• $ 5,7086
  • € 6,408
  • 258.588
  • 98028.5
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bir aysberg olarak Türkiye Cumhuriyeti...

Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki AK Parti hareketinin hakim parti olmasının nedenleri Osmanlı’nın son safhası ve Cumhuriyet döneminin objektif bir analizi yapılmadan anlaşılamaz. AK Parti’nin sadece girdiği tüm seçimleri kazanması ve önüne çıkarılan tüm engelleri aşması dahi, onun fonksiyonunu anlamak için kâfi gelmez.

Osmanlı ve Türkiye Batı’nın kurucu ötekisidir. Batı uygarlığı Osmanlı ile mukayesesi ve onunla mücadelesi üzerinden kendisini kurabilmiştir. Bu sadece askeri/teknolojik bir başarı üzerinden okunamaz. Batı, Doğu’nun lider ülkesi Osmanlı’ya kendi kültür müktesebatını özümsettiği kadar kendini başarılı görmüştür. Bu hem güvende hissetmesini, hem de üstünlük psikolojisini kurmasını sağlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Batılı yönetim biçmini ve sonrasında NATO/AB üzerinden onun vesayetini kabul ettiğinde, jeopolitik anlamlar ile diğer pskolojik unsurlar eşit derecede önemliydi.

Cumhuriyet, Atatürk, Menderes, Özal ve Erdoğan çizgisiyle bağımsızlıkçı adımlar attığında, bu her zaman Batı için kritik olmuştur. Atatürk’ün yaşaması halinde 1938’den 1990’lara kadar nasıl bir Türkiye şekillenmesi olacağını bilemiyoruz. Türkiye oluşan fırsatları belki daha iyi değerlendirecekti. Erken dönem çok partili hayata geçme teşebbüsleri ve Hatay pratiği böyle bir fikri bizde uyandırıyor. Yani artık herkes için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aktüel tartışmaların içinden alıp, tarihsel bağlamda daha sakin değerlendirmenin zamanı gelmiş olmalıdır.

Eğer Doğu Batı karşısında yeniden ayağa kalkacaksa, bu her zaman Türkiye’nin liderliğinde olacaktı. Bu nedenle Türkiye’nin siyasi, ekonomik bağımsızlığı “pastadan pay kapma”dan öte bir histeri uyandırmıştır.

İşte AK Parti hareketi de, bu tarihin mümkün olduğunca tamamını kucaklayan, bağımsızlıkçı, özgüvenli, yerli, kapsayıcı ve cesur karakteri ile hakim parti olabilmiştir. AK Parti’nin ortaya koyduğu sıradan bir siyasal başarı değildir. Recep Tayyip Erdoğan da parti lideri olduğu kadar ülke lideridir ve aynı zamanda dünya liderlerinden en öne çıkanlarından birisidir. Cumhurbaşkanı’nın tüm söylem ve pratikleri aktüel siyasi hesapları aşan özelliktedir. Buna bazıları “yandaşça yaklaşım” yaftası yapıştırabilirler. Önemli değil. Vicdan ve aklımız, bilgimizle bizi bu sonuca ulaştırıyor ve zaman en doğru hakemdir.

Cumhuriyet Bayramı’nın 94. yılını idrak ettiğimiz günlerde, Türkiye’nin ele geçirdiği bu tarihi fırsat üzerinde daha sakin ve sorumlu düşünmek hayatidir. Türkiye’de özgül ağırlığı olan tüm kesimler ve kişiler, hareketlerini bu tarihi, kritik döneme uygun şekilde ayarlamalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin kaderinin Türkiye ile özdeş olması olgusu sorgulanmalıdır. Bu duruma öfke duymak yerine, “Peki biz neden ülkemizin kaderiyle özdeş olamadık” sorusu daha anlamlıdır.

Bizler neysek oyuz. Dindar, seküler, Sünni, Alevi ve gayrımüslümleri ile, bizi geçmişten bugüne biz yapan olayların, başımızdan geçenlerin hepsi de değerlidir. Bunların bazılarına antipati, bazıların sempati duymamız, üzerimizdeki etkilerini yok etmez. Ama onları anlamak ve hiçbir şeyin siyah ve beyaz olmadığını fark etmek, bizlerde yeni bir bakış açısı geliştirebilir.

Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

<p>Akşam TV´nin toplumun nabzını tutmak için oluşturduğu ´Kırmızı Mikrofon´ ekibi, bugünkü bölümde v

15 Temmuz Gecesini Gözyaşlarıyla Anlattılar!

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Kredi garanti fonu girişimciye açılıyor

Ünlü isimlerin yaşlandırılmış halini görünce çok şaşıracaksınız!