• $ 7,8202
  • € 9,2753
  • 482.105
  • 1212.79
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Sinema için iki öneri daha

Necip Tosun’un ‘Günümüz Öyküsü’nü incelediği değerli kitabında Adapazarılı öykücümüz Necati Mert üzerine yazdıklarını okuyorum:

Necati Mert’in öykülerinde Adapazarı’nın seslerini duyar, görüntülerini izleriz. Öykülerde peş peşe fotoğraflar, hareketli görüntüler ve tasvirler sıralanır. Tıpkı bir slayt gösterisi gibi, bir film şeridi gibi şehrin görüntüleri akar.

İlk kitabı Gramofonlar, Radyolar, Teypler’den (1979) Minnacık Bir Uçurum’a (1994), Gönüller Küçüldü’den (2002) Memleket Kitabevi’ne (2013) kadar Necati Mert, sadelikte derinliğin peşinde oldu. Değişim ve bununla birlikte gelen çatışmalar öykülerinin merkezinde yer aldı.

Edip Cansever’in dediği gibi ‘İnsan yaşadığı yere benzer.’

Bu yüzden olsa gerek, Necati Mert’in öykülerinde sosyolojik yapısı, kültürel dokusu ve insanlarıyla şehirlerin yanı sıra taşranın sesi duyulur.

Geçen hafta edebiyatçılarımıza yönelttiğim ‘Türk edebiyatında bir roman yahut öykü sinemaya aktarılacak olsaydı, hangi eser olsun isterdiniz’ şeklindeki sualimiz ve verilen cevaplar epey bir ilgi gördü.

Öyle ki Necati Mert’ten de bu konuda uzunca bir mektup aldım.

Kıymetli öykü yazarı mektubunda, sinemada görmeyi arzu ettiği iki kitabını ve dolayısıyla nedenlerini anlatıyor.

İlgimi çeken bir tespiti var Mert’in; şöyle diyor: 50 Kuşağı’na kadarki bütün edebiyatımız, romanıyla olsun, hikâyesiyle olsun –bana göre ve ihtiyat kaydıyla- sinema için uygundur.

Necati Mert’in mektubunu birlikte okuyalım:

Sinemacılara belki işaret fişeği olur umuduyla yola çıkmak son derece güzel ve zarif.

Düşünce olarak hoş olduğu gibi; sinemacılar için de intibah fırsatı.

Sinemacıların özel senaryoları sevmesi, anlaşılır bir şey. Ama dünya sineması, edebî eserleri sinemaya aktarıp dururken Türk sinemasının bunu görmezlikten gelmesi anlaşılır değil.

Üstelik Necati Cumalı’nın, Osman Şahin’in hikâyelerinden yapılmış Susuz Yaz, Ay Büyürken Uyuyaman ve Dönüş, Kan gibi filmler yapılmışken...

Feride Çiçekoğlu’nun Uçurtmayı Vurmasınlar, Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli, Kerim Korcan’ın Tatar Ramazan’ı hele ki Halide Edip’in üç ayrı bakış açısından aktarılmış Vurun Kahpeye’sini unutmuş değilim.

Onlar ve başkaları, eserleri sinemaya aktarılmış şanslı edebiyatçılar.

Demek yapılmış, demek yapılabiliniyormuş.

Bedir Acar’ın girişimi doğru ve yerindedir; tam da zamanındadır.

Dilerim sonuç verir.

Sinema dış aksiyondur.

Filmik olaya dayanır.

50 Kuşağı’na kadarki bütün edebiyatımız, romanıyla olsun, hikâyesiyle olsun –bana göre ve ihtiyat kaydıyla- sinema için uygundur.

Ne ki bugün, bugünün sorunları ve bugünün seyircisi gözetilerek ayıklanmalıdır.

Bedir Acar’ın girişini fırsat bilerek değil, Sami’nin dediğine duyduğum güvenle diyeceğim ki...

Ama önce Sami kim?

Sami, Sami Caner.

Karikatürist.

Benim 2008 yılında Heyamola’dan çıkan kitabım Hikâyem Adapazarı’nı okumuş, geldi.

İlk dediği şu oldu: “Yav, bu sadece yaşantı-tarih” türünde bir kitap değil, başka bir şey. Adeta sinema.”

Evet, böyle. Kendimi beğenmişliğime verilecektir, biliyorum.

Sinemaya aktarılmaya gayet uygun başka kitaplar da var elbette.

Sözde bir alçakgönüllülük göstermeyi dürüst bulmuyorum.

Hikâyem Adapazarı sinemaya aktarılabilir.

Kitap on iki bölüm, 390 sayfa.

Nedir anlattığı?

Bir bölümde ben, bir bölümde şehrim var.

Bir taşra çocuğunun çok dilli ve çok etnisiteli bir şehirde ve ekonomik yönden farklı iki aile arasında nasıl büyüdüğü, neler gördüğü, nelerle karşılaştığı, çektikleri, Ankara’da fakülte yılları, tutuklanışı, kitapçılığı, işyerinin bombalanışı...

Ya şehir? O da hikâyeli. Farklı kültürler, farklı mutfaklar...

Etnik grupların birbirlerini sarakaya alışları...

Esnaf, işçi, köylü...

Çocuğun, bugün mizah görülen trajik hayat hikâyesi.

Say ki Çingeneler Zamanı.

2013’te İletişim’den çıkan yine yaşantı-tarih türünde bir kitabım daha var: Memleket Kitabevi.

Hoca Kurtuluş Kayalı’nın, “Bu kitapta bir dükkânın değil, bir şehrin hatta küreselleşen dünyanın hikâyesi var dediği kitap. Sami Caner, karikatürü bu kitapta da gördü.

Şunu da ben ekliyorum: Hikâyem Adapazarı ile Memleket Kitabevi birbirini bütünler.

Diyeceğim, bu iki kitapta sinema için bol malzeme vardır.

Öyle ki bir değil belki beş film çıkar.

E, çocuğu kim oynayacak?

Yetkin Dikinciler.

Nedeni şu: Dikinciler’de ben kendi yüzümü, bakışımı, öfkemi, bıyık altından gülüşümü görüyorum.

Adapazarı’na ve Necati Mert’e selam olsun.

8.Boğaziçi Film festivali başlıyor

8.Boğaziçi Film festivali başlıyor

Gripten ve Kovid-19'dan koruyan besinler

Gripten ve Kovid-19'dan koruyan besinler

Başkan Erdoğan, Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Schulz'u ka

Başkan Erdoğan, Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Schulz'u kabul etti

Niğde'de 14 bin litre kaçak akaryakıt ele geçirildi

Niğde'de 14 bin litre kaçak akaryakıt ele geçirildi