• $7,4048
  • €9,0157
  • 442.83
  • 1533.48
13 Ocak 2011 Perşembe

İktidar, sanat, demokrasi, kültür

İktidar olan unutmasın ki, iktidar olabilmesi, kendinden önceki iktidarların ve iktidar üzerindeki güçlerin yaptıkları yanlışlıklar sayesindedir. Demokrasi açısından en büyük yanlışlık, yasaklar ve buyruklarla kendi kafanızdaki hayat tarzını başkalarına dikte etme- ye çalışmaktır. Sarkaç şimdi bu yana salınmış ve bu görüş iktidar olmuştur. Bastırılıp yok edilmeye çalışılan yaşama alanları, insan canının çiçek açıp, gelişmesine, evrendeki hayata hayat katmasına katkıda bulunacak yüksek değerler üzerinde varlığını sürdürüyorsa; bu çaba, iktidar sarkacının diğer yöne hareket etmesine yol açar. Bastıran, yok etmeye çalışan, gücünü yitirir, ortadan kalkar.

***
Demokrasilerde iktidar olmanın geniş bir yürek istediği açıktır. İktidar yüce gönüllü değilse, farklı olana tahammül edemez. Seçilmiş olmanın, ona diktatörlük hakkını verdiğini düşünür. Demokrasi seçilen tiranların yönetimine dönüşür. Tiran, dar gönüllü, tiran ufuksuz, tiran çapsız ise orada demokrasi gülü açamaz.
Demokrasi nitelikli insanların omzunda yükselir. Nitelikli insanın, okumuş yazmış, diplomalı insan olması gerekmiyor. Demokrasi duyarlılığının, demokrasilerde her seçmende, her siyasetçide bulunması şart gözüküyor.  Demokrasi duyarlığı ise belli bir hayat tarzı içinde kazanılıyor. Birlikte yaşama terbiyesi, birlikte var olabilme ahlakını içine sindirmiş insanların bir niteliğidir.


***
Bizim siyasetçilerimizin gözünde halk, kendisine oy vermiş olandır. Böyle bir bakışla demokrasiyi göremezsiniz. Böyle bir bakışla adaleti de göremezsiniz. Adil düzen yalnızca sizin haklarınızı koruyan düzen değildir. Kendi adamlarınızla işgal ettiğiniz iktidar halkın iktidarı olamaz. Adamlarınızın temsil ettiği halkın iktidarı olursunuz. Böyle bir iktidar demokrasinin iktidarı olamaz. 'Seçimi kazandılar, elbette kendi adamlarını getirecekler. Başka bir seçenek mi var?' diye soruyorsanız, demokrasi kapısının önünde bekler durursunuz. İçeri giremezsiniz. Galiba insanın bu gezegendeki tarihi bu kapıdan içeri girmenin ne denli zor olduğunu bize anlatıyor.


***
Benim sesim neden mecliste değil? Kimlerin sesi meclistedir? Demokrasi şu mudur: Benim azınlıktaki sesim çoğunluğun sesine kurban mı olacaktır? Çok renklilikle, çok seslilikle, hemen her yaşam biçiminin, inancın temsil edilebildiği bir yönetimdir demokrasi.
Eğer bir ülkede çok seslilik, çok renklilik yoksa örneğin ülke, iki kampa ayrılmışsa, siyaset bu kamplar arasında bitmek tükenmek bilmeyen bir kavga olarak sürüyorsa,  orada ya çok sığ bir yaşam vardır ya da insanların duyguları, düşünceleri, dünyaya bakışları egemenlik savaşı veren bu iki kamp tarafından boyunduruk altına alınmıştır.

***
İşte tam da bu noktada sanatın güçlü nefesine gerek vardır. Dünya görüşlerinin kölesi olmayan, sanata, bilime, düşünmeye gerek vardır. Mizaha gerek vardır. Aynalara, yüzleşmelere, vicdanlara gerek vardır. Bir iktidarın gücü, yalnızca yaptığı 'icraat'larla değil, aykırı seslere gösterdiği tahammül ve anlayışla da ortaya çıkar. Farklı bakışları, farklı hayatları, farklı duyuşları sanattan öğrenebiliriz. Öteki insanın ruhunun kapı ve pencerelerine bizi götürebilecek bir olanaktır, sanat.
Elbette tiran sanat görüntüsü altında, kaba bir hamaset yapabilir. Kendi haklılığını perçinlemek için mizahı da, sanatı da, bilimi ve düşünceyi de kullanabilir. Sanat diye bildiği şeyle kalp gözü kör olur, ufku daralır. Gün gelir, içine 'tükürülen sanat' sizin tükürüklerinize ayna tutar, bir rüzgar olur size doğru eser, kendi tükürüğünüzün içinde boğulabilirsiniz.


***
İnsanın yüreği, öteki insanı, öteki dünya görüşünü, öteki inancı anlamada isteksiz ve yetersiz, sözde maneviyatı savunan inanç sistemlerinin varlığına yanıyor. İnanmış.  Peki, inansın, güzel. İnancından başka olan yolların yanlışlığına, ortadan kaldırılması gerektiğine de inanıyor. Ötekinin; ötede, ruhunda sonsuzluk taşıyan bir varlık olduğunu göremiyor. Demokrasiyi kendince haklı diktasına giden bir yol olarak görüyor. Bir merdivendir. Hedefe çıkılınca atılacaktır. Demokrasiyi kullanan böylesi kripto tiranlardan bizi sanat, edebiyat, bilim, düşünce ve köklerimizdeki derin hikmet koruyacaktır. Yeter ki, birlikte yaşama terbiyesini edinelim. Sanatı, bilimi, düşünceyi, hikmeti içine alan bir kavram olarak kültürü canlı tutmayı; arayarak, araştırarak, keşfederek, yaratarak başarabilelim.

<p>'Burası bizim topraklarımız. Ne  kadar yerli olursak o kadar sağlıklı bakarız'</p><p>Osman

Türkiye'nin Batılılaşma serüveni

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen Horma Kanyonu muhteşem manzaralar sunuyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Josep Borell ile görüştü