• $7,3764
  • €8,9339
  • 436.506
  • 1472.19
29 Aralık 2011 Perşembe

Muhalefet denen muhabbet

Muhalefetsiz hayat yaşamaya değmez. Muhalefetsiz bir iktidar kaybetmeye mahkumdur. Muhalefet, muhalefet olamazsa iktidar, iktidar olamaz. Peki, nasıl muhalefet olunur? Genel bir yanıtı yok bu sorunun. Neye nasıl karşı çıktığınıza bağlı olarak muhalif eylem farklı biçimde gelişir. Edepsiz, kompleksli, yok etmeye çalışan, ikiyüzlü muhalefete muhalifim.
Derler ki aydın muhaliftir. Neden muhaliftir? Aydın olmak için değil elbette. Bir görüşü, bir sözü, bir uyarısı olduğu için. Kökten değişimi öngören, bir anlamıyla devrimci muhalefet, en zor muhalefet biçimlerinden biridir. Uzak görüşlülük, uzun ömürlü, donanımlı akıllıca bir muhalefet politikası gerektirir.
Ben bu yazımda muhalifliğin kimi olumsuz yanlarını eleştireceğim. Burada daha çok bireysel bir yaşam biçimi olarak muhaliflik üzerinde duracağım. 
'Muhalif şişinmesi' diye bir 'ruh kabarması' türü vardır. Ruh içten gelen dürtülerin enerjisiyle taşabilir, kabarabilir. Coşkudur bu, olanca doğallığıyla, edepli yaşanırsa anlamlı gelir bana. Doğallıkla edebin ahengi önemlidir: Coşkusunu göstermekten korkmak, coşkusundan korkmak da edep dışıdır. Çünkü edep, neyse öyle oluşumuzun karşımızdakine sonsuz saygısıyla kendini belli eder. Karşımızdakilerden biri de kendimizdir. Coşkumuzu saklamak, kendimize saygısızlıktır.
Şişinme edep dışı kabarmalardandır. Kaynağının türün devamına ilişkin olduğu düşünülebilir, insanın sürü içinde kendini var kılma çabalarından biri olarak yorumlanabilir. Örneğin, çatışma sırasında kimi maymun türlerinin 'kabardığı' gözlemlenebilir. Dürtülerinin ayırtına varan, ortak yaşamı paylaşmanın gereğini anlayan insanın karşısındaki insanlarla birlikteliğini gönüllü biçimde yürütme çabasında, 'şişinme', olumlanan bir eylem değildir. Neden? Olmadığı gibi görünmeyi amaçladığından öncelikle.
Muhalif olma, özellikle aydınlanma düşüncesinin ardından gelen kültürde, entelektüel olmanın sine quo non (olmazsa olmaz) koşullarından biri olarak bilinir. İktidarı onaylayandan entelektüel olmaz! Kimi, neyi 'iktidar' olarak görüyorsak ona karşı çıkmak. Uçlara varan görünümüyle 'muhalif olmak için muhalif olmak'. Mademki entelektüelim, demek ki muhalifim! Önce entelektüel olup sonra muhalif olmak!
Akademisyen arkadaşlarda gözlemişimdir: Karşı çıkarak, varlığını duyurmak. Bizim genç felsefeci arkadaşların dikkat çekici özelliklerinden biridir: Zeka ve bilgisini, eleştirel aklının gelişmişliğini başka nasıl kanıtlayabilir ki?
Elbette eleştirecek, düşünen. Elbette karşı çıkacak. Nasıl karşı çıkmalı? Öyle karşı çıkma biçimleri var ki, insan onlara karşı çıkmalı! Cici çocuklar mı olalım? İnce alaylarla, ironi yağmuruna tutarak mı eleştirelim? Karşı taraf edepsizse, benzer biçimde edepsiz olmamız gerekmez mi? Göze göz, dişe diş?
'Bende de ne muhalefet var, maşallah!' şişinmesi, muhalif şişinmesidir. 'Dünyanın en büyük muhalifi benim'. 'Yusuf'u muhaliften mi sayıyorsun, korkağın tekidir o. Sert konuşmaktan korkar, hep yumuşak sözlere sığınarak, muhalefetçilik oynar.' Bir başka şişinme tarzı: 'Muhalif olmak zordur. Yapayalnız kalırsın. Kimse seni kendinden saymaz, kala kalırsın, ortalarda. Ben öyleyim işte! Bir gün benim ne büyük muhalif olduğumu anlayacaklar, tarih yazacak beni: Acıların çocuğu muhalif Kazım, eleştire eleştire öldü gitti. Kıymetini bilemedik garibin'. Potansiyel muhalifler de vardır: 'Şimdi tepemi attıracaklar, bir eleştireceğim, bir eleştireceğim ki gününü görecek hepsi'. Muhalif analar da olabilir: 'Uyusun da büyüsün, büyük bir muhalif olsun evladım benim.' Belki de bilinen türkülerimizden birini değiştirerek söyleyecekler muhalife:
'Ey muhalif, muhalif! Sözlerini ver bana!
Bu vefasız ülkede ceza verdiler bana!'
Muhalifin maskara edilmesi de muhaliflik midir? Muhaliflerle alay etmek iktidarın ekmeğine yağ sürmez mi? Nasıl, ne adına alay ettiğine bağlı, bu sorunun yanıtı.
Eleştirdiğimiz konularda bilgimizin, görgümüzün, kısaca donanımımızın olması gerekir. Bu donanımdan kaynaklanan bir bakış açımızın, ufkumuzun olması. İnsandır eleştirdiğimiz, insanın ürünleri, yapıp etmeleridir. Eleştiren, eleştirilen olabilmelidir! Öncelikle öz eleştiri duyarlılığına erişmiş, eleştirilerden öğrenip kendisiyle yüzleşen biri ise eleştirilerine saygı duyulabilir. Buna eleştiri bakışımlılığı (simetrisi) diyebiliriz. Kişiliğe yöneltilmiş eleştiriler kadar karşı tarafın zayıf olduğunu bildiğimiz 'konu dışı' yanlarına saldırmak, bokstan alacağımız bir deyimle, belden aşağı çalışmaktır!
'Yapıcı eleştiri' diye bir kavramı anımsayalım. 'Tatlı su' eleştirmenliği, karşımızdakini sözde eleştirilerle desteklemek anlamlarında değilse,'yapıcı eleştiri kavramı' elbette dikkat çekici bir kavramdır. Kimi zaman 'edep dairesinde' yaptığımız eleştirilerle karşı taraf yıkılabilir: Bize küsmez, sözümüzü dinlemeyi kabul ederse, olası tahribatı paylaşabiliriz onunla. İyi niyetimizi, içtenliğimizi, saygımızı (ona ve 'doğru' diye kabul ettiklerimize!) gösterebiliriz.
Muhabbettir eleştiri. Karşılıklı sıcak iletişimdir. Başarmaya çalışmak, başaramadığımızda ise bedeli ne ise ödemeyi göze almak gerekir.

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları