• $7,3732
  • €8,9822
  • 442.853
  • 1551.57
04 Ekim 2011 Salı

Cumhuriyetin performansı

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Mustafa Kemal bir Osmanlı paşasıydı.
İnsanlık tarihinin en büyük ayıbı olan Cihan Harbinden Türkiye'yi sakınmayı beceren İnönü, Osmanlı paşasıydı. İlk seçimde evet, hile yapmıştı ama ikincisinde efendice yenilmişti. Hatta daha sonra partide iktidarı kaybetmeyi bile içine sindirebilmişti.
Cumhuriyet projesini evcilleştirme projesinin ihalesini alıp, bu işi hakkıyla yerine getirmeye çalışan Bayar bir Osmanlı aydınıydı.
Daha saymayayım. Adam yetiştirme bahsinden imtihan edilirsek, İmparatorluğun - ölüm döşeğindeyken bile- bize fark attığı anlaşılıyor. E, toplumlar başka neyle imtihan olur ki?
***
Osmanlı'ya güzelleme düzmek aklımdan geçmez. Bence lüzumundan uzun yaşamıştı. Vakitlice ölseydi, bütün bölge bugünkünden daha iyi şartlara sahip olabilirdi. Buna mukabil, Cumhuriyetin ise müthiş bir fikir olduğundan şüphem yok.
Cumhuriyet müthiş bir fikir ama bizim tatbikatımız, Ahmet Hamdi Tanpınar, Münir Nurettin Selçuk, Nazım Hikmet, Peyami Safa kıratında adam yetiştiremedi. Hepsinin İmparatorluğun seri sonu mamullerinden olduğunu teslim etmemiz lazım.
***
Daha dün sayılır, 1994 Dünya Kupası'nda, Cezayir, Suudi Arabistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya mücadele ediyordu. Hepsi de İmparatorluğun periferisinden olan beş ülke. Biz ise seyirciydik. Neden hatırlıyor musunuz? Elemelerde sadece San Marino'yu geçebilmiş, Norveç, Hollanda, İngiltere ve Polonya'nın arkasında kalmıştık.
Hatırlıyorsunuzdur canım, bu bir kaza değildi, teamüldü. Hani şimdi mücadele ettiğimiz grupta ikinci olmaya dudak büküyoruz, kız voleybolcularımız ev sahibi Sırbistan'a tie-break setinde 5-1'den maç verince burun kıvırıyoruz ya, yirmi yıl önce bugünkü neticeleri hayal etmeyi bile hayra yormazdık. İmparatorluğun kıyısında kalmış olan Sırbistan'ı, Bulgaristan'ı herhangi bir alanda yenmeyi düşünmek, tımarhaneye kapatılmak için kafiydi.
İngiltere, Fransa veya Almanya değil kıyasa esas ülkeler. Hatta İtalya, İspanya, İsveç filan da değil... Hepsi uzun süre İmparatorluğun bir parçası olmuş, Türkiye Cumhuriyeti ile neredeyse aynı dönemde bağımsız birer varlık olarak zuhur etmiş olan ülkelerden söz ediyorum. Size tuhaf gelmez mi, Ukrayna, Letonya veya Kazakistan, Rusya'yı sabah akşam dövseler?
Hani şöyle dünyayı sallayan edebiyatçılarımız, dünya sahnelerinde çalan sanatçılarımız filan olsaydı, sporu ciddiye almadığımızı söyleyip yırtabilirdik. Ama olmadı. Bilim zaten rüyalarımıza bile girmiyordu.
***
Türkiye'nin coğrafi, demografik ve tarihi büyüklükleri hesaba katılacak olursa, kızlarımızın Avrupa Voleybol Şampiyonası'ndaki performansı beklenenden az yüksek, buna mukabil EURO 2012 elemelerindeki performansımız olması gerekenden az düşük. Yani atletizmden basketbola, spor alanında son dönemde işlerin normalleştiğini söyleyebiliriz. Ama diğer alanlarda, hala 1990'lardaki çoraklık baki.
Eğer göğsümüzü kabartacak mimarlar, biyologlar, oyun yazarları, reklamcılar yetiştirebilmiş olsaydık, Cumhuriyete övgüler düzecektik. Yetiştirememişsek...
Yetiştirememiş olmamızın sayısız sebebi, sayısız suçlusu var. Sebepler ve suçlular hakkında mutabakat sağlamamız müşkül görünüyor. Ama suçun kimlere nasıl paylaştırılacağı muhasebesine bir mola verirsek, bence şunu görmek zor değil: Eğer 1940'larda, 50'lerde, uluslararası arenada gurur duyabileceğimiz insanlar yetiştirebilmiş olsaydık, Türk, Kürt hepimizin göğsünü kabartacak insanlarımız olsaydı, malum Kürt meselesi de bu hale gelmezdi mesela.
İnsan yetiştirememişsek sebebi çok. Biri de mesela, memleketin yegane popüler sporunun, kabahatin faturasını ötekilere yollamak olması. Kimsenin başka gailesi yok. 'İnsan yetiştirmeyi nasıl becerebiliriz' sorusuna vakit ayıramıyoruz.
Ve biz şimdi, bu kafayla, anayasa yapacağız. Görünen o ki anayasadan, kabahati yeniden üleştirmesinden gayrı bir beklentimiz de yok. Neyin değişmesini bekliyorsunuz?

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü

Uludağ'a yerleşen çiftin kentten uzak sıra dışı hayatı