• $8,3672
  • €10,234
  • 502.297
  • 1459.57
18 Şubat 2013 Pazartesi 02:19 | Son Güncelleme:

Türk kimliği yaratılmış bir kavram

Türk kimliği yaratılmış bir kavram

Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Suavi Aydın: 'Beyaz Türk milliyetçiliği ya da Türk sorunu dediğimiz şey öncelikle Kürtlerin Batı'ya doğru gelmesiyle ortaya çıktı.

Türkiye'nin Antalya, Mersin gibi Batı illerinde 'Bu Kürtler gelip benim işlediğim toprağı veya işimi elimden alacaklar' kaygısı oluştu. Bugün Türklerde bir rahatsızlık varsa bunun nedeni refah milliyetçiliği yapılması'

ŞENAY YILDIZ / senay.yildiz@aksam.com.tr

Türkiye'de milliyetçilik deyince akla gelen ilk isimlerden biri olan Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suavi Aydın İmralı görüşmeleri nedeniyle alevlenen Türk sorunu tartışmalarını, Kürtlerin milliyetçilikle ilişkilerini ve Türk milliyetçiliğinin gelişim sürecini AKŞAM'a yorumladı:
 
- Bugün  Türk Sorunu diye bir fenomenle karşı karşıyayız. Türk milliyetçiliği nasıl oluştu? 
Türk milliyetçiliği çok eski tarihi olan bir milliyetçilik değil. Türk Osmanlı için tabiiyetlerden bir tanesiydi ve Osmanlı imparatorları kendilerini Türk olarak tanımlanmaktan hep kaçındılar. Türklük o dönemde bir köylülük atfı, aşağı bir kategoriydi. Osmanlı padişahları kendilerini pek çok kavmin yöneticisi bir hanedan mensubu ve İslam halifesi olarak tanımlıyorlardı. İmparatorluklarda ciddi anlamda yüksek kültür-halk kültürü ikilemi var. Bunu ortadan kaldırmaya çalışan ulus devletler yurttaş yaratmak için halk kültüründen kimlik devşirdiler. Bugün CHP 'Biz kimlik siyaseti yapmayız' diyor. Oysa kimlik siyaseti ulus devletin icat ettiği bir şey. Tarih tezi, dil kuramı, arkeolojik girişimler, halk evleri... Bunların hepsi yurttaş yaratma girişimi ve kimlik siyasetinin örnekleri. Yani kimlik siyasetinin dik alasını Atatürk yaptı ve herkesi kendine Türk dedirtecek bir zemin yaratmaya çalıştı. 

ATATÜRK VE KİMLİK SİYASETİ
- Atatürk döneminde Türklük birleştirici unsur olarak öne çıkarılmadı mı? Kimlik siyaseti kavramı o günü de kapsayabilir mi bu açıdan?

Evet, çünkü Atatürk Cumhuriyet'i devraldığında içinde çok sayıda gayrimüslim'in yaşadığı, bol etnik gruplu bir ülkeydi Türkiye. Atatürk kimlik tercihini Türklük'ten yana yaptı. Tarihinizi etnik anlamda Türkler üzerinden Orta Asya'dan başlatıp Cumhuriyet'e getiriyorsanız, Boşnak'ın, Kürt'ün, Arnavut'un tarihi yok orada! O yüzden 'proto Türk' palavrasını atmak zorunda kaldılar. Buna göre Türkler Demir Çağı'nda Orta Asya'dan kopup Anadolu'ya gelmişler ve Anadolu'daki medeniyetleri kurmuşlar. Kürtler de onların çocukları. Dolayısıyla aslında Kürtler de Türk. Bu kimlik siyasetidir. Bugün Kara Kuvvetleri'nin brövesinde kuruluşu MÖ. 242 yazıyor. Yani kendini efsanevi bir orduya, Mete Han ordusuna bağlıyor. Bu nedenle kimseyi 'Türklük bir çatıdır' diye ikna edemezsiniz. Muş'un bir köyünde çocuklara her gün 'Türk'üm, doğruyum' dedirterek onları Türk yapamıyorsunuz. Artık bu gerçeği görmeliyiz. Buradan şuraya gelmek lazım: Türk kimliği yaratılmış bir kavram...
- Yapay mı yani Türk kimliği?
Hayır, etnik bir temeli var ama etnik temeli bir ulus adı olacak şekilde yeniden kurmak icap etti. Osmanlı literatürüne baktığımızda Türk aslında Türkçe konuşanı anlatır ve herkes Türk olabilir. Yani diliniz ve dininiz dönüştüğü vakit Türkleşmeye başlıyorsunuz. Türklük asimilasyonla inşa oluyor. Burada çatışmalı bir durum da var tabii... 

