• $7,403
  • €9,0147
  • 440.845
  • 1542.45
10 Mayıs 2012 Perşembe

Maneviyatçılar ve bir kısım dindarlar üzerine

Son zamanlarda ülkemizin manevi ortamı, anlam dünyası, belli kişilerin din odaklı anlayışı doğrultusunda 'din'e doğru çekilmek isteniyor. Kimi zaman sayın lider bütün siyasi partililerin partilerinden ayrılıp Ak Parti'de birleşmesini öneriyor. Farklılıkları ile zenginliğini bulan demokrasi için bu tavır bile demokrasi nezaketine uymuyor. Tek partiyle demokrasi olmaz. Hele o partide demokrasi zaten yoksa.
Benim bu yazıda dikkatinizi çekmek istediğim konu, son on beş yirmi yıldır bir rant, bir reklam olarak ortaya çıkan maneviyatçılık, maneviyat satıcılığı olgusudur. Maşallah manevi konulara daldığını iddia eden artistler, edebiyatçılar, iş adamları sayıca giderek çoğalmaya başladı. Kapitalist dünyanın merkezi olan Amerika Birleşik Devletleri'nde en çok satan kitaplardan birinin Rumi (Mevlana) olması ilginçtir. Yarışmacı, acımasız düzenin çarklarına sıkışmış çağımızın kapitalist insanı kurtuluşu oralarda arıyor. Elbette uyanık psikoloji danışmanlarının, yaşam koçlarının, her yaşam sorununu 'medikalize' eden psikiyatristlerin çok satan kitaplarının, reklamcı ve şirket patronlarıyla olan sık fıkı ilişkilerinin yanında, bir mürşidin nuru ile nurlananların sayısı hiç de az değil.
Kimdir maneviyatçı? O kadar çok çeşidi var ki!  Örneğin bir şirket patronu, Mevlana, Şems, Yunus Emre okuyor. Ama nasıl? Ticaret dünyasını çözmek, kendini rahatlatmak, belki emrinde çalışanlardan daha fazla verim almak için. Ruhu çıkarlarının ardında, dünya kaygılarına gark olmuş, ağzını açtığında sufiyane sözler saçılıyor etrafındakilere.
Örneğin, bir roman yazarsınız, içinde sözde sufi alemin esrarı bol bol bulunur. Aşk Şems'dir, Mevlana'dır. Manevi derinliklerimizden devşirdiğini sandığı sözde kelimelerle okurlarını büyülemeye çalışır. (Muhafazakar sanat böyle bir sömürü olmasa gerek!)
Maneviyatçı bir türlü yaşayamadığı iç seyrini, mistik kelimelerin yalancı büyüsüyle maskelemeye çalışır. 'Bakın ben maddiyat, çıkar, haz peşinde falan değilim, derinliklerin insanıyım ben. Doğru yolu buldum, size de öneririm benim okuduğum kitapları bir okuyun, Mevlana'nın tüm eserlerini, Yunus'u diğer birçok tasavvuf erbabının kitaplarını okudum.(Nasıl okuyabilip, nasıl anlayabiliyorsa) Anladım ki kalbimizin bahçesi çok geniş, sonsuz bir alemi var insan ruhunun' Bu sözlerle manevi bir zenginliğin ve derinliğin içinde olduğunu sanır. Bu tür bir maneviyatçının, örneğin biraz önce andığım patrondan farklı olarak birilerini aldatmak, bir yerlere maneviyat görüntüsü altında yatırım yapmak gibi amacı olmasa da, arzuları ile yaşadıkları arasındaki uçurum onu gizliden gizliye kahreder. Nedir arzusu? Derin bir iç dünyaya sahip olup, iç aleminde seyirler yapmak? Peki, ya yaşadığı? Kelimeler, kelimeler, kelimeler... Cana değmeyen söz yığınları...
Manevi alemde yaşayabilmek, bir hayat tarzı içinde bulunmak demektir. Belli değerlerle donanmış bir yaşama dünyasının içinde olabilen insanın, hakikat arayışına tüm içtenliğiyle katılabilmesini gerektirir. Manevi bir iklim içinde yoldaşlarınızla yaparsınız yolculuğunuzu. Kendinizle sürekli karşılaşmayı, hesaplaşmayı, acımasız bir özeleştiriyi gerektirir. Elbette çekirdeğinde sönmek bilmeyen bir aşk vardır evrenin her zerresine. Sarsılmaz bir adalet duygusu, dünyadaki her türlü zulmün karşısında olmayı zorunlu kılar. Dünyanın görünüşten ibaret olmadığını, aşkın bir varlık alanın sınırında bulunduğunu düşünür, bu manevi dünyayı yaşayan. Manevi dünya, köklü bir hikmet geleneğinden, bu geleneğin terbiyesini içselleştirmiş insanların birlikte üleştikleri anlam dünyasından beslenir. (Benim bu nutkum gizli bir maneviyatçı taslağı olduğumun işareti olabilir!)
Maneviyatçıların bir kısmı dindar olduklarını söylerler. Elbette kalplerinin içini bilemeyiz. Dindar olduklarını söyleyenlerin bir kısmı bu dünyaya gark olmuştur. Dini bir iktidar elde etmek için kullanırlar. Din onlar için bir topluluğa aidiyet, bir ritüel işidir. Hikmetin derinliğini akılları ile bilip de yaşamayan dindarların yanında, dininin derinliklerinde, sonsuz manevi dünyalara açılan kapıları bulanlar da vardır.
Dindar olmayan samimi insanların bir kısmı hikmeti içselleştirebilir, manevi yolculuğa tek başlarına çıkmaya kalkarlar.
Sanırım dindar görünüşlü fırsatçılar, her devrin çıkarcı insanları, bir kültürün kendi zenginliğine ulaşmasında en büyük engellerden biridir. Gönlüyle dinini yaşayan, tertemiz, kendisi gibi olmayanlara hoşgörülü dindarlar bu sahtekarları aralarına almamalıdır.
Maneviyatı yaşamanın maneviyatçılardan kendimizi koruyarak gerçekleşebildiğine inananlardanım.

<h3>Süper Lig'in 20. haftasında Fatih Karagümrük ve Beşiktaş karşı karşıya geldi. Maç Kara Kartal'ın

Beşiktaş-Karagümrük maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yarıyıl tatili zilini çaldı

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu