• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
28 Ocak 2014 Salı

Tarihe tanıklık eden gencin çırpınışı

Sırtında boya sandığı ile forma alan çocuğu gördüm. Cebinden demir paraları çıkarınca, ağabeyleri ona forma hediye etmek istediler.
Kabul etmedi.
Locaların önünde, sahadaki futbolcular ile birlikte bir o kaleye bir bu kaleye koşan iki genci gördüm. Dünyadan kopmuşlar, sadece oyunu yaşıyorlardı. Tek istekleri gol atmak, sevinmekti.Yıllardır acı çekmenin yarattığı öfkeyi bir günlüğüne de olsa sevince dönüştürmek istiyordu.Tarihe tanıklık ettiği bugünleri ileride çocuklarına anlatabilmek için en az sahadaki futbolcular kadar terliyorlardı.
Fenerbahçe golü yiyince dünyaları karardı. Dörtlü defans, önüne üçlü set oluşturarak kapanan Torku Konya karşısında uzun toplardaki isabetsizlik ile Ğrekas'ın kontrataklarında sahaya sırtını dönünleri gördüm. Fenerbahçe'nin beraberlik golünden sonra bir anda her şeyi unutup büyük ailenin sevinç tablosuna tanık oldum. O kadar mutlulardı ki, golü kimin attığını bile unutmuş, birbirlerine soruyorlardı.
Saracoğlu'nda kolay görünen, zor geceydi.
Fenerbahçe'nin orta sahası istediği ritmi yakalayamamış,oyunun kontrolünü rakibe teslim etmişti. O da takımın üstüne ayrı bir stres yüklemişti. Meirelles, Kuyt sahada yoktu, Gökhan eski günlerinden çok uzaktı. Emenike çırpınıyordu ama istediği topları alamıyordu. Bu da Fenerbahçe'nin baskılı, çabuk futbol oynamasını engelliyordu...
İkinci yarı başında da bu dağınık futbol devam edince, Ersun Yanal, riske girerek Emre'yi oyuna aldı. Takımı ateşleyecek, orta sahayı toparlayacak bir lidere ihtiyacı vardı. Ama bu kadar yokların arasında Emre tek başına ne yapacaktı. Üstelik sakat ve maç eksiği vardı.Yine de onun girmesi ile oyunun rengi değişti. En azından gol arayan, topu kazanmak için mücadele eden bir oyun anlayışı vardı.
Egemen'in attığı altın değerindeki galibiyet golü sevincin tavan yaptığı andı.Volkan bile kalesinden koşup, sevince ortak oldu. Çünkü bu gol zor maçı skor olarak mutlu sona ulaştıran andı...
Maçın yıldızına gelince...
Ben, Caner ve Mehmet Topal derim... Özellikle Topal orta sahada tek başına direnen oyuncuydu. Sarı kart sınırında olmasına rağmen yüreği ile oynadı.
Son söz de taraftara... Helal Olsun onlara. Tam 12. adam gibi davranıp, sadece takımını destekledi.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Binlerce yıllık oluşum yok olma sürecini yaşıyor

''Tuz Gölü'nü 30 yıla kadar kaybedebiliriz'' Korkutan açıklama!

Kaş'ta 'yakıcı denizanası' istilası