• $8,4283
  • €10,1958
  • 492.379
  • 1441.33
23 Haziran 2013 Pazar

Hilm ve kerem kavramları ışığında halimiz

Yıllar önce bu köşede yazdığım bir yazıyı yeniden hatırlatıyorum, kısaltarak.
 Bakıyorum da, dünya hızla yıpranıyor, eskiyor, kokuşuyor. “Bilim” , “akıl” diyenler, bilim ve aklın yobazı olmuş. Ahlaktan söz edenler, ahlakı, kendi küçücük dünyalarının, tazeleyip canlandıramadıkları geleneklerinin aşınmış değerlerini basmakalıp yorumlayarak, yaşamaya çalışıyorlar.
Bakıyorum da, yoksulluk, çaresizlik almış başını gidiyor; yoksulluklar kör ümitlerle avutuluyor, çaresizler ya intiharı seçiyor ya çaresizliklerinden keyif almayı ya da ıstırabı.
 Bakıyorum da, ülkemde insanlar birbirini yiyor iktidar için. Birbirlerine efelenerek, tehditle, küçümseyerek yaklaşıyorlar. Bu topraklarda yaşanan inceliklerden nasibini alamamış, kabalığı, saldırıyı, küfretmeyi cesaret sanan korkak insanlar oldular.        

***
Bakıyorum da, suçlamadan, kötülemeden düşüncelerini, görüşlerini anlattıklarında, söylediklerinin hiçbir etkisi olamayacağını sanıyorlar. 
      Bakıyorum da, söyleme biçimlerinin söylediklerinin içeriğine dahil olduğunu bilmiyorlar.  
      Politika sahnesinde kavgacı horozlar gibi birbirlerine saldırıyorlar. Kendini anlatmada her zaman sorunları olan yurdumun insanı, bu dövüşte amigoluk yaparak kendini ifade edebildiğini sanıyor. Masaya yumruk atmanın, “sert çıkışlar” yapıp, yüksek sesle karşı tarafa ağzına geleni söylemenin kahramanlık olduğuna inanan halkım, içinde yüzyıllardır biriken eziklik duygusunu dışa vurmuş oluyor.
 Bakıyorum da, güzel halkım, çok kolay dolduruşa geliyor, çabucak inanıyor, inanmak istiyor. Kendisi gibi düşünenleri görmek istiyor etrafında, onlardan sürekli onay bekliyor.

***
Bakıyorum da, halkı yanına aldığını sananlar kendisi gibi düşünen bir grup insanı yanına almaktan başka bir şey yapmıyorlar. Herkes kendi dünyasını başkasının dünyasına giydirmeye çalışıyor: Üstelik bunu demokrasi ve özgürlük adına yapıyor. Birbirini saymasını bilmeyenler birbirlerine “sayın” diye hitap ediyorlar, sözlerindeki papağanlık, kör ezber, ikiyüzlülüklerini gizleyemiyor.
Bakıyorum da, ülkemin giderek sayıları artan gençleri, ana dillerini, o dildeki güzelliği anlamaktan yoksun. Dillerini fark edemeyenler, o dille nasıl düşünecekler? O dille dünyaya nasıl seslenecekler? Kendi dilinin bilincine varamamış biri ülkesinin geleneğine, o gelenekteki inceliklere, ondaki hilm ve kereme nasıl varabilir? Hilm, incelik, sevgi şefkat dolu anlayış, yumuşaklık; kerem ise gönül zenginliğidir, bir anlamda. Belki bir anlamıyla da Aristoteles’in yüce gönüllülük (megalopüskhia) dediği özelliktir. Hilm sahibi insan, öfkesini yenebilen insandır. Hiddetten, öfkeden arınmış biridir. Hilm olmayınca kerem nasıl olabilir? Kerem, ikramla ilgilidir, cömertliği, güler yüzlülüğü gösterir. Kerem bir bina ise hilm onun temelidir. Hilm bir bahçeye benzer, kerem onun kırmızı gülüdür. Kaba, öfkeli insanların kerem sahibi olduklarında temeli çürük bir eve benzeyeceklerini hikmetimiz söylüyor.

***
 Bakıyorum da, ülkemizin siyasetinde, sanatında, biliminde bile hilm elden gitmiştir. Gözlerini iktidar hırsı bürümüş insanlar, birbirlerine kerem sahibi olduklarını göstermeye çalışıyorlar. “Hilm”in “h” sinden nasibini almamış bu insanlar, bir de bizi bütün bir dünya önünde temsil ediyorlar. Biz bu muyuz? Bizi hilm yoksunu bir topluma dönüştürmeye hakları var mı onların?

<p>Yoğun diplomasi trafiği yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün  Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin

Bayram sonrası kontrollü normalleşme nasıl olacak?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor