• $7,376
  • €8,9718
  • 442.013
  • 1554.75
12 Temmuz 2012 Perşembe

Alman okulları

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Lise çağındaki Almanlar'ın büyük bölümü demokrasi ile diktatörlük arasındaki farkı bilmiyormuş. Hitler'in diktatör olduğunu bilmedikleri gibi, mevcut Almanya'nın demokratik olduğunun da farkında değillermiş. Birleşme öncesindeki Doğu Almanya'yı da, herhalde adında demokrasi kelimesi var diye, demokrasi zannediyorlarmış. Filan...
Araştırmadan söz eden herkeste bir şaşkınlık, bir telaş. Bizim okullarımızda hal farklı değil. Biliyorduk. Araştırmaya bile ihtiyacımız yok. Ama bu ölçekte bir işgörmezlik hali ancak bize mahsus olabilirdi. Hadi Yunanistan veya İtalya'da olsa bağrımıza taş basıp katlanalım. Lakin Almanya'da... İşte bu olmaz.
Araştırmadan söz eden herkes, üstelik ziyadesiyle tedbirli de... Haksız sayılmazlar. Alman okullarının hali üzerinden biraz fazla genelleme yapmaya kalksam mesela... Benzer bir araştırma Türkiye'de yapılsa ve benzer neticeler alınsa fütursuzca söyleyebileceğim lafları Almanlar için söylesem... Almanlar'ın bile müstehak göremeyeceği şiddette taarruzlara göğüs germeyi göze almam lazım. Bize mi düşmüş Almanlara laf etmek? Eğer lazımsa onlar kendilerini bir güzelce eleştirirler, öyle değil mi?
Değil ama. Mesela araştırmayı yapan Alman profesörün bizzat kendisinin, araştırmasının neticeleri hakkındaki yorumları çok zavallı. Olup bitenden haberdarmış bile görünmüyor.
***
Daha dün sayılabilecek bir geçmişte, mesela 1970'lerde, ortalama bir Alman evi bile teknolojik ve sosyal açıdan ortalama bir Alman okulundan yoksuldu. Okul, hemen her çocuk için, evden çok daha zengin ve çeşitli yaşantılar vaadeden bir mekandı. Diplomanın kayda değer bir sosyal statü ve ekonomik kazanç vaadi vardı. Ve saire... Dolayısıyla bizim okul ile ilişkimiz, şimdiki öğrencilerin okul ile ilişkisinden mahiyet olarak farklıydı. Okulun ürettiği varsayılan faydayı, aslında okul ile öğrenci arasındaki o ilişki üretiyordu. Her daim, her meselede hep öyle olur. Güzellik, kendi hesabına on para etmez. İşi yapan, değer yaratan aşığın aşkıdır.
Dolayısıyla mesele Almanlık, Türklük meselesi filan değil. Evrensel bir problem var. 'En güzel benim' diye ortalarda dolaştığı dönemlerde de pek güzel bir şey değildi okul ama şimdilerde ziyadesiyle yaşlandı. Lakin yeterince güzel olmaması dert değil, yeni nesilleri kendisine aşık edemiyor olması dert. Okul denen teknolojinin miadı doldu. Elbette sadece yukarıda değindiğim sebeplerle de değil. Daha bir yığın boyutu var meselenin. Mesela Alman öğretmenler de yeni teknolojiler karşısında, öğrencilerine kıyasla çok daha hazırlıksızlar. Sosyalleşmeden öğrenmeye kadar hayatın okulla alakalı hemen her boyutunu tepeden tırnağa yeniden tarifleyen teknolojilerden söz ediyoruz, Mesela otomobil lastiği teknolojisi gibi, okulun bitaraf kalabileceği teknolojilerden değil.
***
Okul, içinde yaşadığımız, şekillendiğimiz, alıştığımız, muhafaza etmeye çalıştığımız düzenin kilit taşıydı. Okulun çöküşü bir yandan her şeyin çöktüğünün işareti yani. Öte yandan, okulu onaramayacağımızı emniyetle söyleyebiliriz.
Okuldan söz ediyorum, eğitimden değil. Eğitim denen şeye, muhtemelen eskisinden de daha çok ihtiyacımız var. Ama okula yok. Bu zaviyeden bakınca, 4+4+4'ler, Kürtçe eğitimler, Milli Güvenlik veya Kuran dersleri vesaireler etrafında koparttığımız fırtınalar komik görünüyor.
Lüks içinde ömür tüketmiş, çok varlıklı olduğunu zannettiğimiz biri mevta olmuş. Çok büyük olduğundan şüphe etmediğimiz mirasından hisse kapmak ümidiyle sahte akrabalık belgeleri düzenliyor, rakiplerimizin benzer iddialarını çürütmek için olmaz rüşvetler ödüyoruz. Hatta onları bertaraf etmek için kiralık katiller filan tutuyoruz. Halbuki birkaç gün sonra, vasiyet açıklandığında, mevtanın müflis olduğunu öğreneceğiz.  Galiba şimdiden hissediyoruz, sandıkta bir şey kalmadı. Ama dövüşmeye o kadar tiryaki olduk ki, okulun bir kıymeti kalmadığını teslim etmek işimize gelmiyor. Dövüşmeye değer bir hasılat olmadığını kabul edersek, dövüşme hevesimizi nasıl koruyabiliriz ki?

<p>Bir önceki PPK toplantısında faizler yüzde 15'ten yüzde 17'ye yükseltilmişti. Ekonomistler, Merke

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen Horma Kanyonu muhteşem manzaralar sunuyor

Enerji timlerinin zorlu öesaisi