• $7,4166
  • €8,9844
  • 437.764
  • 1467
28 Ağustos 2011 Pazar

Kendimle konuşma üstüne kendimle bir konuşma

- Senin bütün konuşmaların kendine konuşma olsa gerek!
- Bunu nereden çıkardın? Kendime değil, sık olmasa da kendimle konuşuyorum ben. Öteki insanları duyar, onlara sözlerimi aktarırım.
- Atıyorsun! En azından iki açıdan: Öteki insanları duyduğun kuşkulu. Doğru dürüst dinlemeyi bilmezsin sen! Kafanda, insanları bir yerlere yerleştirir, onlardan duymak istediklerini duymaya çalışırsın! İkinci olarak da sözüm var, sözüm var deyip duruyorsun! Söylediklerinin bayatlamamış, yeni, özgün düşünceler içerdiğini nerden biliyorsun?
- Kendime hapsolduğumu mu söylemek istiyorsun? İçimden çıkardığım, yaşadıklarımdan devşirip, söze kattıklarımın değersizliğini mi söylüyorsun?
- Bana öyle geliyor. Nerden bellemişsen, birkaç, tuhaf, mistik, karanlık düşüncenin ardına düşmüş, onları, geveleyip duruyorsun. Buna rağmen, şaşılacak bir şey, hayranların var, seni bir 'matah' sanıp, yazdıklarını okuyorlar.
- Burası Türkiye. Şeyhler ve hocalar ülkesi. Ne denir, 'her kör satıcının bir kör alıcısı bulunur'
- Allah Allah, o söz öyle miydi?
- Kendine konuşma, bir tür söylenmedir. Kendinle konuşma ise, kendini, kendinleri karşısına alıp, bir çeşit yüzleşme, hesaplaşmadır.
- Demek sen kendinle yüzleşebiliyorsun. Yanlışlarının, zayıflıklarının farkındasın öyle mi?
- Elimden geldiğince. Unutma: Yanlışları, özürleri, eksiklikleri olan, bu olumsuz özelliklerine teslim olmamalıdır. Kendime güvenmezsem, nasıl üstesinden gelirim zaaflarımın?
- Hatırlarım: Güvenini yitirdiğin zamanlar, ne denli zavallı olduğunu! İntiharın eşiğine çok yaklaştığın günleri. Kendini yerden yere vurup, kahrettiğin zamanları. Demek bunca acı sana, kendine güvenmek gerektiğini öğretti.
- Kendime güvenmem gerektiğini pek de kendime güvenerek söylemiyorum. Dıştan görenler seni, sarsılmaz bir özgüvenin olduğunu söylerler sık sık.
- Bu konuda tiyatro eğitimi aldım. Özgüveni olan bir insan nasıl davranır, ayna önlerinde az talimini yapmadım!
- Neyse, işi hemen şaklabanlığa vuruyorsun. Sende cıvıtmaya karşı müthiş bir temayül var.
- Temayül?
- Eğilim.
- Şakaya, oyun oynamaya, ironiye evet. Ruh kabızlığını, süslü tutarlılık budalalığını önler çünkü. Gerçekliği kafalarındaki dar kalıplara hapsedenler, bunu aşırı bir mantık içinde, tutarlılık içinde yapıyorlar. Bu anlamda mantık tutucudur! 'Kabz' eder eskilerin deyimiyle, tutar bırakmaz! Oysa mantık, olguların şaşırtıcı zenginliği ile beslenmelidir. Mantık olgulara göre düzenlenmelidir kendini. Olguları da belli bir mantıkla düzenlediğimiz için, buradan dönen, sarmal bir biçimde dönen bir durum var. Olguları düzenleyen mantık, olgularca düzenlenmelidir. Burada mantığı, çok, pek çok geniş anlamıyla alıyorum: Anlam çerçeveleri olarak, düşüncelerimizi, algılarımızı, dünyayı kavrayışımızı düzenleyen. Olguları tam bir tutarlılıkla açık kılmaya çabalamak, bu çabamızın bizi hiç değişmeyecek çerçevelerle ulaştıracağını sanmak tam bir gaflettir! Şaka iş başında olmalıdır. Yıkılmayacak mantık yapılarının bulunması için, olgularla imtihanından başarıyla geçmemiş nice mantık yapılarını yıkmak gerekir.
- Yine birçok şeyi birbirine karıştırdın.
- Sen öyle san. Kendimle konuşma, dünyayla, toplumla, konuşmadır. Herkesin içinde bir 'öteki' vardır çünkü. İçimdekilerle konuşma, içimdeki yabancılarla konuşmadır. Yabancılar olduğunu fark ederek. Komşumun en azından iki 'yeri' vardır: Dışımda, kapı komşum olarak. İçimde, düşündüğüm, tasarladığım, yargıladığım biri olarak. Kendimle konuşma içimdeki dış dünya ile konuşmaktır. Kendime giden yol, ötekiyle başlar, ötekiyle sürer.
- Sonsuzluk, her sonluda bulunur. İşte, ötekini duymak böyle bir şey. Öteki hep öncedir. Hep bitimsizdir. Varlık bizim sandığımız şeylerle sınırlı olamaz. Varlık, hep bizim sandığımızdan farklı olacaktır. Onu bildikçe bilemeyeceğimizi göreceğiz. Öylesine bitimsizdir işte kendimize giden yol.
- Kendinle konuştukça 'muamma' artacak mı demek istiyorsun?
- Hiç değilse kendine yolculuğa çıkmış olanlar için.
- Sen çıktın mı peki?
- Hayır. Hazırlığım var. Korkarım, çıkmadan öleceğim.
- Korkaksın da ondan. Fırla git. Kendine, kendinlere doğru!
- Daha çocuğum. Daha şakacılığım sürüyor. Daha dünya nimetleri gözlerimi kör ediyor.
- Yine dalga geçiyorsun, aklın sıra. Sen demez miydin, kendine yürüyüş, hayatın içinden geçer, diyen. Dünya nimetlerinden neden korkuyorsun?
- Korkmuyorum. Neysem öyle yürüyorum. Yürümekteyim. Galiba yolculuk halindeyim. Sefer”yim ben.
- Arkadaş senin tıraşının üstüne yok. Yolculuğun falan da yalan. Oturmuşsun koltuğuna, uyuklaya uyuklaya kendinle konuşuyor, uyuklaya uyuklaya yolculuk yalanını söylüyorsun. Uyan artık bu uykudan, gerçekle düş arasındaki ayrımı gör!
- Böyle bir ayırım var mı? Varsa da onun düş mü gerçek mi olduğunu nereden biliyorsun?

<p>24 TV Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel, Ankara'nın gündemini ve siyasette yaşanan son gelişmeleri

Restoran ve kafelerde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Klozeti açınca dev yılanla göz göze geldi! İşte o korku dolu anlar...

Tırnağınıza diş macunu sürüp bekleyin! Faydalarını öğrenince şaşıracaksınız