• $7,4109
  • €9,0261
  • 440.678
  • 1531.43
14 Şubat 2012 Salı

Bir fani savaş

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Herkes bir kutsal orduya nefer yazılmış, olup biteni kendi ordusunun merceğinden seyrediyor. Kutsal savaşlar da muhtelif.
MİT Müsteşarı yargının hedefine yerleşmişse, dünyayı Kürt meselesi zaviyesinden okuyanlara göre, olsa olsa Oslo görüşmeleri yüzündendir. Birileri müzakere imkanlarını berhava etmeye kararlı.
Yargı ve emniyet cemaatin arka bahçesi ya, her münafıklığı cemaatten bilenlere kalırsa, Fidan'ın ifadeye çağrılması da cemaatin tasarrufu olsa gerektir. Cemaat Erdoğan'a ayar vermeye çalışıyor olmalı.
Kimileri hala, hızla demokratikleşiyor olduğumuz masalıyla uyuyor (veya bizi uyutmaya çalışıyor). Vesayetçiler, her türlü vesayete baş kaldıran kahraman Erdoğan'ı, bu defa da has adamı Fidan'ın üzerinden vesayet altında tutmaya çalışıyorlar.
Kimileri de bölgede olup biten her melanetin Amerikan-İsrail ortak yapımı olduğundan şüphe etmiyor. MİT'teki MOSSAD hisselerini millileştirmeye çalışan Fidan'ın başına gelenleri İsrail'i hesaba katmadan anlayamayız.
***
İç içe geçmiş kutsal savaşlar hakkında düşüncelerimi, yeri geldikçe söyledim.
Kürt meselesi bir biçimde hal yoluna girdi. İçime sinecek bir yol olmasa da, ne edeyim ki hal bu. Çözüm yerleş(tiril)irken, zeminde ufak çaplı oturmalara ihtiyaç duyuluyor elbette. Bu amaçla her fırsat değerlendirilecektir. Mesela MİT etrafında kopan kıyamet de... Ama kıyametin bu amaçla kotarıldığını hiç zannetmiyorum.
Memlekette bir demokratikleşme, vesayete karşı bir istiklal savaşı filan görmediğim aşikar olmalı. Erdoğan'ı vesayet altında tutmaya heveslenen bir özne kaldıysa, o da cemaattir. Cemaatin her taşın altından olmasa da -bir tasarısı olan bir tür gizli cemiyet gibi örgütlendiği için- tabiatı icabı, hiç beklenmedik taşların altından çıkabileceğinden şüphem yok. Kürt meselesinde Erdoğan'dan farklı bir yaklaşımları var. Bölgenin yeniden tanziminde İsrail'in rolü hakkında da Erdoğan ile aynı paralelde olmadıklarını zannediyorum. Şu malum operasyondan bir fayda sağlamaya da çalışacaklardır ama... İşin onların işi olduğunu zannetmiyorum.
Amerika ve İsrail'in aynı projenin ortak müellifleri olduğunu düşünmek bana, hanidir, çok naif görünüyor. Bence çok aşikar ki, İsrail bölgede yalnız bırakıldı. İsrail de durumun farkında üstelik. Bu işler İsrail'in işine yaramaz.
***
Bence asıl mesele şu ki, bir de, hiçbir kutsal yanı olmayan, son derece dünyevi bir savaş sürüyor. Dünyanın hanidir ciddi bir yapısal krize tosladığını düşünüyorum. Dünya satrancının oyuncularının önemli bir bölümü, krizi savaşsız aşmak için çaba harcadılar. Ciddi menfaat kayıplarını bile göze aldılar. Ama hissettiğim kadarıyla, bir vakittir, ümitleri aşındı. Sürüp giden postmodern savaşın, büyük ölçekli bir sıcak kapışmaya evrilmesinin önlenemeyeceğini hissettiler. Hazırlıklarını ikmal ediyorlar. Sözünü ettiğim savaşın nabzı da bu bölgede atıyor üstelik.
Bu arada mesela, kutsal savaşlara cephanelik olmak üzere içi boşlatılmış olan hukuk sistemindeki sayısız bombadan birinin pimini, adamın biri çekiveriyor. Artık direktif aldığı biri var mı, yoksa büsbütün kendi marifeti mi, meçhul. Kutsal orduların her biri taarruza geçiyor. Sonra, sular durulduğunda, herkes kendi kayıplarının muhasebesini tamamladığında, çaresiz, 'bizimle kim oynuyor' diye sormak zorunda kalınıyor.
Kimsenin tasarlamadığı, sıradan bir gerçek savaşta taraf olmayı kendine yakıştıramayıp, kendi savaşını tasarlamaya, kendi savaşının kahramanı olmaya heveslenince insan, belki piyonluktan kale veya hatta vezir olmaya terfi edebiliyor. Ama oyuncu olamıyor işte.

<p>'Burası bizim topraklarımız. Ne  kadar yerli olursak o kadar sağlıklı bakarız'</p><p>Osman

Türkiye'nin Batılılaşma serüveni

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Malatya'da depremin izleri devletin yardım eliyle siliniyor