, sömürgeciliğin tasfiyesidir…

Ama artık bugün, tam da şu diş macunu-tüp metaforuna benzer bir tarihi süreci yaşıyoruz. Macun tüpten çıktı ve artık onu kimse geriye sokamaz.
Bakın bugün Cumhurbaşkanı’nın söylediklerinin küresel bir siyasi gerçek olduğunu da görüyoruz. “Dünya Beşten Büyüktür” tezi, Afrika’dan, Latin Amerika’ya kadar bütün güney ve doğu başkentlerinde temel bir siyasi hedef.
Bakın bu hafta, Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's,Rusya'nın kredi notunu "Baa3"den "Ba1"e düşürdü. Bunu Putin’in pek umursayacağını sanmıyorum. Çünkü Rusya dahil olmak üzere, eskinin gelişmekte olan ülkeleri artık güçlerinin farkında. Çok yakında kendi derecelendirme kurumlarını da, kendi kalkınma bankalarını da ve kendi çıkarları doğrultusunda, bir para ve ticaret sistemini de hayata geçirmek için kolları sıvayacaklar. Bu, hiç şüphesiz, tarihsel bir fırsattır da…
Öyle bir tarihsel fırsat ki, Türkiye başka olmak üzere, bütün gelişmekte olan ülkeler, bu göstermelik kuşatmaya son vermek istiyor. Halkın oyunun gerçek yerini bulması ve onun taleplerini öne çıkartacak yeni bir devlet yapılanması ve “eski” yapılanmadaki sömürgeci zihniyetin ve kurumların tasfiyesi, yalnız Türkiye’de değil, her yerde yükselen bir siyasi talep olarak ortaya çıkıyor.
Bugün Türkiye, bu anlamda, sessiz bir devrim gerçekleştirmiştir. Çünkü devletin en tepesi, bu büyük değişim isteğine sahip çıkmakta ve bu değişim isteğini Başkanlık Sistemi olarak formüle etmektedir.

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler