• $8,2793
  • €10,0205
  • 482.968
  • 1427.73
05 Kasım 2012 Pazartesi

Başlarken...

Değerli AKŞAM okuyucuları. Bugünden başlayarak pazartesi günleri, öncelikle yükseköğretimle ilgili konular olmak üzere ülkemizin ve dünyanın eğitim gündemiyle ilgili görüşlerimi bu köşede sizlerle paylaşacağım. Öngörülen frekans haftada bir de olsa, ülkemizdeki eğitim gündeminin sık sık ısınabildiğini hatırlarsak, bazı dönemlerde Sizlerle daha sık bir araya geleceğimizi düşünüyorum. Ayrıca mensubu olduğum üniversitede yürüttüğümüz araştırmaların sonuçları ve bazı özel araştırma/haber dosyaları ile eğitimle ilgili bilinmeyen ve merak edilen konulara ayrıca temas etmeyi hedefliyorum.
Tanımı ve uygulaması gereği gazetedeki köşe yazıları tek yönlü bir iletişim kanalıdır. Ancak günümüzün iletişim şartları ve gerekleri çerçevesinde sizlerin görüşlerini ve önerilerini özellikle bilmek, çalışma ve yazılarımın konularını buna göre şekillendirmek isterim. Bana e-posta adresimden ulaşmanızı dilerim...

Özerklik ve olgunluk
Yaklaşık üç hafta önce, üniversite genel sekreterlerinin davetli olduğu ve YÖKSİS'in tartışıldığı bir toplantı için Ankara'daydım. YÖK'ün içinden geçtiği kurumsal dönüşümü doğrudan YÖK yetkiliklerinden dinledik. Söylenenler gelecek için ümit vericiydi. Umarım masa başında hazırlanan planlar pratikte hayata geçirilebilir, siyasi ve akademik ego ve oyunlara (her seviyede) takılmadan yüksek öğretim sistemimizin kılcal damarlarına kadar seyrelmeden ulaşabilir. 
YÖK'teki toplantının ardından, TED Üniversitesi'nin kurucu rektörü Prof.Dr. Öktem Vardar'ı ziyaret ettim. Yöneticilik kariyerinde Boğaziçi ve Işık Üniversitelerinde rektör yardımcılığı, YÖK üyeliği ve TÜBİTAK yönetim kurulu üyeliği bulunan Öktem Vardar, her ne kadar Boğaziçi'nde hocam olmamış olsa da, 2006'dan bu yana yaptığımız ortak çalışmalarla düşünce sistemime hep yeni boyutlar kazandırmış bir kişidir. Kendisiyle sohbetimiz, mensubu olduğumuz kurumlarla ilgili mikro konuların ardından üniversitelerin geleceği ve yeni YÖK yasası üzerine odaklandı. Üniversitelere tanınacak özerkliğin seviyesini tartışırken 'Olgunluk' kavramı öne çıktı. TDK Sözlüğü'nde 'bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu, yetkinlik' olarak tariflenen olgunluk hem bireyler hem de bireylerden oluşan kurumlar ve hatta tüm toplum için yorumlanabilecek bir kavram. Tartışılan konu özerklik olunca, olgunluk doğrudan akla geliyor, zira yetki kullanma hakkına sahip kişi ya da kurumların bunu  etkin şekilde kullanmaları ve suiistimal etmemeleri, bulundukları olgunluk seviyesiyle doğrudan ilişkili. İşte bu nedenle, eğitimin her kademesi için gelecek planlanırken olgunluk kavramının öncelikle sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.

ÖNCE EMİN OLALIM
Ortaöğretimden yükseköğretime geçişte merkezi sınavlardan vazgeçilmeli derken, tüm okullarda öğrencilere eşit kriterler ve ciddiyetle not verildiğini varsayarken (AOBP-OBP), her üniversitenin kendi öğrencisini seçmesi gerektiğini savunurken, üniversitelerin öğretim eleman/üyelerinin seçimi ve yükseltilmesinde özerk olması gerektiğini öngörürken, ilgili kişi/kurum/sistemlerin yeterince olgun olduğundan, kurallara uyma disiplininin, merhamet/çıkar parametrelerine yenik düşmeyeceğinden emin olmak gerekiyor.
Olgunluklarına uyumsuz şekilde kişi ve kurumlara tanınacak özerkliğin, kronik bir not/diploma/derece/unvan enflayonuna neden olacağı asla unutulmamalıdır.

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan son dakika açıklamasına göre, Irak kuzeyindeki Pençe-Şimşek

2 PKK'lı terörist SİHA'larla etkisiz hale getirildi

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı