• $9,3104
  • €10,8455
  • 529.778
  • 1429.85
4 Mart 2012 Pazar

4+4+4'te niyet iyi, telaş yanlış...

Acaba mesele sadece imam hatiplerin önünü açmaya çalışanlarla kapamaya çalışanlar arasındaki bir itiş kakıştan mı ibarettir; yoksa Türkiye'nin gelecek tasarımına damgasını vuracak bir eğitim stratejisi farklı dünya görüşleri açısından mı tartışılmaktadır?
İnanın, bu sorunun yanıtını ancak dün akşam bulabildim.
Kafası berrak bir bilim adamı TV'de Taha Akyol'un Sedat Ergin'le birlikte konuğuydu. O anlattı da anladım. Gazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ziya Selçuk... Ne gözü kapalı 'biat'çı AK Parti yandaşlarının yanında ne de AK Parti'nin her fikrine, uygulamasına gözü kapalı saldıran, zekası belki yerinde ancak akıl ve vicdan yoksunu hamaset erbabı candaşların safında yer almadan özgün görüş ve fikir dile getirebilenlere hayranlık duyduğumu teslim etmeliyim.

Profesör Ziya Bey de öyle biri. Özetle şöyle diyor:
1.
Bu 4+4+4 teklifi doğrudur. Ancak aceleye getirilmektedir. Bu yüzden telafisi zor hatalara neden olabilir.
2.  Her yıl yaklaşık 1.4 milyon öğrenci birinci sınıfa başlar. Bir yaş geri alınca bu rakam iki katına çıkar ve bunu karşılayacak ne derslik vardır ne de öğretmen.
3. O nedenle en iyi çözüm okul öncesi bir yılı zorunlu kılmaktır...
4. Sanayi toplumuna odaklı 'meslek lisesi vizyonundan' bilgi toplumu odaklı 'sayısal temel bilgi ve becerilerin' geliştirileceği bir öğrenim anlayışına geçmek lazım.
5. ABD'de 2010'da en çok beğenilen mesleklerin 10-15 yıl önce var olmadıklarını, Avrupa'da kişi başına iş değil 'meslek değiştirme' sayısının 3-4'ü bulduğunu unutmamak gerek. Bu nedenle 10 yaşındaki çocuğun ileride büyük olasılıkla ortadan kalkacak ya da değiştireceği bir mesleği seçerek yoluna devam etmesindense ona ömür boyu katkı sağlayacak bir temel dijital beceri sağlayacak melekeler edinmesi evladır.
6. Milli Eğitim Bakanlığı'nın tüm bütçesi 37 milyar TL iken bir tek Harvard Üniversitesi'nin bütçesi bile 39 milyar $ imiş... İşe biraz da buradan başlanabilirmiş.
7. Birden fazla beceri gerektiren bir çağda yaşıyoruz. Tek yönlü ve boyutlu öğrenip rekabetçi avantaj sağlamıyor.
Ziya Hoca'ya göre niyet iyi, ancak telaş etmemek lazım. Bu TL'ye benzemez, toplumsal konsensüs getirmezseniz, siyaseten de zarar görebilirisiniz. Dini eğitim herkesin en doğal hakkı; ancak bu hakkı 2-3 yıllık siyasi yatırım aracı olarak değil  'Büyük Türkiye Vizyonu'nun bir parçası olarak konumlayıp iletişimi ona göre yapmakta yarar olabilir.

Başbakan ve Ara Güler...
2011 Kültür Sanat Büyük Ödülleri töreninden akıllarda kalacak olan o kareye, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Ara Güler'in resmini çektiği fotoğrafa, alıcı gözle bakıldığında zihinlerden geçenler 'karpuz sendromu'yla ikiye yarılan algı çatlamasının da muhteşem bir özeti olacaktır.
Her iki karpuz parçasını göbeği dağılmadan bir araya getirmeyi arzulayan iyimserler için bu fotoğrafın dile getirdiği dilemmayı, muhtemel bir 'gelecek tasarımı'nın halisane duygular toplamı olarak algılamak da mümkündür.
Bazılarımız söz konusu fotoğrafa bakarak içinden şunları geçirebilir:
'İlahi Başbakan... Bu dava uğruna yıllarca beraber yürüdüğünüz, mücadele verdiğiniz onca insanın içinden sahnede ödül alacak başarıyı göstermiş olan hangi faniye bugüne kadar böylesine anlamlı bir jest yaptınız ki? Bu solcuların bu kadar iltifatı, hem de sizin tarafınızdan görmüş olmasını doğrusu hazmedemiyorum.'
Bazılarımız da söz konusu fotoğraftan başka türlü hislenmiş olabilirler:
'İlahi Ara Güler... Dünyanın en güzel işçi, sanatçı, düşünür fotoğraflarını çekmiş bir sanatçı olarak Başbakan'ın PR çalışmasına destek vermenizi onaylamamız mümkün değil.'
Başbakan Tayyip Erdoğan fotoğraf çekme hoşluğuyla, Ara Güler de anında lider pozuyla elini kaldırmasıyla zeka yüklü bir iletişim çalışmasına imzalarını atmışlardır. Yakınanların da iletişime ihtiyaçları varsa onları da tutan yoktur...

Çelloyla piyano bir araya gelirse...
Metamorphosis denince benim aklıma Franz Kafka gelir. Kafka denince de, içimi burkan, izine rastladığım yerden arkama bakmadan kaçtığım ekspresyonizm... Oysa aynı adı taşıyan albümü çok ilgi çekici bulduğumu itiraf etmeliyim. 
Çello ile piyano bir araya gelince zaten ruhen 'hazır ol!' durumuna geçilmez mi? Çellist Sedef Erçetin Atala ile piyanist Maria Papapetropoulou'yu dinlerken de öyle oluyor zaten. İlk kez işittiğiniz ya da seyrettiğiniz bir sanat eserini neden beğenmiş ya da bünyeniz tarafından kabul görmemiş olduğunu merak edenlerden biriyseniz, bu albüm cevap anahtarını da müzikleriyle birlikte sunuyor. Halit Süha Çelikkıran'ın albümdeki 'Metamorphosis' başlıklı yazısında diyor ki:
'... Bu yolculukta folk müzik ile sanat müziği iç içe geçer ve birbirlerinde kendilerini yeniden şekillenmiş bulurlar. Böyle bir seyahat için seçilen müziklerin bestecileri arasında kimler yoktur ki: Robert Schumann'dan Erik Satie'ye, Gabriel Faure ve Charles Gounod'dan Astor Piazzola'ya, hatta daha da yakına, günümüzün önemli icracı-bestecilerinden Gerardo Di Giusto'ya ve Yunanistan'dan Nixos Xanthoulis'e kadar pek çok önemli isim...'
Diğer yandan vaat ne kadar yüksekse beklenti de o kadar doymak bilmeyen iştah dozuna ayarlanabiliyor. Belki de önce dinleyip sonra okumakta yarar vardır...

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yoğun  bakım yatak kapasitesi 3 kat arttı. 11 yataklı erişkin yoğun b

Cerrahpaşa'ya yeni yoğun bakım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu