• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
14 Eylül 2013 Cumartesi

3 Temmuz’da neredeyse dün de aynı yerdeydi

Sportif yasaklı olmadığını, her kongre üyesi gibi seçilme hakkının bulunduğunu ancak adaylık kararının 
2 Kasım’da vereceğini anlattı. Eğer genel kurul üyeleri, “Sen bizim başkanımızsın” derse devam eder.

Aziz Yıldırım rahat ve neşeliydi. Herkesin elini sıktı, hatırını sordu. İlk sözü “Ne istiyorsanız her şeyi sorun” oldu. Masasında 10 klasör dosya vardı. “Maç maç sorun ne istiyorsanız anlatayım” dedi. Ama kimse şike olduğu söylenen 19’dan 9’a sonra da 5’e düşen maçlara girmedi.
O an Yıldırım sinirlendi. Daha doğrusu, şike sürecinde medyanın tarafsız olmadığını, herkesin şahsi çıkarları için yazılar yazıp, yorumlar yaptığını anlatarak, “Hangi para kime verilmiş? Niye sormadınız! Şike ile suçlayanlar ortaya belge koyamadılar. Medya ‘nerede belge’ diye soramadı. Sportif ceza almadım. Kimse UEFA’ya ‘Niye veriyorsun?’ diye sormadı. Korkmayın bu devir de değişir. Yine söylüyorum, şike ile ilgili bir belge çıkarsınlar kendimi köprüden atarım. Herkes delikanlı gibi konuşsun, ben hapis yatmaktan da korkmam. Kimse ile de pazarlık yapmadım. Herkes şunu çok iyi bilsin bu siyası amaçlı bir davadır” dedi.

ADALI BIRAKTI DA NE OLDU?

Gazetecilerin ısrarla “Bunun arkasında hükümet mi, cemaat mi var?” sorularına, “Bunu kamuoyu adına sizler araştıracaksınız. Kime sorsak ‘Ben yapmadım’ diyor. O vakit kontrgerilla mı yaptı?” cevabını verdi. Sonra da, 12 Eylül ve 27 Mayıs’ın yıllar sonra yargılanmasını örnek göstererek, “10 sene de 20 sene de geçse doğrular ortaya çıkacak” dedi.
Çok doluydu. “Bir yıl hapiste yattıktan sonra başkanlığı bıraksa F.Bahçe’nin başına bunlar gelmeyebilirdi” sorusuna, Yıldırım Demirören ve Serdar Adalı’yı örnek göstererek, “Bazı şeyleri anlamak istemiyorsunuz. Bu iki arkadaş bıraktı ne oldu” yorumunu yaptı ve kimsenin bilmediği bir olayı anlattı:

BAŞBAKAN NE ANLATTI?

“2011 yılının nisan ayında Alex ile Başbakan’a gittik. O gün, Sayın Başbakan’a 2012 yılındaki kongrede aday olmayacağımı söyledim. Ama şartlar beni buraya getirdi. İki kez bırakmak istedim. Taraftar sokaklara döküldü. Hatta birisinde Başbakan seyahatte iken bir hanım yolunu çevirmiş, benim tekrar başkan olmamı rica etmiş. Kendisi anlattı bana. Ben F.Bahçe’ye gecemi gündüzümü katıp, yıllarımı verdim.”
En çok merak edilen,”Tekrar aday olacak mı” sorusuydu. Sinirlenmedi ama adres olarak sandığı gösterdi. “Başbakanımız ne diyor? ‘Demokrasi sandıktır.’ O vakit herkes uyacak. Ben medyaya veya bir hakim kararına göre karar vermem. Beni Genel Kurul seçti.  2 Kasım’da giderim, o gün ne yapacağıma karar veririm. Sportif ceza almadım. Her kongre üyesi gibi benim de seçilme hakkım var.”

İSTEYEN ORTAYA ÇIKSIN

O an yasaklıların durumu gündeme geldi. “Sizden çekiniyorlar. Siz aday olursanız kazanırsınız” sorusuna da gülerek “Muhalafet, ‘Başbakan seçim kazanır’ diye yarışmaya girmiyor mu?” cevabını verdi.
Kimse ile konuşmadım ama benim anladığım “İsteyen varsa ortaya çıkmasını” istiyor. Anladığım kadarıyla Aziz Yıldırım, “Başkanlık yetkisini genel kuruldan aldım” diyerek o günkü şartlara bakacak. Genel kurul, “Sen bizim başkanımızsın” derse göreve devam edecek.
Söz verdiği yasaklılara affı da gündeme getirecek. Ama ne başkanın ne de yönetimin affetme yetkisi var. Oylama yapılır mı, yapılırsa ne olur onu bugünden kimse bilemez. Ancak kulislerde ‘Kulüpten ihraç edilenlerin’ yeniden üye olmadan seçime giremeyeceği de bir başka tartışma konusu.
Sonuç: 5 saat süren toplantıda F.Bahçe Başkanı, yürekli ve cesur bir konuşma yaptı. Eğilip, bükülmeden 3 Temmuz’da neredeyse bugün de aynı yerde olduğunu gösterdi.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor