• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
18 Mart 2013 Pazartesi

YGS 2013 öncesi bazı istatistikler...

Geçen seneye kıyasla sınava girecek aday sayısında 50 bin kişilik bir artış var. Bunu sıradan bir artış olarak görebiliriz. Sınava girecek aday sayısında 2016 ÖSYS'de büyük artış olacak, zira 4+4+4 yasasıyla zorunlu hale gelen lise eğitimi nedeniyle o seneden itibaren liselerden yaklaşık 400 bin fazla mezun çıkacak. Bu da rekabeti kızıştıracak.
Geçmiş yıllardaki verilere paralel düşünecek olursak, 2013 YGS'ye girecek adaylardan yaklaşık 1 milyon 700 bini temmuz ayında tercih yapabilecek barajları aşacak, ancak bunların daha sonra 1 milyon 100 bin kadarı tercih hakkını kullanacak.  Bir diğer deyişle tercih yapma hakkı kazanan her yüz adayın neredeyse kırkı tercih yapmadan yarıştan çekilecek. Burası işin talep tarafı, bir de arz tarafına bakalım.

KONTENJAN İÇİN REKABET

Geçen sene örgün lisans ve önlisans programlarındaki toplam kontenjan 721 bin 925 idi. Bu sene açılan yeni üniversite ve programlar ile bu sayının 750 bin civarında olacağını öngörebiliriz. Bu durumda tercih kullanacak yaklaşık 1 milyon 100 bin adayın, 750 bin kontenjan için birbiriyle rekabet ettiği  bir yarıştan bahsediyoruz. Tüm kontenjanların dolması durumunda, tercih kullanan ve üniversiteli olma konusunda ciddi niyet ortaya koyan her yüz öğrenciden yaklaşık 68'i hedefe ulaşabilecek. Ancak 750 bin kontenjanın tamamının yeterince talep görmesini bekleyemeyiz. Vakıf üniversitelerinin bazı paralı kontenjanları ile devlet üniversitelerindeki popüler olmayan bölümlerin (fizik, biyoloji, su ürünleri vb) son yıllarda boş kaldığı dikkate alındığından 750 bin kontenjandan yaklaşık 90 bininin dolmayacağını söyleyebiliriz. En son noktada istatistikler bizi, Türkiye'nin üniversiteli olmak isteyen her 100 vatandaşından yaklaşık 60'ını üniversitede örgün öğretime yerleştiren bir yükseköğretim sistemine sahip olduğu sonucuna getiriyor. Geri kalan 40 kişi için açık öğretim yolunun açık olduğu hatırlatmak isterim.
Yukarıdaki sayılara bakış açısına göre yüksek öğretim sistemimiz hakkında farklı sonuçlar üretilebilir. Örneğin ÖSYS'ye başvuran sayısına göre düşünecek olursak her yüz adaydan 36'sı üniversiteli olabilirken, tercih kullanan, yani gerçek niyet gösteren aday sayısına göre baktığımızda her yüz adaydan 60'ı hedefe ulaşıyor.

REHBER ÖRETMENLERE MESAJ

Şimdi gelelim ÖSYS'ye başvuranların eğitim durumlarının detaylarına. 2013 ÖSYS'ye başvuran adayların yüzde 40'ı lise son sınıfta, yüzde 30'u liseden mezun olup daha önce üniversiteye hiç yerleşememiş olanlar, geri kalan yüzde 30'u ise ya üniversite öğrencisi ya da üniversite mezunu. Buradan çıkan sonuç açıkça ortada. Ülkemizde üniversitelerde okuyan ya da üniversiteden mezun olanlar arasında zamanında yaptığı tercihten mutlu olmayan ve şansını ÖSYS'de yeniden denemeye çalışan geniş bir kitle var. Buradan rehber öğretmenlere çıkan açık bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Gençlerimizin hatrı sayılır bir bölümünün "doğru tercih" yapamadıkları anlaşılıyor.
İstatistiklerde dikkat çeken diğer bir nokta ise lise son sınıftaki adayların sayısı ile üniversitelerdeki örgün kontenjan sayısının birbirine yakın olması. Eğer YGS/LYS'de sistem SBS gibi olsaydı, yani adayların liseden mezun oldukları sene yaşamlarında sadece bir kez üniversiteye yerleşme şansları olsaydı, bu durumda neredeyse ideal bir yükseköğretim sistem kapasite planlamasından söz edilebilirdi. YGS'ye girecek tüm adaylara başarı dileklerimle...

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor