• $ 5,9252
  • € 6,5421
  • 281.597
  • 95257.6
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bir CIA uşağının anatomisi

Sanırım anlamışsınızdır Fetullah Gülen’den bahsedeceğimi. 15 Temmuz’un daha iyi anlaşılabilmesi için bu adamın kim olduğunu, geçmişten bugüne yaptıklarını ve kimlere hizmet ettiğini masaya yatırmak mutlaka gerekli…

1980 öncesinin en ateşli vaizlerinden biriydi O. Dönemin Cumhurbaşkanı’na ve Genelkurmay Başkanı’na yaptığı hakaretlerle ünlüydü. 12 Eylül’de darbe oldu, herkes içeri atıldı, ama o bir türlü bulunamadı. 1983’te tekrar ortaya çıktı. Üç yıl boyunca ne yaptı, kimlerle görüştü, belli değil.

Darbe yılları aslında bir dönüm noktasıydı. 1983’te tekrar ortaya çıktığında sarığı kafasından, cüppeyi sırtından atmıştı. Hızla yükselmeye başladı. Ülkenin dört bir yanında pıtrak gibi ortaya çıkan okullar, ışık evleri ve yurtları takip edebilmenin imkânı yoktu. İlk işaret o yıllarda geldi. Fetullah Gülen, oralarda Kur’an-ı Kerim değil, risalelerin okutulması emrini verdi.

1986’da Zaman Gazetesi’ni yayın hayatına soktu.

Arkasından öyle bir itilmişti ki, ışık hızıyla büyüyordu. Azerbaycan ve Gürcistan’dan dış geziler başlattı. Yabancı ülkelerde şirketler, okullar, üniversiteler açtı. Kazakistan’da 2 yılda 29 lise oluşturdu. Demirel’in Nazarbayev’e yazdığı tavsiye mektupları sonucu, Süleyman Demirel Üniversitesi’ni kurdu. Ardından Afrika, Balkanlar, Avrupa ve Amerika’ya açıldı. Çok kısa sürede dünyada okul açılmayan ülke kalmadı. 1990’larda alt yapı tamamladı. Küresel bir güç haline geldi.

O yıllarda, Türkiye’deki en büyük destekçileri İshak Alaton ve Üzeyir Garih gibi isimlerdi. Özellikle Üzeyir Garih anahtar görevi görüyor, bunları öve öve bitiremiyor, “cemaat” denilen yapıya kapanan bütün kapıları açıyordu. Sonra ne olduysa oldu, Garih öldürüldü. İlginçtir, “cemaat” denilen o güçlü yapı, katillerin peşine düşmedi!

O günlerde CIA raporları ortaya çıkmaya başladı. Onlardan birinde “Amerika, F.G sayesinde Orta Asya’ya bomboş bir İslamiyet götürdü” ifadesi yer alıyordu. Ardından durumu gören Rusya ve Özbekistan, “CIA’ya hizmet ediyorlar” diye açıktan Gülen okullarına savaş açtı.

Biz ise, algı operasyonları altında büyülenmiş gibiydik. Görmüyorduk, görmek istemiyorduk.

H H H

Herkesle iyi geçinen Gülen’in, Erdoğan’dan önce rahmetli Erbakan’la da yıldızı barışmadı. Bu yüzden 28 Şubat’ta çok etkili bir rol oynadı. Askerlerle el ele verip, REFAHYOL Hükümeti’ni ortadan kaldırdı. O arada, askerin içinden cemaatin üzerine yürümek isteyenler oldu. Karşılarına Bülent Ecevit dikildi. Belki de önceden planlanmış bir oyundu bu. Gülen, hemen Amerika’ya uçtu. Askerin üzerine yürüyüp yok etmek istediği bir din adamı görüntüsüne büründü. Bu gerekçeyi kullanan müritleri tarafından ilahlaştırıldı.

Buna karşılık, askerle el ele operasyonlara devam etti. Devletle hiçbir problemi olmayan cemaatlerin üzerine yürüdü. Onlara kumpaslar kurdu. Mesela İhlas Finans’ı bunlar batırdı.

Amerika, O’nu çok rahatlattı. Artık kontrol edilemiyordu. Yandaşlarının “Anavatan” adını verdikleri bir ülkede, faaliyetlerini daha fütursuzca yürütüyordu. Nitekim, Erdoğan 2012’de kendisini Türkiye’ye davet ettiğinde çıldırdı. Hemen medya ayağını devreye sokup, Erdoğan’ın üzerine saldı.

H H H

Adam, bir yandan algı operasyonları yürütüp, “AK Parti iktidarının önünü biz açtık” propagandası yaptı, diğer yandan önüne kim çıkarsa yok etti. Necip Hablemitoğlu’nu bunlar öldürdü. Muhtemelen Aytunç Altındal’ın şüpheli ölümünün arkasında yine bunlar var.

Gülen, aslında din adına İslam’a savaş açmış bir piyon. 1998’de Papa’ya gönderdiği mektupta, “Papalık Konseyi’nin (PCID) bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz” ifadesiyle, İslam düşmanlarıyla işbirliği yaptığını açıkça itiraf etti. Kur’an-ı Kerim’deki “Allah indinde tek din İslam’dır” ayetine yasak getirdi. Kiliselere destek verdi. Bir “Dinler arası diyalog” safsatası uydurdu, “Dinler buluşuyor, biz kardeşiz” sözlerini “Müminler kardeştir” ilkesinin önüne geçirdi.

Daha sonra Erdoğan’ın uzaklaştırdığı Mehmet Aydın’ı Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanlığı’na getirtip, “Kur’an-ı Kerim’in değişmesi gerektiği” açıklamasını yaptırdı.

Gülen, İslam’ı çarpıtıp, din adına “din cahilleri” üretirken, maalesef bizim ilahiyatçılarımız sessiz kaldı. Çoğu mevki ve makam kapabilmek için Pensilvanya’ya selam durdu.

Hedef sadece Türkiye değildi, aynı zamanda İslam coğrafyanın bütünüydü. Hem Türkiye’yi bitirip teslim alacak, hem de kukla bir halife olarak Ankara’ya gelecekti. İslam Dünyası’nı peşine takıp, Batı’nın kölesi yapacaktı. Attığı her adımda görünüyordu bunlar. Amerika, CIA ve Vatikan’a bizden daha yakındı bu adam. Bakın Erdoğan düşmanlığı yaparken Batı’ya övgüler düzen sözlerine, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız!

Nihayet Allah bu millete yardım etti. 40 yıllık gafletin bedelini 15 Temmuz’da kanla ödedik biz. Çok büyük bir oyunu bozduk. İşte o yüzden 15 Temmuz bir Çanakkale ve bir Kurtuluş Savaşı kadar önemlidir!

Tarih zaten yazacak bunları. a

<p>Türkiye´nin Suriye sınırındaki Barış Pınarı operasyonunu protesto eden 600 kadar terör örgütü yan

Almanya´da terör destekçileri iyice azıttı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

'Üçlü pist' ABD'den sonra ilk kez İstanbul'da uygulanacak

Baraj suyu çekilince insan kafatası ve kemikleri ortaya çıktı