• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
27 Haziran 2023 Salı

Türkiye'nin Çınarları

Epey oluyor; Anadolu Ajansı 'Türkiye'nin Çınarları' başlığı altında özel röportaj serisi başlattı.

Bu proje kapsamında ülkemizin yetiştirdiği 'akil şahsiyetlerle' söyleşiler yapılıyor.

Bugüne kadar röportaj verenler arasında yazar, sanatçı, bilim ve fikir insanları yer aldı.

Türkiye'nin Çınarları'nda son olarak, eserleriyle sayısız okurun ufkunu açan usta yazar, romancı ve düşünür Alev Alatlı'ya mikrofon uzatıldı.

Röportajı okurken altını çizdiğim satırları, kulağa küpe olacak cümleleri 'bayram öğüdü' niyetiyle buraya not düşüyorum:

-Bir şeyi en iyi öğrenmenin yolu kendini öğretmeye hazırlamaktır.

-Hep sordum ve cevap aldım. Çünkü lümpen bir tarafım yoktur, dağınık değilimdir.

-Deprem cana geldi diye çok üzüldüm. Cana geleceğine mala gelsin. Yaparız efendim, yaparız. Bu deprem çok ağır, ama biz daha ağırız. Eskisi gibi değil. Şanslı olan bir tarafımız var. Türk devletinin daha organize bir dönemine denk geldik. 'Çok iyimsersin.' diyeceksiniz ama nasıl iyimser olmayayım ki? Ne kadar insanımızı kaybettik ama bu bizi öldürmeyecek. Buna izin vermeyiz. Biz kaç bin yıllık ulusuz. Ağlarsak birbirimize sarılır ağlarız, o kadar. Ucundan tutup düzeltmeye çalışırız.

-Depremzedeye kayıtsız kalırsan bu soykırımdır, öğrencilere kayıtsız kalırsan bu soykırımdır. Birbirimize destek olmalıyız.

-Birisi, birine durup dururken küfrediyor. Alırım paçasını aşağı, edemez. Küfredilene ben kayıtsız kalamam. Birisi çalıyor, çırpıyorsa ben kayıtsız kalamam. Bir daha yüzüne bakmam, onunla çay içmem. İnsanların kötülüğü tedip etmeleri lazım. Yokmuş gibi davranırsak bu soykırımdır.

-Biz ikiye bölünmeyiz. Hala aynı mantıyı, hepimiz aynı bulgur pilavını yeriz. Zor dönemden geçiyoruz. 100. yıla kadar dayandık. Yani kaç tane millet bu kadar ağır dönüşümden geçti. Bu noktadan sonra Türkiye'nin önünde ağır bir dönemeç var. Bunu almak zorundayız. Bu dönemeç en başta eğitimle ilgili bir dönemeç.

-İyi bir eğitim için, hukuk için Türkçe gerek. Biz bunu yapabiliriz, birbirimize saygıyı tekrar harekete geçirebiliriz. Saygısızlıkla olmuyor, dur dinle. Son tahlilde, birbirini seven bir ulusuz. Kınamamız gereken yeri bilerek... Kimi nerede, nasıl kınıyoruz? Utandırarak. Yani kimsenin haddine düşmemeli, abuk sabuk giyinip de kalkıp depremzedelere laf etmek falan. Nasıl cezalanacak? Halkın gözünden düşerek. Peki bunu nasıl belli edeceksin? Gördüğün zaman arkanızı döneceksiniz, çay içmeyeceksiniz. Hanımefendi diye numara yapmayacaksın. Can yakmayacaksın, dövmeyeceksin, sopalamayacaksın, küfretmeyeceksin ama 'Hadi evladım' diyeceksin. Bunu yapmak çok zor değil. Biz kendimize baktığımız zaman neyin iyi, neyin kötü olduğunu, neyin bizi mutlu ettiğini biliriz.

-Hep söylerim; Türkiye'ye bir şey olmaz. Okyanuslar taşar Türkiye'ye bir şey olursa. Bizim unuttuğumuz şeyler var. Ne kadar büyük bir ulus olduğumuzu unutuyoruz. Tecrübeli, büyük... Sağlam ve güzel insanlar... Biz düzgün, zeki, çalışkan insanlarız. Nereden biliyorsun? Temas halindeyim. Çok bilimsel takılmak istiyorsan da koskoca bir imparatorluğu küçük bir adaya soktun. Buradan iyi bir şey çıkacaktı tabii ki. Bence çıktı. Düşün ki petrolü, doğalgazı, altını vesaire olmayan bir ülke ve bu haldeyiz. Daha iyi olmaz mıydık? Olamadık diye kızıyoruz.

-Süleyman Seyfi Öğün hocanın güzel bir lafı var: 'Türkler medeniyet tasavvuru olan az sayıda milletten biridir.' Biz bir şeyi tutarız ve sıkı tutarız. Bazen olduğumuzdan da büyük görürüz ve bu iyi bir şeydir.

FİTNE TARLASI

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 15-21 yaş grubundaki gençlerde günlük televizyon izleme süresini 1 saat 42 dakika, günlük internet kullanımı ortalamasını 4 saat 37 dakika olarak belirlemiş.

İnternet kontrol edilemez bir mecra, sonu gelmez bir 'içerik' evreni...

15-21 yaş grubundaki gençler günde 4,5 saat internette vaktini ne ile geçiriyor acaba?

Ders çalışarak mı, okuyarak mı?

Cep telefonunu icat edip elimize verenler bugün kitleler üzerinde her türlü manipülasyonu yapmaya muktedir görünüyorlar.

Hatta toplumsal konularda sosyal medya bir fitne tarlası haline gelebiliyor.

Tabi bazı durumlarda ise sosyal medya 'yalancı bahar' dolmasını yutturmak için kitlelerin üzerine tazyikli su sıkıyor.

Seçimde gördük; muhalefet öyle yüklendi ki bu sosyal medya işine, orada estirilen rüzgârın şehvetine kapılıp sandığı kazandıkları zehabına kapıldılar.

Öyle ya da böyle internet ortamında yok yok.

Ağaç yaşken eğildiğine göre özellikle genç kitlelerin aklını çelme konusunda etkili bir mecra. Nihayetinde insan gözünden kirlenirmiş.

Teknolojiden geri dönüş olmayacağına göre internetteki 'zehirli' içeriklerle yarışacak derecede nitelikli ve panzehir vazifesi görecek içerikler üretmek zorunlu bir ihtiyaç halidir.

Bayram sonrası görüşmek üzere; bereketli, huzurlu bayramlar.

<p>İşgalci İsrail ile Hamas arasında sona eren insani aranın ardından İsrail ordusu Gazze Şeridi'ne

Gazze'ye 100 tırlık ilk yardım konvoyu ulaştı

Filistinlilerin kefenleri Beyaz Saray önünde

70 bin TL'den başlıyor: Kaçıran pişman oluyor! İşte adeta kapış kapış giden otomobiller

Tokat'ta bir garaj alev alev yandı! 4 araç kullanılamaz hale geldi