BATILI İNSAN YARATILDI
- Nedir o çatışmalı durum?

Çünkü bu bahsettiğiniz Müslüman köylüler şarklı. Cumhuriyet ise Batılı bir Türk'ten bahsediyor. Bu nedenle Batılı parametrelerden yola çıkan yeni bir insan tipi yaratılması gerekti ve laik Cumhuriyet İslamlaşmaktan usulca sıyırarak, Batılı bir insan yaratma derdine düştü. Fakat bugün İslam duyarlılıkları yüksek, kendini muhafazakar olarak tanımlayan bir parti tarafından yönetiliyoruz. 2000'lere kadar Batılılığı korunmuş kamusal alan da yavaş yavaş bu siyasi elit tarafından işgal ediliyor ve o tanımlanmış Batılı Türk'le hiç ilgisi olmayan bir görüntü ortaya çıkmaya başladı. İkincisi, Kürtlerin giderek kendini Kürt olarak tanımlamaya başlamaları. Bu coğrafyada yaşayan bütün insanlara ait olan bir kimlik şu anda kısmileşiyor. Şimdi Türk burada kendini nereye koyacak? Bu açıdan adına Türk Sorunu demek makul. 
- Bu, Cumhuriyetin ulus yaratma projesinin başarısız olduğunu mu gösteriyor?
Türkiye Cumhuriyeti içindeki insanların çoğunluğunun kendine Türk demesi başarılmış bir şeydir. Ama bu Türklük sevgisi üzerinden değil; daha çok ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle başarılmış. Çünkü Türk olarak tanımlanmak makbul; başka türlü tanımlanmak sizin dışlanmanızı doğurabilir, dezavantajlar getirebilir. 
- Ertuğrul Özkök'ün Türklerin kendilerini huzursuz hissettiğini belirten yazılarının toplumda karşılığı olduğu ortada. Peki Türkler neden huzursuz?
Alışık olmadıkları, 'Türkiye Türklerindir' mottosunu boşa çıkaracak bir yeni siyasi müzakere yürüyor. Yeni bir hukuki zemin arıyoruz çünkü ulus devlet 1920'deki insan tanımlamasıyla yaşayamaz hale geldi. Burada eğer bir rahatsızlık varsa bunun nedeni refah milliyetçiliği yapılıyor olması. Bu konuştuğumuz Beyaz Türk milliyetçiliği ya da Türk sorunu dediğimiz şey öncelikle Kürtlerin Batı'ya doğru gelmesiyle ortaya çıktı. Türkiye'nin Antalya, Mersin gibi Batı illerinde 'Bu Kürtler gelip benim işlediğim toprağı veya işimi elimden alacaklar' kaygısı oluştu. Buralar daha önce bizim çok milliyetçi olarak tanımlamadığımız bölgeler. Türkiye'de MHP eskiden İç Anadolu'dan, Erzurum, Elazığ'dan oy alırdı. Şimdi ise İzmir, Aydın ve Muğla'dan milletvekili çıkarıyor.

CİVAN HACO MİDYAT'LI
- Boşnaklar, Çerkezler ve Arnavutlar Türklüğü bütünleştirici bir çerçeve olarak kabul ederken Kürtler veya Kürtlerin bir bölümü neden etmiyor?  

