• $7,4148
  • €9,035
  • 442.558
  • 1542.45
08 Eylül 2011 Perşembe

Özgürlük okulunun öğrencisi olarak Türkiye

Türkiye özgürleşiyor mu? Evet diyenlerin genellikle gerekçelerinden bazıları şunlar:
a) Özgürleşme altyapımız sağlam. Ekonomide iyi gidiyoruz. Açığımız olduğu söylense de sahip olduğumuz dinamizmle evvel Allah onun da üstesinden geliriz.
b) Sosyal yapı güçleniyor. Sağlık, yoksullara yardım, ulaştırma, eğitim hizmetleri başarıyla sürdürülüyor.
c) Yeni anayasa hazırlanarak geçmişin özgürlüğü yok edici etkilerinden kurtulacağız. Kürt sorunu diye bir sorunumuz var ama çok fazla Kürt vatandaşımız iktidar partisine oy verdiği için iktidar onları anlıyor ve onlara yardım edecek. Bu sorunu ancak halkın büyük ölçüde teveccühünü kazanmış iktidar partisi çözebilir.
d) Asker hizaya getirildi, daha da getirilecek.
e) Yargı tarafsızlaştırıldı, geçmişte bir azınlığın elinde olan yargı şimdi geçmişteki çetecilerden hesap soruyor.
f) Medya belli bir tekelin elinde idi, şimdi farklı seslerin çıkabildiği bir özgür medyamız var.
g) Muhalif sesler güçsüz ve azınlıkta. Bir kısmı şiddet yanlısı, bir kısmı hayalci, hele ana muhalefet, beceriksiz, dağınık; partiyi değil de kendini düşünen insanlarla dolu. Dolayısıyla, muhalefetin özgürlüklere müdahale edebilme gücü yok.
h) Halkımız artık özgürlük ve değişim istiyor. Uzun yıllar Cumhuriyet iktidarları bu istekleri görmezden geldi. Halkın üstünde olduğunu düşünüp, ona, onun hayatından kaynaklanmayan değerler sundu durdu. Halkımız sabretti yıllarca ve sonunda kendi iktidarını buldu.
Peki, ülkemiz sivil bir faşizme gidiyor diyenler ne diyor? Korkmayın ben orta yolu bulan bir savla çıkmayacağım karşınıza. Kimi okurlarım beni lafı geveleyip durmakla eleştirir. Nedense bu eleştiri bana hiç anlamlı gelmez. Tarafları dinlemek gerek. Ben elbette bu tarafların üstünde değilim. Ben bu iktidara hep muhalif oldum. Hala da öyleyim. Onların olumlu yanlarını görmeye çalışıyorum. Gerekçelerim diğer muhaliflerden biraz farklı. Tutumlarını, tavırlarını, kimi yaklaşım biçimlerini ülkenin özgürlüğe giden yolunda engeller olarak görüyorum. Bunları defalarca yazdım. Yine de vurgulayarak devam edeceğim. Önce yukarıda sıraladığım maddelere bilinen itirazları söyleyeyim.

a)  Ekonomideki durum çok aldatıcıdır, her an çökebilir. Yabancı güçlerin geçici desteği ile ayakta duruyoruz.
b) İktidarın hizmetleri yetersiz, yoksul halkı bu tür yardımlarla yanına çekmeye çalışıyor.
c) İktidarın gizli bir hedefi var: Cumhuriyetin değerlerini ortadan kaldırıp, yavaş yavaş şeriat düzenini getirip ülkeyi bölecek. Amerikanın hizmetinde olan bir partidir. Yeni anayasa çalışmaları bunu ilk adımlarıdır. 
d) Ordu Cumhuriyetin bekçisi olarak onların hep karşısında idi. Şimdi orduyu 'alnı secdeye değen' generallerden oluşturarak, kendi amaçlarına alet etmeye çalışıyorlar.
e) Ergenekon'la başlayan muhalif hareketi sindirme eylemi yargıyı ele geçirerek sürüyor. Deniz Feneri'ndeki davranışları bu muhalifleri sindirme hareketinin en tipik örneğidir. Sivil dikta gittikçe acımasız olmaya başlamıştır.
f) Medya büyük ölçüde ele geçirilmiş, yoğun bir propaganda ile farklı düşünen gazeteciler içeri tıkılmıştır.
g) İktidar muhalefeti olabildiğince etkisizleştirmeye çalışmaktadır. Bunu yargıyı, polisi ele geçirerek gerçekleştirmektedir. İnanılmaz bir dinleme faaliyeti ile insanlar deşifre edilip korkutulmakta, sorguları bile yapılmadan yıllarca hapislere tıkılmaktadırlar.
h) Halkımız çoğunlukla karnını doyurmak istemekte, bunun yolunun da 'istikrar' olduğunu görmektedir. Ekonomik durum bozulur bozulmaz, halk desteğini bu iktidardan çekecektir. Güçlü bir muhalefetin yokluğu ister istemez tek seçenek olarak onların iktidarını gündeme getirmektedir.
İktidarın henüz demokrat bir Türkiye'ye hazır olmadığını düşünüyorum. Hala muhaliflerinden korkuyor çünkü! İçeride yargılanmayı bekleyen asker sivil muhalifler oldukça, sabah akşam ordu aleyhine yayınlar sürdükçe, muhalefetin eleştirileri hakaret olarak anlaşıldıkça iktidar tehlikeli gördüğü muhalif sesleri kısmaya çalışacaktır.
Sanırım bir kısım iktidar yanlılarında özgürlük, kendi kafalarındaki dünyanın gerçekleşiyor olmasının bir adıdır. Başı secdeye değmeyenlere tahammül güçleri, ne denli öyle değil deseler de, pek fazla değildir. Oysa demokrasi tam da buradadır: Kendisi gibi düşünmeyen, yaşamayan, algılamayan insanları dinleme, anlama isteği. Onlar zaman zaman öyle bir izlenim veriyorlarsa da böyle bir istek pek yok. Bu durum biraz yetişme tarzlarından gelen bir engelden kaynaklanıyor olsa da içlerinde yüreği geniş, yüce gönüllü dostlar var biliyorum. Zulüm sürüyor ama. Bu denli güçlü iken bu zulüm neden? Neden muhaliflerle mücadeleniz hapse tıkmaktan geçiyor? 
Önümüzdeki aylar iktidarın özgürlükle imtihanının aylarıdır. Değiştiğini söyledikleri bir Türkiye'de onların geçmişe olan bakışları ne denli değişmiştir göreceğiz. Bu imtihandan geçemedikleri takdirde Türkiye de özgürlük okulundaki öğrenciliğinde sınıfta kalmış olacaktır.

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yarıyıl tatili zilini çaldı