• $7,2821
  • €8,7772
  • 406.209
  • 1527.45
19 Haziran 2012 Salı

Sultanlaşmak

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Geçenlerde Mehmet Y. Yılmaz, Hürriyet'teki köşesinde, Erdoğan için 'Milletvekillerini de o belirlemeli, belediye başkanlarını da. Nereye cami yapılacağına, köprünün nereden geçeceğine, hangi heykelin yıkılıp, hangi resmin asılacağına da o karar veriyor. Kendi kafasında bir dünya düzeni var, hepimizin o düzene itirazsız uymasını sağlamak peşinde' demiş.
Evet, bence de Erdoğan böyle biri. Mesele şu ki bu hal, Yılmaz'ın dediğinin aksine, 'sultanlaşmak' olarak adlandırılamaz. Çünkü...
Sultanların en muktediri Süleyman bile mesela, Çorum'da bir kadın gebeliğini sonlandırmaya niyetlense, ona mani olmayı aklına bile getiremezdi. Getirse, zamanın teknolojisiyle böyle bir işe güç yetiremezdi zaten. Ama asıl mesele beceremeyecek olmasından kaynaklanmıyor. Dünyanın o dönemki ruh iklimi, sultanlara, toplumu tasarlamayı ilham etmiyordu. 'Kafasında bir dünya düzeni olma' hali, modern bir hal.
***
Geleneksel despotlar, yani sultanlar için toplum, canlı bir organizmaydı. Sağılması gereken bir şey. Sağmayı sürdürebilmeleri için, toplumun hayatta kalması gerekiyordu.
Her canlı organizma gibi toplumun canlılığı da, sayısız bileşeninin karşılıklı etkileşiminden zuhur eder. Canlılığın bilgisi, bütün bileşenlere dağılmıştır. Hani filmlerde görürüz, banka kasalarının şifreleri birkaç parçaya bölünür. Her parça başka birine verilir. Hepsi bir araya gelmedikçe kasa açılamaz ya, onun gibi. (Aslında hayata ve topluma dair olan bilginin karakteri, kasa şifresinin bölünmüşlüğünden de daha karmaşık bir hal ama şimdilik işimizi bu kadarı görür.) Sultanın elinde şifrenin tamamı, hatta bir parçası bile yoktu. O, bütün bileşenleri bir araya getiremezse, kasayı yağmalayamayacağını biliyordu.
Modern despotlar öyle değil. 19. Yüzyıl'ın olanca küstahlığı sayesinde onlar, bir tek insanın bütün bilgiye, dünyanın sahip olması gereken düzenin bilgisine erişebileceklerine inandırıldılar. Hepimiz gibi. Şifre elimizdeyse, artık kimseye muhtaç değiliz. İnsanlar artık, bilginin hissedarı olarak değil, bizim dağıtacağımız rollerin sahibi olarak, ancak o kadar anlam taşır.
Abdülhamit mesela, kendisinden öncekiler gibi bir sultan değildi. Çünkü o dönemde artık İstanbul'dan Erzurum'a hükmetmenin teknolojileri geliştirilmişti. Ama daha mühim bir değişim vuku bulmuş, toplumlar birer fabrika gibi görülmeye başlamıştı.
Fabrikanın canlı bir organizmadan yığınla mühim farkı var. Birisi şu: Herhangi bir canlıyı tasarlayamazsınız ama her fabrikayı tasarlayabilirsiniz. Tasarlayabilirsiniz ne demek, tasarlamanız gerekir. Canlının düzeni zuhur eder. Siz düzenlemeseniz de, siz düzenlemediğiniz halde düzenlidir canlı. Fabrikanın düzeni ise tasarıdan doğar.
Abdülhamit Türkiye'nin ilk diktatörüydü. Sonra Enver, sonra Kemal, sonra İsmet... Hepsinin kafasında bir dünya düzeni vardı. Ama mesela, Abdülhamit'ten çok daha şedit olan IV. Murat bir diktatör değildi, sıradan bir sultandı. Uyguladığı şiddet, kafasındaki bir dünya düzenden mülhem değildi. Sağmak istediği toplum artık süt veremez hale gelmişti, hastalığı tedavi edeceğini umduğunu neşter darbeleriydi onun şiddeti.
***
19. Yüzyıl'ın dünya tasavvuru budalaca bir tasavvurdu. Ahlaksızlığını, manasız kibrini ve daha bir yığın defosunu mevzu bile etmiyorum. Budalacaydı ve her defasında duvara tosluyor.
Mesela Arena'da gövde gösterisi yapıyorsunuz. 'Öyle olmaz, böyle olur' diye suratınıza çarpıyorlar. Davet edip, şahit kılıyorlar sizi. 'Erkeksen dön hadi' diye meydan okuyorsunuz. 'Daha işim bitmedi' cevabını alıyorsunuz.
Bitmeyen iş ne? Kimin canı yakılacak? Hangi İnternet sitesinden, kimin hakkında, nasıl bir video veya ses kaydı çıkacak? Düşün dur artık. Kendini emniyetli bir limana atma fırsatı da ertelendi. Uykusuz geceler birbirini kovalayacak şimdi.
Dünya, 19. Yüzyıl'ın bize öğrettiği gibi çalışmıyor. Davet ve ikna yoluyla öğrenmiyoruz. Dinsizin hakkından imansız geliyor.

<p>Bursa'da kısıtlamada denetim yapan bekçilerin 'dur' ihtarına uymayan sürücünün, savunması şaşkınl

Bekçilerin 'dur' ihtarına uymayıp kaçtı, savunması şaşkınlık yarattı

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu