• $ 5,711
  • € 6,4039
  • 258.588
  • 98591.5
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Çatışmalı konsensüs

Bizim toplumumuzda, bilhassa belli bir siyasal gelenek içinde ne kadar çok sözü edilirse edilsin konsensüse/uzlaşmaya karşı bir tahammülsüzlük vardır. Bunun bir suçlama olarak söylenmediğini göstermek için tersinden ifade etmek de mümkündür: Farklılaşmaya, çatışmaya(burada daha çok kendi farklılıklarını korumak sürdürmek için ileri sürülen talepleri, beklentileri karşılamak için ortaya konan çekişme ve mücadeleler kastedilmektedir) karşı, ortada ne kadar kabullenmez bir tavır, hoşgörüsüzlük varsa, uzlaşmaya da o kadar uzak durulmakta olduğunu söylemek yerinde olur.
Neden böyledir sorusunun cevaplarından biri, son yüzyıllık siyasal tecrübenin içinde bulunabilir. Devlet içindeki ‘iktidar blokunu’ dengeleyecek sivil anlayışın, toplumsal ideolojinin politik olarak mahkum edilmesinin burada önemli bir rolü bulunmaktadır; dolayısıyla homojenleştirmeyi, resmi toplumun temel misyonu olarak gören anlayış, farklılaşmalara tahammülsüz bir karaktere sahip olagelmiştir.

Bu neyin kafası?

Türkiye hakim medyasının, büyük sermayesinin, resmi aydınların, hatta kendini sol diye takdim eden sosyalizan çevrelerin yaklaşık on beş yıla doğru uzanan AK Parti iktidarına ve bilhassa bu siyasi çizginin siyasi lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı gösterdikleri tahammülsüzlüğe, uzlaşmaz tutuma onların bireysel tavırları olarak bakmak yetersiz bir yaklaşımdır. “Sınıfsal konumları, ideolojik ve politik inançları itibariyle faşizmden, sol eğilimlere kadar uzanan bu kadar farklı grubun bir araya gelmesini sağlayan şey, onları birleştiren husus, varoluş itibariyle kendi ‘monolitik toplum tasavvurlarında’ yeri dahi olmayan farklı bir düşüncenin/inancın temsilcilerinin demokrasi sayesinde iktidara yerleşmiş olmalarıdır. Bu durumda onların, demokrasiye karşı tavır almaları, sandıktan çıkan iktidarların demokrasiyi temsil edip etmediğini tartışmalarını anlamak gerekir.”
Uzlaşma fikrinin oluşması, bu yönde bir kanaatin hasıl olması her şeyden önce kendisiyle özdeş olmayan toplumsal olarak ‘farklı var oluşların’ kabulüyle başlayan bir süreçtir. “Türk siyasal kültüründeki hakim anlayış monolitik nitelikte olduğu için uzlaşmaya kapalıdır, bu bakımdan sözü çok edilmesine rağmen uzlaşma diye tanımladıkları şey, politik tahakküm geleneğinin kendi anlayışının kabul ettirilmesi şeklindedir.” Oysa uzlaşma, ‘farklı olanın varlığını kabul ettikten’ sonra, ortak müştereklerden kalkarak, tarihsel şartlar içerisinde yani değişime açık bir ortak zeminde hareket etme girişimidir.
Siyaset bilimci Jonathan White müşterek olanın nasıl oluştuğu konusunda minimalist, maksimalist ve bunların ortasında bir yerden söz eder. Burada soru ‘kollektif bağın’ yani müşterekliği oluşturanın nasıl tespit edileceğidir. Buna göre minimal olan ortak maddi çıkar ve güvenlik, maksimal olan ise kültürel temeldedir. White, bunların her ikisinin de önemli olduğunu fakat bunların üzerinde gelecekte ‘birlikte yaşamaya’ dayanan bir anlayışı benimsemenin gerekli olduğundan bahseder.

Farklılık ve çatışma

Kendisiyle toplumsal olarak özdeş olamayanların var oluşunun kabul edilmesi, ‘gelecekte birlikte yaşamaya dayanan anlayış’ uzlaşmanın temeli olduğu kadar, gelecekte bu farklılıkların siyasi mücadelesini, çatışmasını da işin içine katarak, demokratik mücadeleyi ‘uzlaşma içinde çekişmeye’ götürecektir. “Demokratik çoğulculuk denilen şey, bu farklılıkların yeni fikir ve siyaset üretmesini mümkün kılarak, toplumun daha üst düzeyde yeni bir siyasal entegrasyon oluşturmasına fırsat sağlayacak anlayışa dayanır. Günümüzde demokrasi, giderek daha fazla çatışmacı konsensüse dayanmaktadır."
Türkiye’nin kutuplaştığını söyleyenler,’ dışarda dostların sayısını artırmak önemlidir ama içerde de uzlaşma aransın’ diyenler, öncelikle siyasi bir zatiyet olarak farklı siyasi öznelere kapalı monolitik zihniyetin uzlaşmaya yatkın olmadığını görüp, o anlayıştan uzaklaşacak bir tavra yönelme, bir değişim yaşama ihtiyacında olduklarını fark edebilirler mi acaba?

<p>Akşam TV´nin toplumun nabzını tutmak için oluşturduğu ´Kırmızı Mikrofon´ ekibi, bugünkü bölümde v

15 Temmuz Gecesini Gözyaşlarıyla Anlattılar!

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Türkiye'de nadiren rastlanıyor... Sivas'ta görüntülendi!

İkinci el otomobilde etiket kumpası can yakıyor