Bahsettiğiniz bütün gruplar göçmen. Boşnaklar; Çerkezler, Arnavutlar yeni kurulan ulus devletlerin etnik temizliğine maruz kalacaklarını hissettikleri için Osmanlı'ya sığınıyorlar ve burada bir kader ortaklığı oluşuyor. Ama Kürtler veya Lazlar göçmen değil. Üstelik bahsettiğiniz nüfuslar Kürtler kadar kalabalık da değil. Ayrıca, Kürtler Türkiye'nin komşu olduğu üç ülkeyle de temas halinde ve oralarda da ciddi hareketler var. Türkiye Suriye'deki Kürtlerin varlığını yakın zamanda öğrendi. Halbuki bugün Suriye'de Kürt bölgesi varsa bunun müsebbibi Türkiye Cumhuriyeti'dir. Çünkü Suriye'nin doğusunda gördüğünüz Kürtlerin hepsi Türkiye Kürtü'dür. 1920'den itibaren devletle başı derde giren bütün Kürt aşiretleri ve liderleri Suriye'ye kaçmıştır. Mesela Civan Haco aslında Mardin Midyatlıdır. Suriye'deki pek çok Kürt entelektüeli de Türkiye kökenlidir. Yani güneye bir sınır çizmekle bitmedi bu iş. 

ÖZAL KÜRT'ÜM DEMEDİ
- Türk olmamak dezavantajlıysa 'Türk değil; Kürt'üm' diyenlerin sesi nasıl yükselmeye başladı?

Cumhuriyet boyunca Kürt meselesini devletin yanında ya da karşısında konumlandırmak isteyen Kürt elitlerinin olduğunu görüyoruz. Devletle uzlaşmış, milletvekili, bakan, profesör olmuş kişiler toplumda dezavantajlı duruma düşmemek için Kürt olarak tanımlanmaktan rahatsız oldular ve kontrol ettikleri kitleyi de Kürtlük'ten uzaklaştırmaya çalıştılar. Mesela Özal da çıkıp 'Ben Kürt'üm' dememiştir. Öte yandan bunlarla kavgalı, devletle mesafeli başka bir elit grup daha var ve bunlar da kendi güçlerini koruyabilmek için devlete karşı isyan ettiler. Cumhuriyet boyunca devam eden isyanlar bundan çıktı, sıradan Kürt köylüsünün müthiş bir Kürtlük bilinci olduğundan değil. Ama 60'lardan itibaren Kürt etnik bilincini yükselten bir entelektüel kesim oluşmaya başladı ve sol hareketlerle tanıştı. Ancak Türk solu doğudaki sorunu etnik bir mesele değil; feodalite meselesi olarak gördü. Bu nedenle 70'lerden itibaren Kürt solu, Türk solundan ayrıldı. Böylece daha önce toprak, aşiret temelli olan Kürt hareketi yavaş yavaş entelektüel sol bir zemine kaydı. Bunun üzerine 12 Eylül gelip, Diyarbakır Cezaevi'nde işkenceler yaşanınca bu iş koptu zaten. Bugün Kürt meselesinin ağır bir şiddet sarmalına dönüşmesinin ana sebebi budur. 
- Türklük kavramına karşı tepkisel bir yaklaşımın ortaya çıkması da bu döneme mi tekabül ediyor?
Kürtler açısından Türklük hiçbir zaman kapsayıcı olmadı, bu bir yanılsamadır. Bir insanı başka bir kimlikle donatmanız için onu kendi kültürel bağlarından tamamen sıyırmanız ve öbür kültürün 
içinde asimile olabilecek bir potanın içine atmanız lazım. Kalabalık Kürt coğrafyasında bunu yapmak mümkün değildir.

Demokrasi algısı yeni VESAYETİMİZ
Türkiye son on yılda kendisini askeri vesayet cenderesinden biraz kurtardı. Fakat yavaş yavaş demokrasinin anlaşılma biçiminden kaynaklanan yeni bir vesayet oluşuyor. Demokrasiyi çoğunluğun değerlerinin ve aldığı kararların ikame olacağı bir rejim gibi anlıyoruz. Türkiye başkanlık rejimiyle idare edilebilecek bir ülke değil. Dünyada başkanlık sistemini ABD ve Fransa başarıyla uygulayor. İkisinin de 18'inci yüzyıl ortalarından başlayan ve temelleri çok sağlam bir demokratikleşme zeminden geldiklerini görüyoruz. Biz demokrasi geçmişi bakımından o kadar olgun değiliz. Ayrıca faşizm deneyimi yaşayan Almanya, İtalya, İspanya gibi ülkelerin her zaman başkanlık sisteminden kaçındığını görürsünüz. Bizim siyasi kumaşımız onlara çok yakındır, çünkü güçlü lider severiz. Güçlü liderler bir kez iktidar oldukları vakit kolay aşağıya inmezler. Problemin kaynağının güçler ayrılığı ilkesinin doğru dürüst uygulanmaması olduğu bir yerde güçlerin birliği ilkesine dayanan bir başkanlık modeliyle hareket ederseniz diktatöryal bir rejime gidersiniz. Demokrasi ortak bir deneyimdir. Türk tipi demokrasi, Türk tipi ceza hukuku, Türk tipi insan hakları olmayacağı gibi Türk tipi başkanlık sistemi de olmaz!

