• $8,1264
  • €9,7075
  • 455.56
  • 1378.37
05 Haziran 2011 Pazar

İngilizler yapıyorsa, bir hikmeti vardır

Bizim 'zihnen vaftizlenmiş ecnebi aydınlarımızın' (Amma tanım oldu ha... Kısmen rahmetli Ömer Lütfi'den, kısmen benden...); evet bu aydınlarımızın demokrasi, toplumsal erdemler konusunda yere göğe koyamadığı İngiltere'deki Sun gazetesi 1997 yılında şöyle bir manşetle çıkmıştı: 'We back Blair, Man for the New Millennium!' (Blair'i destekliyoruz; Yeni Binyılın Adamı!)... Bir gazetenin seçimlerde bu kadar açık şekilde bir lidere destek vermesi, dünyada sıklıkla rastlanan bir tutum değildi.
Öte yandan 'İngilizler yapıyorsa bir hikmeti vardır'  diye düşünenler, her zamanki gibi o zaman da haklı çıkmışlardı. Sonradan anlaşıldı ki, Blair gazetenin sahibi Murdoch ile anlaşmış. Seçimlerde aldığı destek karşılığında o da grev meselesini halletme konusunda sendikalara karşı Murdoch'u kollama sözü vermiş...
The Economist'in meşhur başyazısını yazan John Peet'in yaptığını belki 'kabullenmek' değil ama, bu çerçevede 'anlamak' mümkün... Bizimkilerden biri aynısını yapsa itibarı sıfırın altına iner ve bir daha da kolay kolay toparlanamazdı.
The Economist'in editörü John Peet'in kolaylıkla 'itiraf' olarak algınabilecek açıklamasını birlikte okuyalım:
'Başyazıyı ben yazdım ama Genel Yayın Yönetmeni John Micklewaite üzerinde değişiklik yaptı. Bir ülkede hangi partiyi destekleyeceğimize karar verirken tamamen bağımsızız.'
Taraf'ta Özgün Özçer imzalı haberde ilk paragrafta verilen bu bilgi, meşhur İngiliz dergisinin başyazarının 'CHP'ye oy verin' demesinden daha önemli bence. Bir düşünelim... Benim yazdığım bir yazının üzerinde Genel Yayın Yönetmenimiz İsmail Küçükkaya değişiklikler yapıyor. Veya örneğin Ertuğrul Özkök'ün yazdığı yazıyı Enis Berberoğlu ya da Mehmet Barlas'ın yazdığını Erdal Şafak 'ahval ve şeraite göre' düzeltip (!), değiştiriyor... Olur mu böyle şey?..
'Bu medya hakkımız değil' diye zaman zaman sızlansak da, nereden bakarsanız bakın, iyi kötü 'yazının ve yazarın haysiyeti'ne kısmen de olsa 'inanan' onu 'korumaya' çalışan bir basındır bizimkisi...

Başbakan %53'ün altına düşmeyebilirdi...
Görüşlerinin neredeyse hiçbirine katılmasam da ilgi ve saygıyla izlediğim kişilerden biri de hiç tereddütsüz Nuray Mert Hanım'dır. 'Onu bu kadar çekici kılan, karşısındakinin elinde olmadan 'gerilmesine' neden olan hasletleri nelerdir'  diye hep merak etmişimdir...
Görüşleriyle buluşmasam da, kalkıp kendisine hakaretamiz ağır bir söz söylemek, aklımın köşesinden geçmez... Hele de soyadından yola çıkıp 'Namert' falan demek, yaptığı insanı çileden çıkaracak türden bir şey olsa bile, bu tür bir ifade biçimine başvurulamaz...
Peki, Türkiye'de liderler arasında açık ara önde olan ve bu yüzden büyük bir vakar ve huzur içinde seçime gitmesi gereken Başbakan Erdoğan neden böyle davranmıyor da tersini yapıyor, akıl alır gibi değil. Hem de muhalefet ona yüklense de o vakar ve huzuru elden bırakmaması gerekirken...
Bazılarının iddiası şu: 'Halk bundan hoşlanıyor... Başbakan 'Al ananı da git!' dedi, oyları düşmedi. One Minute, dedi sempati topladı; ucube, dedi eleştirenler eleştirdikleriyle kaldılar; ne kadar hırçınlaşsa, agresif bir tavır sergileyip rakiplerine hadlerini bildirse, oyları 43'ün altına düşmüyor...' Ben de diyorum ki onlara, 'Belki benim dediğim  gibi ya da ülke halkının kahir çoğunluğunun istediğini, beklediğini yerine getirse ve sakin davransa 53'ün altına inmeyecek... Nereden biliyorsunuz?..'

İki reklam birbirini etkiliyor...
Reklam dünyasında bir ufuk turuna çıkılsa ilk iki eğlenceli durak bence AK Parti'nin reklamı ile Gökyüzü Okulları'nın radyo spotu: 'Işıl ışıl parıldayan yıldızım ben gökyüzünde...'
İkisi de yerli, ikisi de derinlikli, ikisi de olağanüstü duygusal.... Biraz abartmama müsaade edilse diyeceğim ki, bu iki reklam birbirlerine çarpan etkisi yapıyor...
Herkesin bayıldığı AK Parti reklamındaki tüm Türkiye'yi kapsayan, herkesi kucaklayan, herkese bağrını açan tavır keşke meydanlara da yansısaymış... O zaman AK Parti'yi kimse tutamazmış.
Aynı şey CHP reklamları için de geçerli...
Her iki partinin de reklamları çok iyi (AK Parti'ninki bir miktar daha iyi)... Her iki partininki de meydan konuşmalarından alabildiğine kopuk...

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler