• $7,5231
  • €8,9784
  • 413.927
  • 1541.98
27 Mart 2012 Salı

Gelecek nesillere aktarılacak şeyler

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Halil Berktay, koyu bir 19. ve 20. yüzyıl vatandaşı olduğunu en fazla bu sene fark etmiş. Şöyle devam etmiş: 'Şimdiden geride kalan, gençlere yabancı bir dünya! Bazen bir keder çöküyor içime, öleceğimden değil, öldüğümde asrıma dair bütün bildiklerim kaybolup gidecek diye... Aklımı bir diş macunu tüpü gibi sonuna kadar sıkıp, içindeki her şeyi, kendi çocuklarım dahil öğrencilerime aktarmak mümkün olsa?'
Eğer Berktay'ın istediği şey mümkün olsaydı, hiç de iyi bir şey olmayacaktı. Kazandığımız, edindiğimiz bir şeyin bizim için çok kıymetli bir şey olmasında anlaşılmaz bir şey yok. Nice emeklere mal oldu, bir biz biliriz. Ama onların kendiliklerinden bir kıymetleri yok. Kıymetleri, onlar için harcadığımız emekten kaynaklanıyor.
Ve onları kazanırken değiştik biz. O değişim kıymetli. Çocuklarımız, bizim kendilerine miras bırakacağımız hiçbir şey için değişmiş değiller. Aynı şeylere bizim yüklediğimiz manaları yüklemelerini bekleyemeyiz.
***
Her neslin bir öncekinin vardığı menzilden yola çıkması hayalinin izini ne kadar eskiye kadar sürebiliriz, bilemiyorum. Ama bu hayalin gerçekleştirilebileceği hayali, kesinlikle 19. yüzyılın imalatı. 19. yüzyıl boyunca projelendiren müthiş gösterişli şeylerden biri. Hepsi bir araya geldiğinde, eşsiz insanlık projesini tamamlayacaktı.
19. yüzyılda alemin sırrını çözmüş olma zannının sarhoşluğuyla tasarlananları gerçekleştirme işi 20. yüzyıla miras kaldı. Şikayet etmeden, tevazu içinde çabaladı 20. yüzyıl vatandaşları. Ama atölyeye indirilen teknik çizimlerin her biri çuvalladı. Asla batmayacak gemi, ilk seferinde battı. Savaşa son verecek savaş, tarihte benzeri görülmemiş vahşetlere ve insanlık suçlarına sebep oldu ve hala bitmedi.
Her çuvallayan tasarımı tadil edip yeniden denedik 20. yüzyıl boyunca. Yine olmadı. Bence artık, o tasarımlara ilham veren dünya tasavvurunu -yani bütün bir 19. yüzyılı- çöpe atmaktan başka çare yok.
***
19. yüzyılın sahipleri, yani Batı Avrupalılar, şehirleri mesela, dokuları korunup gelecek nesillere aktarılacak şeyler olarak gördüler. Halbuki korunacak öyle tarihi şehirleri filan yoktu. Londra'lar, Paris'ler mesela, Roma'nın, Atina'nın, İstanbul'un yanında bebek bile sayılmaz. Ancak 19. yüzyılda şehir statüsü kazandılar. Korunup saklanan kıymetlerinin büyük bölümü 19. yüzyılda inşa edildi. Eğer koruyup saklamaya hayranlık duyma gözlüklerimizi çıkarıp baksak, pek de kıymetli şeyler olmadıklarını görürüz.
Hiçbir şeyi korumayalım, saklamayalım, demiyorum. Neyin korunmaya değer olduğuna karar vermek için elimizde bir cetvel olmadığını söylemeye çalışıyorum. Her şehirde bir şeyler, 19. yüzyıldan önce de, sonraki nesillere aktarılagelmişti zaten. Bazı şeyler ise yok oldu.
Neyin korunup nelerin tarihin çöplüğüne atılacağına karar veren bir tür doğal seleksiyona tabiydi şehirler. Ama hanidir şehir dokularına 19. yüzyıl akıllarıyla müdahale ediyoruz. Ortada bir tür seleksiyon mecburen var ama doğal bir seleksiyon değil. Neticede, koruma refleksiyle büyütülen çocuklar gibi gelişimi ketlenmiş, kırılgan ve sağlıksız şehirlerimiz oldu. Ve şehirlerin, hatta Prag, Paris filan gibilerin bile haline bakınca, akli seleksiyonun doğal olanı kadar akıllı olmadığını kolaylıkla söyleyebiliriz.
***
Berktay, hepimiz gibi, akıp geçen bir nehir. Akıp geçerken çocuklarına, öğrencilerine ve okurlarına bir yığın şey aktarıyor. Bir çoğumuzun kendisini dönüştürmesine katkı yapıyor. Onu okuyup, onun gibi olmuyoruz. Muhtemelen onun aklına bile gelmeyecek, hatta kendisinin bilmediği şeyler öğreniyoruz ondan, onun sayesinde.
Umarım, kendince kıymetli gördüğü şeyleri olduğu gibi muhafaza edip aktarma hayalini başkalarına aktaramıyordur. Çünkü -başka birçok 19. yüzyıl imalatı gibi- bu hayal, insanlığı bugün felç eden unsurların arasında yer alıyor.
Çocuklarımızın içinde yaşanabilir ve yaşlanılabilir yeni bir dünya inşa edebilmeleri için, önce bizim bu safralarımızdan kurtulmaları gerekiyor. Geleceğin şehirlerini yapabilmeleri için de...

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı