• $13,7831
  • €15,5935
  • 788.865
  • 1927.39
10 Mayıs 2020 Pazar

Annem İçin

Samsun’un merkeze uzak bir köyünde ilkokulu bitirdim.

Ortaokul için ilçemiz olan Havza’ya gittim.

Kışın üşümeyeyim diye, babanım köyden şehre sırtında çuvallarla odun taşıdığını bilirim.

Paramız yoktu ve aileme yük olmamalıydım.

Devlet parasız yatılıyı kazanıp Üsküdar İmam Hatip Lisesi Orta kısmına kaydımı yaptırırken ayağımda kara lastikler vardı.

Bir gün okul müdürümüz beni odasına çağırdı.

Bir ceket ve bir çift ayakkabı verdi; çok utanmıştım.

Annem köyde hasret çekiyordu ama okumamı da istiyordu.

Eli üzerimden hiç eksik olmuyordu.

Önce Havza sonra İstanbul’da tanıdık kim varsa, hepsine bir şekilde ulaşıp beni onlara emanet ediyordu.

Uçan kuştan haber sorduğunu da öğreniyordum.

Hayat okulu bana şunu öğretti ki dünyada bir annenin kollarından daha güçlü bir sevgi ocağı yoktur.

‘Beşiği sallayan el dünyayı sallar.’

Bir anne için evlat sevgisi her şeyin üzerindedir.

Kadınlar için kocalarından ve bütün dünya nimetlerinden daha öncelikli bir konudur evlat.

O yüzden, şu yalan dünyada hiç kimse olmasa bile, anne kucağı olduğu müddetçe bilirsiniz ki sığınılacak bir liman daima vardır.

Bütün kapılar kapansa da bir annenin kolları daima şefkatle açıktır.

Annesizlik boşluktur, öksüzlüktür.

Bugün Anneler Günü…

Kitaplığımdan bir kitap bana göz kırpıyor.

Selim İleri’nin ‘Annem İçin’ adlı anı kitabı…

‘Sevgili Bedir Acar için geçmişten, acılardan…’ diye imzalamış Selim Bey.

‘’Varlıklı değildik. Hayatı boyunca giyimine kuşamına para harcamamıştı annem. Her şey bizim ‘iyi’ yetişmemiz için tartıya vurulurdu.’

Selim Bey’in merhum annesinin ağır bir alzaymır hastalığı da vardı.

‘’Doktorların hemen hepsi yaşayan bir ölü gözüyle bakıyorlardı anneme. Ama bu yaşayan ölü yaşamının hiçbir döneminde olmadığı kadar devingendi. Bazı ölmüş insanları hayattaymışlar gibi arayıp soruyordu. Sözgelimi dayımın ailesine evlatlık girip, sonra düşkünler yurdunda ölen eski bir emektarı, bir mutsuz insanı durmaksızın sormaya başlamıştı. Yıllardır görüşmediği kimseleri, dün ayrılmış gibi aramaya, tek tek bulmaya koyulmuştu. Ne kadar çok özlemiş meğerse.‘’

Selim Bey çok içlendiğinde anlattığı hatıralar içimi yakıyordu.

‘Bu çirkin dünyada annemi çok özledim. Bu kitabı yeni insanlar okusun istiyorum, onlar da annemi sevsinler istiyorum.’

Annelerle evlatlar arasında dünya durdukça var olan bir bağ vardır.

Babalık derinden ve sessiz akan bir nehirse anneler bir çağlayandır.

Babalar bir dağsa anneler sıradağlar gibidir.

Ve ‘Cennet anaların ayaklarının altındadır.’

Televizyondaki ‘Anneler Günü’ reklamları gibi ferah, kelebekler uçuran bir yazı olmadığının farkındayım.

Ne yapayım, duygular böyle aktı…

Her lokmanın ilkini muhakkak evlatlarına veren anneler için; ‘Allah kimseyi evlat acısıyla imtihan etmesin’ diye dua etmek istiyorum.

Çocukluğum kulaklarımda çınlıyor.

‘Başına kukuletanı geçir, hava çok soğuk.’

<p class='MsoNormal'>Peki, bu karar neden önemliydi? Akşam Gazetesi Yazarı  Oğuzhan Bilgin tüm merak

Artık her yerde 'Türkiye'

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri