• $7,3762
  • €8,971
  • 442.705
  • 1560.83
20 Aralık 2012 Perşembe

Böyle bilim anlayışına böyle demokrasi

Hayretini yitirmemiş, sorgulayan gençlere aklı evvel bir akademisyen çıkıp bunların tahtaları eksik diyor. Eksiklik ondadır. Basmakalıp düşünüp, giderek sığlaşan akademik havaya uyanın eksiktir tahtası. Bu ülkenin geleceği için bize nutuk atan, asan kesen, sorgulamayan, eleştirmeyen insanlar gerekmiyor. Tahtası fazlalara ihtiyacımız var.
Bizde bilim deyince genelde uygulamalı bilim anlaşılıyor. İşte bilgisayar, laboratuvar araştırmaları, bir takım araç gereç anlaşılıyor. Yüzyıllar öncesinden nice fikir var ki, sadece fikir oldukları için değerlidirler. İşte biz bunu anlamakta sorun yaşıyoruz. 'Ben bu kitabı okuyacağım faydası ne?' sorduğumuz soru bu, okuma öncesinde, öğrenme öncesinde. Hep bir fayda peşindeyiz. Özellikle çıkara, yarara, sonuç elde etmeye yoğunlaşmış hayat tarzı içinden has bilgi tarzının çıkması çok zordur. Biz hayret etmeyi unutmuşuz. Hiç bir şeye şaşırmıyoruz. Batılı bulmuş getirmiş, bilgisayar yapmış, 'yaparsa yapsın, ne güzel yapmış' der olur olmaz kullanırız. Hiç şaşırmadan, nasıl yapılmış demeden daha ucuzu nasıl alınır, daha kolay nasıl kullanılır onun peşindeyiz. Böyle bir hayat bakışıyla böyle bir zihniyetle nasıl bilim yapabileceğiz ki?
Ancak kopya edebiliyorsunuz. Bu kopya insanı bağımlı kılıyor. Ekonomik olarak da, siyasi olarak da başka kültürlere bağımlılık yaratıyor. Bilimdeki bağımlılık, giderek siyasi bağımlılığa yol açıyor. Sonuçta teknolojideki bağımlılık, ekonomik bağımlılık, askeri bağımlılık oluyor. Kendi ülkemizde bağımlı insanlar olarak yaşıyoruz. Kendi başımıza karar verebilme, kendi hayatımızı yaşayabilme imkanını kaybediyoruz.
BİLİM ANLAYIŞIMIZ SAKAT
Bilim 'hayalle' başlar, unutmayalım. Bizim üniversiteli gençlerimizde hayal yok. Biz gitgide belediyelere proje yapan, şirketlerde çalışan, uygulama alanında kaybolup gitmiş bilimciler oluyoruz. Biraz eskiyi, kendini bilime adamış, bilimle yaşayan alimleri, bilim insanlarını düşünün: Hani laboratuvarından çıktığında evin yolunu bulamayan, saçı başı dağınık, dalgın, yeni teorilerin, bilimsel problemlerin, temiz, kendini adamış o güzel bilim insanlarını! Şimdi 35 yaşında profesörler nerede ne iş bulabilirim, neyi nerede pazarlarım, hangi şirkette danışmanlık yaparım diye dolaşıyor.
Artık bilimde hayallerin, ütopyanın gündem dışı düşüncenin peşinden giden yok. Böyle hayallere sahip insan yetiştiremiyoruz. Çünkü böyle bir öğrenci, yüksek lisans yapamaz, bilim topluluklarına kolay kolay giremez. Böyle öğrenciler yerine hocanın önündeki projeye, onun projelerden kazanacağı paraya, getiriye, katkıda bulunacak gençler yetiştiriyoruz. Böyle bir zihniyetle bilimde ilerlememiz mümkün değil. Hatta daha da kötüye gidiyoruz: Daha kopyacı, daha merkezde üretilen bilim gündemine bağımlı hale geliyoruz. Bilim anlayışımızda sakatlık var. Bilime bakışımızda bilimin ne olduğu hakkında sorunlarımız var. Çünkü hala bilimin ne olduğunu anlamak için Batı'daki bilimle ilgili kitapları çevirip okuyoruz. Bilim felsefesi diye okutulan derslerin çoğunda hep aktarıcılık yapıyoruz. Kendi hayatımızdan çıkarabileceğimiz kendi hayatımızla karşılaştırabileceğimiz bir bilim anlayışımız, bir bilim yorumumuz yok.
Böyle bir bilim anlayışı olan bir ülkeye demokrasi gelmez.

<p>Irak hükümetine bağlı Bağdat Operasyonlar Komutanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre,

Bağdat'ta şiddetli patlama

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılanların yuttukları dev canlılar

Ticaret Bakanlığınca ''fahiş fiyat'' denetimi yapıldı