• $8,1159
  • €9,7775
  • 461.425
  • 1378.77
27 Mart 2011 Pazar

Dünyayı tanıklığa çağırıyorum

Ben ülkemi şikayet etmeyi sevmem. Ülkemdeki yanlışlıklar beni de bağlar. Sanki ben bu ülkeye ait değilmişim gibi, kendimi bu ülkenin dışında tutarak ülkemi eleştiremem. Bu ülkede işlenen günahlar beni bağlar. Ülkemdeki yanlışları görmeye çağırıyorum dünyayı. Görmüyor mu sanıyorsunuz? Çıkarları olanlar ilgileniyor ülkemle, çıkarları doğrultusunda. Olsun, dünyaya çığlık atılmalıdır. Dünya duymasa da şu an, gelecekte bu zamanların tarihini yazacakların işitmesi için çığlık izleri bırakmak için tarihe, dünyayı tanıklığa çağırıyorum.

***
Türkiye 2011 yılında kendini değişmeci, değiştirmeci olarak gören insanların egemenliğinde. Onlara Türkiye göre özgürlüğe ve demokrasiye doğru değiştirilmeye çalışılan bir ülke görünümündedir. Kendi dünya görüşlerinin egemenliği onlara değişme gibi gelmektedir. Elbette her şey değişir. Onlar bu ülkedeki değişmenin bütün dünyanın takdir edeceği olumlu bir yöne doğru olduğunu iddia ediyorlar. Onlara göre, ülkenin çoğunluğu ve bütün dünya onların yanındadır. Neden? Çünkü onlar bu ülkede ekonomik istikrar sağlamış, ezilen insanların haklarını koruyup, ülkede adaleti sağlıklı biçimde işler hale getirmişlerdir. Bir takım çeteler ülkenin seçimle gelen hükümetlerini devirmeye çalışmış, onlar da bu demokrasi düşmanı çeteleri, kesin suç delilleriyle yakalamış, içeri tıkmış, böylece bu güzelim ülkeyi demokrasinin ışığıyla aydınlatmışlardır. Kendileri, yandaşlarıyla birlikte demokrasiden yanadırlar: Tavırlarında, konuşmalarında, hayat tarzlarında demokrasinin hası yansımaktadır: Kendilerinden olmayanları dinlemeye, anlamaya, eleştiriye, özeleştiriye açık insandırlar. Özgür düşünceden yanadırlar. Kimseyi haksız yere suçlamazlar, hiç kaba konuşmazlar. Hele çetelere karşı çeteler kurdukları hiç görülmemiştir. Seçimde barajı kaldırmaktan korkmazlar. Dokunulmazlıklarını da hemen kaldırmaya hazırdırlar. 'Hissi' bir savcının açabileceği davalardan korkmazlar. Çünkü ülkemizde böyle tuhaflıklar yoktur. Adalete güvenirler. Güvenmemizi isterler. Kendilerinin başına böyle tuhaf adalet oyunları gelince kıyameti koparırlar. Kıyameti koparmak onların var olma tarzıdır. Yaygara ve saldırı demokrasinin icabıdır çünkü.

***
Ey dünya görüyor musun ülkemizde olanları? Şahidim sensin. Çağım, tarihim sen de. Bu ülkeye demokrasi geliyor. Fikirlerinden ve yazdıklarından dolayı hiç kimse hapse girmiyor. Sıkıyönetimde görülmeyen uygulamalar, bu demokrasi yönetiminde de görülmüyor.
Hangi değerleri korumak için hapse atılıyor bu insanlar, hangi değerler için kitapları yasaklanıyor? Hukuk hangi değerleri korumak için vardır? Yapılan hukuk yanlışları anlaşılıncaya kadar geçen sürede çekilen çilelerin yıllar sürecek olumsuz etkilerinin bedelini kim ödeyebilecektir? 

***
Türkiye ne yöne doğru değişmektedir? Dünya, sorumu duyuyor musun? Özgürlüğe doğru değiştiğini söyleyen iktidar yanlıları, biz muhaliflere: 'Eskiden sahip olduğunuz iktidar ortadan kalktı, şimdi iktidarı kaybetmenin etkisiyle, ülkenin kötü yöne doğru gittiğini söylüyorsunuz' diyebilirler. Ben o muhaliflerden değilim. Hiç iktidar olmadım. Bu dönemde iktidara muhalif olduğunuzda, değişime, ilerlemeye, demokrasiye karşı oluyorsunuz. Ne güzel bir iktidar olma oyunu. 'Bana karşı olmak, demokrasiye, özgürlüğe karşı olmaktır.' Baskıcı yönetimlerin tipik bir tavrıdır. Şöyle de diyebilirler: Bize karşı olmak, dine imana, kutsal değerlere karşı olmaktır. Belki de şöyle: Bize karşı olmak akla mantığa karşı olmaktır. İktidara önerim olabilir: Muhaliflerinizi hapishane yerine tımarhaneye atabilirsiniz.

***
Türkiye ne yöne doğru değişmektedir? Dünya duyuyor musun? Çıkmadık kitaplar toplatılıyor. Savunma haklarına darbe vuruluyor insanların. Dünya duyuyor musun? Senin de masum olduğun söylenemez. Ne zaman yasalarına yargıçlarına güvenimiz tam olacak ey koca dünya! Ey ikiyüzlü birleşmiş Milletler! Ey Filistin'de, Afganistan'da, Irak'ta, Libya'da, Afrika ülkelerinde çıkar hesaplarınız doğrultusunda kıyımlar yapmakta olan emperyalist güçler! Türkiye'nin selamı var, size. Dünyayı daha güzel bir dünya yapmak için ne zaman birbirimizin saygın varlıklar olduğumuzu anlayacağız? Türkiye'den bir yazarın selamı var size. Sizi ülkesindeki haksızlıkları görmeye çağırıyor. Tarih önünde insan olmanın vicdani sorumluluğunu hatırlatıyor. Sizin içinizdeki sömürgeci, fırsatçı, aç gözlü, inançlara, farklı yaşamlara düşman çirkin insanları da kainata duyuruyor. Ey kainat, dünyadaki haksızlıkları gör. Yaz tarihine! Yaz ki gelecekteki insanlar, diğer gezegenlerdeki varlıklar öğrensin. Ben dünyayı şikayet etmeyi sevmem. Yanlışları bağlar beni. Dünyalıyım çünkü.

***
Tanıklığa çağırıyorum, ülkemdeki haksızlıkları görmeye cümle mahlukatı.

<p><span>Ankara'da polisin 2 yıllık teknik ve fiziki takibi sonucunda, kamu arazilerinin satışını ya

Ankara'da 'Arsa Avcısı' operasyonu: 106 kişi gözaltına alındı

Ankara Şehir Hastanesi pandemi bölümü servisi genişletildi

Yusufeli yeni yerleşim yeri inşasında sona yaklaşılıyor

Yumurtadan uyanan ipek böcekleri, sarı kozasını örmeye başladı