• $7,3587
  • €8,9533
  • 438.48
  • 1536.11
03 Nisan 2012 Salı

İsraf

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Fernandes topu köşe noktasına diktiğinde, birçok Beşiktaşlı futbolcuyla birlikte, Egemen ve Sivok da rakip ceza sahasına yöneliyorlar. En az altmış, yetmiş metre koşarak. Gol olursa, galip ihtimal şöyle oluyor: Top ön direğe ortalanıyor. Oradan sekiyor, Sivok'un önüne düşüyor. Sivok vuruyor.
Golü Sivok atacaksa, diğerleri koşmasalar ya... Maç içinde çok ihtiyaç duyacakları onca enerjiyi tasarruf etseler ya... Mesela fabrikada, bir makine arıza yaptığında bütün işçiler makinenin başına koşuşturup, ne yapılması gerektiği konusunda ahkam kesmiyorlar değil mi? Veya mamuller bandın sonuna ulaştığında, hepsi koşuşturup paketleme işine yardımcı olmaya çalışmıyorlar. Herkesin işi belli ne güzel, sadece onu yapıyor. Böylece enerji de lüzumsuz yere harcanmamış oluyor.
***
Mesele şu ki, Almanlarınki hariç, toplumlar da futbol takımları gibi davranır, fabrika gibi değil. Çünkü, eğer rakip ceza alanına sadece Sivok giderse, Sivok da golü atamaz. Gerçi bizim futbol yorumcularımız 'çalışılmış bir organizasyon' filan diyerek, sanki golü kimin atacağı gol olmadan belliymiş gibi konuşurlar ama aslında öyle değil, Sivok da biliyor.
Tabiat müsriftir. Her ağaç milyarlarca tohum savurur havaya. Şartlar çok iyi giderse, biri veya ikisi ileride birer ağaç olur. Ağaçlar tutumlu davransalar, hangi tohum ağaç olacaksa sadece onu üretseler... Olmaz. Çünkü hangi tohumun tutunabileceği, o tutunmadan önce belli olmaz. Tutunduktan sonra bir yığın açıklama geliştirilebilir, o ayrı. Kierkegaard'ın dediği gibi, hayat geriye doğru anlaşılabilir ama ileriye doğru ancak yaşanır.
***
Ağacın tohumlarının hepsi kendince bir potansiyel. Ama yetmez. Rüzgar uygun esecek, tohum doğru zamanda yere düşecek. O sırada oradan geçen bir hayvan tohumun üstüne basacak, onu toprağa karıştıracak. Toprağın kimyası ve nem seviyesi uygun olacak. Yakınlarda tohumun çokça ihtiyaç duyduğu kaynakları sömüren yetişmiş bir ağaç olmayacak. Tohuma gölge yapmayacak ki tohum güneş alacak. Ama güneş de toprağı kavuracak kadar sert gelmeyecek. Filan. Neticede tohum, kendisinde saklı olanlar sayesinde değil, hiç denetleyemediği bir yığın faktör sayesinde ağaç olursa olacak.
Sonra, ağaç olduktan sonra, sanki Fernandes'in topu nereye keseceğini, topun kimden nasıl sekeceğini, kalecinin nereye atlayacağını filan hep önceden biliyormuş da uygun yerde durmuş, uygun yere vurmuş gibi kostaklanacak. Veya hasbelkader bir diploma almış, bir iki kuşaktır şehirde yaşayan herhangi biri gibi...
Okul ve şehir müsriftir. Mantıkları aynıdır, ikisi de yoğunlaştırır. Milyonlarca kişiye orta yapar durur. Sonra siz, endüstriyel mantığınızla bakıp, neden Beyazıt Öztürk'ün veya İbrahim Tatlıses'in başarılı olduğu konusunda hikayeler yazarsınız. Beyazları veya Tatlısesleri önceden tahmin eden, fabrika gibi düzenler hayal eder, olmayacak olanlara yapılan onca yatırıma hayıflanır, kahve köşelerinde veya İnternet sitelerinde yakınırsınız.
Sizin hissenize düşen orta da bu. Diplomanız olduğundan ve şehirde yaşadığınızdan geliyor bu top size. Kıymetini bilin.
***
Okulda ve şehirde yetişiriz. Ama bizi okul veya şehir yetiştirmez. Birbirimizi yetiştiririz. Kimimiz Tatlıses olur. Kimimiz onun nasıl Tatlıses olduğu üzerinden teori üretir, kimimiz ona kızıp Fazıl Say olur, kimimiz birine, kimimiz ötekine kostüm tasarlar, kimimiz onlar için konser organizasyonu düzenleriz, filan.
Köyde veya kasabada yaşasaydınız, yapabilecek miydiniz bu işleri? Tastamam aynı vasıflara sahip olsaydınız, mesela...
Türkiye'nin okulları ve şehirleri zayıf. Ama bu hal, okullara ve şehirlere lüzumundan fazla insan hücum ettiğinden kaynaklanmıyor. Çok uzun süre boyunca, 'golü kim atacaksa sadece o koşsun kardeşim, enerjimiz sınırlı, israf etmeyelim' mantığıyla davranmış olmamızdan kaynaklanıyor. Okullar ve şehirler de yetişmesi gereken şeyler. Vaktinde toprağa atılmadılar ki yetişsinler.

<p>Terörist Öcalan ve PKK paçavralarıyla dolu olan binadaki  görüntüler gündeme bomba gibi düştü. Te

'HDP, PKK'nın hücre evi gibi çalışıyor'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Diyarbakır'ın ''çılgın projesi''ndeki ilerleme üreticiyi sevindirdi

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...