• $7,3798
  • €8,9426
  • 436.592
  • 1454.54
03 Temmuz 2012 Salı

Arap Baharı ve diğer şeyler

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Sudan yoğun nesneler suda batar. Taş sudan yoğundur. O halde suya düşen taş, batar. Anladığım o ki, yukarıdakini andıran akıl yürütmelere bayılıyor herkes. Sizin de aklınız kamaşıyordur muhtemelen, böyle yalın, sızdırmaz, budaksız, cilalı akıl yürütmelere.
Lakin...
Arapların suya atıldığını, Kürtçe'nin seçmeli ders olması halinde devletin de suya düşeceğini, Yunanlıların pekala çalışabilecekleri halde çalışmamayı tercih ettiklerinden battıklarını filan şaşmaz bir doğrulukla tespit ederek yorulduğunuzda, kendinizi denize veya havuza atıveriyorsunuz. Sizin bedeniniz de sudan yoğun. Ama batmıyorsunuz.
Ne oluyor? Sudan yoğun nesnelerin batacağını vazeden fizik kanunları da sizinle birlikte tatile mi çıkıyor? Zihniniz bunca doğruyu hazmedince bedeniniz hafifliyor da gerçeklik mi değişiyor? Yoksa mantık kuralları sizin yüzüp serinleyebilmeniz için geçerliliklerine mola mı veriyorlar? Ne oluyor da batmıyorsunuz?
Elbette böyle şeyler olmuyor.
Her doğru önerme bir köy, mantıksal çıkarımlar da bu köyleri birbirine bağlayan birer yol olsun. Gösterişli yollar ağının ulaşamadığı köyler var. Olan bundan ibaret.
***
İnsanoğlu bazı önermelerin doğru olduğunu binlerce yıldır biliyordu. Doğru önermelerden yola çıkıp doğru yolları izleyerek başka doğru önermelere ulaşabileceğini de... Doğru önermeler ülkesinin bütün haritasının çıkarılabileceği ve ülkenin bütün köylerine ulaşacak yollar yapılabileceği zannı ise çok yeni. 19. yüzyılın imanı bu. 19. yüzyılın kibri.
Okullar bu zannın kitle üretimini hala gerçekleştirip duruyor. Ve siz ne kadar okullanmışsanız, o kadar iman etmiş haldesiniz doğruluk ülkesinin haritasının çıkarılabilecek, hatta çıkarılmış olduğuna.
Halbuki 1931'de Gödel -başka şeylerin yanı sıra- herhangi bir biçimsel sistem marifetiyle çizilmiş her haritanın eksik olacağını ispatladı. Yani kendimizi suya attığımızda batmayabiliyorsak, en baştaki akıl yürütmede bir kusur olduğundan değil. Her yol sadece ülkenin bazı köylerine ulaşabiliyor. Hepsi bu.
Üzerinde ne kadar çok sayıda köy işaretlenmiş olursa olsun, her harita eksik. Daha mühimi şu ki, neresinin eksik olduğunu bilmiyoruz. O eksiklik, daha hassas aletlerimiz olsaydı ortadan kalkacaktı olan bir eksiklik değil. Bilgimiz eksik, çünkü haritayı tamamlayacak bilgi henüz yok. Var da biz bilmiyor değiliz, henüz mevcut olmadığı için bilmiyoruz.
Araplar suya atladılar. Veya düştüler. Veya düşürüldüler. Çırpınıyorlar. Yüzmeyi öğrenebilirlerse suyun üstünde kalacaklar. Öğrenip öğrenemeyeceklerini ise bilmiyoruz.
Ama şunu bir süredir biliyoruz: Kayda değer olan, anlamlı olan her şey, haritanın eksik bölgelerinde -yani teknik tabirle kaosun eşiğinde- meydana geliyor. Sadece sonunu bilmediğimiz hikayelerden yazılıyor tarih. Ne gibi yolların açılmasına sebep olacağını kestiremediğimiz, Kürtçe'nin seçmeli ders olması gibi... AB'yi nereye sürükleyebileceğini kimsenin bilemediği Yunanistan gibi...
***
Sudan yoğun cisimlerin batacağı türünden bilgilere bayılıyorsunuz. 'Ama suya düştüğünüzde batmıyorsunuz' dendiğinde öfkeleniyorsunuz bu yüzden. Nadide haritanızın eksik olduğu iddiasına inciniyor, çaresizleşiyorsunuz en azından. 'Bırakalım seni okyanusun ortasına da batma görelim' türünden itirazlar imal ediyorsunuz. Evet, okyanusun ortasında suya düşen -suyun üstünde kalabildiği sürece bir yardım gelmezse- yüzerek kıyıya da ulaşamayacağı için, sonunda batar.
Sonunda!
Sonunda Araplar da batacak zaten. Güneş, kütlesini tüketip patlayacak ve muhtemelen o güne kalmadan dünya batacak. Benden duymuş olmayın ama o günü göremeyeceksiniz, çünkü siz çok daha önce ölmüş olacaksınız. Şimdilik hayat denizine düşmüş, çırpınmaktasınız. Sonunda ölecek olmanız, nasıl bir hayatınız olacağına dair bir şey söylüyor mu?
Sonunda ölecek olmanız tartışılmaz bir doğru. Doğru olması, dile getirilip durmasını manalı kılmıyor. Ama pardon, siz de muhtemelen, tartışılmaz doğruları hayattan daha çok seviyorsunuz, daha kıymetli buluyorsunuz değil mi?

<p>Milli Savunma Bakanlığı, bir NATO uçağına ilk kez gece görevi esnasında havadan yakıt ikmali sağl

İlk kez bir gece görevi esnasında NATO uçağına yakıt ikmali yapıldı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları