• $8,4047
  • €10,1808
  • 506.756
  • 1460.86
06 Mayıs 2013 Pazartesi

Ülkemizin yükseköğretime geçiş serüveni - 2

Geçen hafta ortaöğretimden yükseköğretime geçişte Türkiye'nin son 50 yıl içinde yaşadığı gelişim ve değişimleri ÖSYM'nin web sitesindeki bilgiler çerçevesinde özetlemeye başlamıştım. Devam ediyorum.
1974'te Üniversiteler Arası Kurul tarafından ÜSYM'nin kurulmasıyla birlikte ülkemiz merkezi yerleştirme uygulamasıyla tanıştı. O tarihten itibaren adaylardan yükseköğretim programlarına ilişkin tercihleri toplanıyor ve adaylar puanlarına ve tercihlerine göre yükseköğretim programlarına merkezi olarak yerleştiriliyorlar. Merkezi yerleştirmede 1999 önemli bir yıl. 1999'a kadar, adaylar henüz sınava girmeden yani henüz puanlarını bilmeden tercihlerini belirlemek ve sınav sırasında tercih formlarını ÖSYM'ye teslim etmek zorundayken, 1999'dan başlayarak önce sınav sonuçları açıklanıyor, ardından adayların tercih formlarını oluşturarak ÖSYM'ye bildirmeleri isteniyor. Bu değişiklik ile her sene temmuz ayında yaklaşık üç-dört hafta süren "tercih dönemi"ni heyecanla yaşıyoruz. Televizyonlarda yayınlanan tercih ve üniversite tanıtım programları, gazetelerde göze çarpan üniversite ilanları, internette kullanıma açılan tercih robotu/motorlarının hepsi 1999 sonrasında yaygınlaşan uygulamalar. Şöyle bir düşündüm. 1988'de ÖYS'ye (şimdiki LYS) girmeden önce dershanedeki deneme sınavlarını baz alarak tercih formumu doldurmuş ve sınav sırasında teslim etmiştim. Puanlarımı bilerek tercih yapmış olsam acaba aynı tercihleri mi yapardım, hiç sanmıyorum. 1999 sonrası uygulamanın adayların daha bilinçli ve isabetli tercihler yapabilmesinin önünü açtığını düşünüyorum.
***
Şimdi gelelim Ortaöğretim Başarı Puanına. 1982'de yürürlüğe giren 2547 sayılı kanunun 45. Maddesi uyarınca, o yıldan itibaren ortaöğretim kurumlarından adayların diploma notları toplanıyor ve bu notlar Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) adı altında belli ağırlıklarla sınav puanlarına katılıyor.1999-2012 arasındaki 14 yıl boyunca adayların lise diploma notuna bağlı olarak hesaplanan OBP, liselerin sınav başarısına göre ağırlıklandırılarak Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP) adıyla kullanıldı. 2012'de yürürlüğe giren 4+4+4 kanunu sonrasında 2013'ten başlayarak ağırlıklandırmadan vazgeçildi.
Bu noktada daha önce bir kaç yazımda dile getirdiğim OBP'nin standartlaştırılması konusuna vurgu yapmak istiyorum. ÖSYM, 2003 yılında OBP hesaplanmasında standart puan aralığı uygulamasını başlatmıştı. Bu sayede lisenin birincisine diploma notu ne olursa olsun en yüksek OBP olan 100, sonuncusuna ise en düşük OBP olan 50 veriliyordu. 2013'ten itibaren standartlaşmadan vazgeçildi. Sıkı not veren lisenin notu ile bonkör lisenin notu eşdeğer sayıldı.
ÖSYM, 1987'den başlayarak adayların tercih etmek istedikleri bölümlerin puan türlerine göre belli testleri cevaplama, diğerlerini cevaplamama serbestisini getirdi. 1999-2005 arasındaki 7 sene bunun dışında  kalıyor. Zira o yıllarda yapılan ÖSS'lerde sorular sadece ortak müfredattan çıkıyordu.
Kamuoyunda çok tartışılan, farklı lise türleri ve alanlarına farklı katsayı uygulamasına gelirsek, 1999'dan iitibaren ortaöğretimdeki alanlardan mezun olanların aynı alandaki yükseköğretim programlarına yerleştirilmelerinde OBP'nin daha yüksek bir katsayı ile çarpılması uygulamasına geçildiğini görüyoruz (0,2/0,5; 0,3/0,8; 0,12/0,18). Her ne kadar sadece meslek liseliler ve imam hatiplilerin yaşadığı zorluklar ile hatırlanıyor olsa da, örneğin hukukçu olmak isteyen sayısalcılar ya da gazeteci olmak isteyen eşit-ağırlıkçıların da "önünü kapatan" bu uygulamadan 2012'den itibaren vazgeçildi. Kanımca çok da yerinde oldu.
Geri kalan detayları haftaya tamamlayacağım.

<p>Irak'ın kuzeyinde icra edilen Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım operasyonları kapsamında tespit edil

Kuzey Irak'ta 5 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi

WhatsApp mesaj iletme özelliğini sınırlandırdı

Kirpikleriyle dünya rekoru kırdı

F.Bahçe'de beklenmedik ayrılık! Hem de şaka gibi rakama