TATLISES NASIL ALGILANIYOR?
- 'Türk ve Kürt halkı arasında sorun yok' argümanı doğru değil mi yani?
Tam bir yalan o! Şunu unutmayın: etnik mesele aynı zamanda bir sınıf meselesidir. Almanya'da Türkler veya Türkiyeliler, Fransa'da Faslılar hep en kötü işleri yapan, sınıfsal olarak en alttaki insanlardı. Etnik mesele karşılaşmasıyla doğar zaten ve bunlar arasında sınıfsal bir fark da vardır.
- Kürtler arasından çok büyük işadamları da çıktı ama...
Evet, Kürtler arasından çok büyük işadamları çıktı ama sermaye sadece maddi değildir; bunun bir de kültürel ve sosyal yanı var. İbrahim Tatlıses Türkiye'nin en zengin insanlarından biri ama toplumsal algısı, sermayesi nedir? 'İnşaat işçisiyken yırtmış, türkücü olmuş ve bugün de çiğ köfte ile viski içiyor' diye küçümsenen, magazin basını tarafından dalga geçilen bir adam... Yani biraz daha derine bakmak lazım.

OSMANLI'YA MESAFE ŞART
- CHP'li Gülseren Onanç 'Genç seçmenler MHP'ye kayıyor' dedi. Bu sözleri nasıl yorumlarsınız?

bUNU neye dayandırdığını bilmiyorum ama doğru olabilir. Gençler ciddi kimlik sorunları yaşayan insanlar. Bireysel kimlik sorununu halletmenin en kolay yolu kolektif bir kimliğin içinde erimektir. Bu ya din olur ya da milliyetçilik. Türkiye'nin geldiği bu yeni noktada ve milliyetçiliği kaşıyan argümanların ortalıkta dolaştığı bir ortamda gençlerin popüler milliyetçiliğin cazibesine kapılması mümkün. 
- CHP ulusalcılığı ile MHP milliyetçiliği arasında nasıl bir fark var?
CHP'nin ulusalcılık dediği şey idealize edilen Yurttaş Türk'ün peşinde olan, yani laik, çağdaş, iyi eğitimli ve Türklüğü de onun üzerinden tanımlayan; Osmanlı ve dinle işi olmayan bir milliyetçilik. Fakat Türk milliyetçiliği daima din ve devletle iç içedir. MHP'nin temsil ettiği klasik milliyetçilik Osmanlı geçmişiyle barışık ve kendini İslam'la mukayyet sayan bir anlayış. Din, devlet ve milliyet olmadan MHP milliyetçiliğini tanımlayamazsınız. İçlerinde en hayati nokta devlettir ve CHP'yle birleştikleri nokta da budur. 
- MHP ile AK Parti'nin milliyetçiliğini Osmanlı ve İslam mı ayrıyor?
Türkiye sağı Osmanlı'ya baktığı zaman muhteşem bir geçmiş görür ve oradaki ihtişamı özler. Buradaki temel sorun Osmanlı pek çok etnik gurubu ve dini içinde barındıran, müdahaleci değil; müzakereci bir merkezdir ve ulus devletin çağına hiç uymaz. Bu nedenle 'Bizim ecdadımız böyle değildi' cümlesi çok totalitaryan. Mesela Sultan Süleyman zamanı Osmanlı'nın ayaklanması en bol olan, enflasyonun en fazla olduğu zamanlardan biridir. Tarihe biraz mesafe koymak lazım.

<p>Milli Savunma Bakanlığı, teröristler için hazırlanan yeni görüntüleri sosyal medya hesaplarından

Sofi Nurettin vuruldu... ABD'ye hangi mesajlar verildi?

Siyah-beyaz mutluluk... Beşiktaş'ta kupa sevinci

İstanbul'da kısıtlama öncesi trafik yoğunluğu yaşandı

Rus donanmasına ait savaş gemisi İstanbul Boğazı'ndan geçti