• $ 6,0835
  • € 6,8198
  • 251.269
  • 86.072
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Basit bir dönüş hikâyesi değil...

Salı günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisiyle hukuki bağı yeniden kuruldu ve üyelik beyannamesi düzenlenen bir törenle imzalandı.

Hayırlısı olsun.

Genel Merkez’deki atmosfer gerçekten partinin Ağustos 2001’de kuruluşundaki heyecanı andırıyordu. Bunu Başbakan Sayın Binali Yıldırım konuşmasında bizzat zikretti. Binali Yıldırım bu süreçte tarihi bir rol üstlendi ve milletin gönlünde taht kurdu. Bundan sonra da ülkesi için çok önemli görevleri ifa edeceğine eminim.

Bu basit yuvaya dönüş hikâyesi değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “millet merkezli siyaset” pratiği 16 Nisan reformu ile kurumsallaşmış oldu. Baş aşağı kurulmuş sistem ayakları üzerine dikildi. Anomali giderildi.

Son 15 yıllık sürecin başarı hikâyesi, millet/lider/parti sacayağının güçlü bir şekilde yan yana gelebilmesi nedeniyleydi. Aslında bir ülkenin hükümet sisteminin öncelikle bunu sağlaması lazımdı. Ancak bizim “eski” sistemimiz bilakis siyasetin halka ilişkisini zorlaştıran, siyaseti köşeye sıkıştıran, ortaya çıkan organik liderleri de yalnızlaştıran bir kurgu içeriyordu. Siyaset kurumunun zayıflaması demek, milletin söz hakkının kısıtlanması anlamına geliyordu.

Erdoğan sistemin getirdiği bu zorluğu kendi millet merkezli pratikleriyle aştı. Milletle gerçek bir ilişki kurdu. “Milletinden başka bir irade tanımadı.” Tüm kesimleri kucaklamaya çalıştı. Siyaseti millete hizmetkârlık olarak yeniden tanımladı. Kavgalarda milletten aldığı güçle dik durdu. Yoksul kesimleri orta sınıflaştırdı. Özgürlük alanlarını genişletti.

Ancak bir sorun vardı. Fiilen uygulanan bu sistem Erdoğan’ın şahsına bağlıydı. Onun güçlü liderliğiyle yaşanan hamle dönemi geçici olabilirdi. Dolayısıyla tasfiyesi ile bu dönem bitebilirdi.

Muarızlar bunu bildiği için, tüm saldırılar onun şahsına ve millet/lider/parti sacayağını dağıtmaya dönük oldu. Millet ve parti lidersiz kaldığında gerisi kolay olacaktı. Bu durum Erdoğan’ın bir paratoner gibi tüm şimşekleri üzerine çekmesine yol açtı.

Mesele ise tabii ki bir kişi değil, ülkenin bekasıydı.

Bu nedenle milli iradenin kurumsallaşmasını sağlayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin hayatiyetini çok erken vakitlerde savunmaya başladık. Çünkü kişiler fanidir. Ama millet beşeri planda dünya durdukça asli unsurdur ve sistem millete emanet edilmeden hiçbir kazanım garanti altına alınmış değildir.

Neredeyse tüm dünyanın “hayır” cephesinde birleşmesinin nedeni de bu ülkeyi artık milli irade dışında hiçbir gücün kontrol edemeyecek olmasıydı.

Üç kritik seçim öncesi Gezi ve 17/25 Aralık ile harekete geçmelerinin nedeni buydu.

Son olarak koalisyon planları da tutmayınca 15 Temmuz’u gerçekleştirmeye karar verdiler.

Ancak tüm zorluklara, teröre, kumpaslara ve ihanetlere rağmen, milletimiz vatanına, onuruna, iradesine sahip çıktı. Şiddete, ümitsizliğe, öfkeye veya yeise prim vermeden demokratik bir şekilde vesayet sistemine son verdi.

Şimdi son bir hamleyle 2019’daki seçimlerde türlü oyunlar deneyecekler. Seçimleri kazanırlarsa sistemi yine eski haline döndürmek ilk işleri olacak.

Ama bu kez de hüsrana uğrayacaklar.

Zor başarılmıştır… Sıra tulumbaya ilk suyu vermek ve sistemi çalıştırmaktadır.

AK Parti 21 Mayıs’ta Sayın Erdoğan’ı Genel Başkan olarak seçecek ve seçimlere dönük hazırlık sürecine başlayacaktır. Yeni siyasal sistem ve siyasal kültüre en hızlı intibak edecek parti Erdoğan’ın genel başkanlığındaki AK Parti olacaktır.

Kılavuz dün olduğu gibi bugün de millettir. Milletten başka kılavuz arayanlar yenilmeye mahkûmdur.

Ramazanda daha çok soruyoruz bu soruyu: ´Acaba bu akşam ne pişirsem?
<br>
Dr. Ayça Kaya 3 lezzetli

İftarda Ne Pişirsem? | #SağlıklıRamazanlar

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

İnci kefalinin müthiş yolculuğu

Ünlü Youtuber Enes Batur düğün fotoğraflarını paylaştı