• $ 6,7782
  • € 7,3185
  • 357.563
  • 91301.3
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Davos Zirvesi'ne bu yıl 3 bakanın katılması doğru bir stratejik karar

İsviçre’nin Davos kasabasında her yıl ocak sonunda yapılan Dünya Ekonomik Forumu, ‘Davos Zirvesi’ olarak biliniyor.

Zirve, Türkiye’nin gündemine 2009’da ‘farklı’ şekilde girmişti.

Başbakan sıfatıyla zirveye katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Ocak’ta ‘Gazze’ konulu oturumda bir araya geldiği dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Türkiye’ye ve Filistinlilere yönelik suçlamaları üzerine “One minute/bir dakika” diyerek söz almış ve Peres’e dönerek, “Sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum” demişti.

‘One minute’ çıkışı sonrası Erdoğan, “Davos benim için bitmiştir” diyerek oturumu terk etmiş, salonda bulunan dinleyiciler alkışlayarak destek vermişti.

Geçen 11 yıl boyunca Türkiye’den Davos’a resmi katılım bir veya iki bakanla sınırlı kaldı.

Bu yıl ise üç bakan katıldı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın yanı sıra, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da ilk kez Davos’taydı.

***

Bu üç bakanın bu yıl Davos’ta olması bence iyi planlanmış bir strateji ürünü.

Zira son yıllarda Türkiye hem ekonomik hem siyasi alanda büyük bir mücadele veriyor.

Bu mücadelenin sınırları coğrafi olarak Suriye-Akdeniz-Libya hattına; siyasi ve ekonomik olarak ise Rusya ve ABD hattına kadar uzanıyor.

Muhatapları da Davos’ta...

Ayrıca Davos, dünya medyasının odağında olduğu için buradan verilen mesajlar anlık olarak dünya kamuoyuna yayılıyor.

Siyasi muhatapları ve küresel yatırımcılar Türkiye hakkında bilgi alıyor.

Genel ekonomi, finans ve dış ticarete yönelik soruların muhatapları olan Hazine Maliye ve Ticaret bakanları ile görüşme fırsatı bulan muhataplar, dış politikaya yönelik ‘risk’ algılarını da Dışişleri Bakanı ile konuşabiliyorlar.

Böylece birincil karar vericilerle birlikte değerlendirme yapabiliyorlar.

Çavuşoğlu’nun, zirvedeki temaslarına ilişkin “Şu ana kadar çok verimli geçti. Türkiye’ye karşı gerçekten büyük bir ilgi var, özellikle iş ve finans dünyasından büyük bir ilgi var. Muhataplarımız Türkiye’nin, Suriye ve Libya’da ateşkes için sarf ettiği çabaların farkında. Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’a yoğun ilgi var. Bunu Türkiye ekonomisinin son zamanlardaki katettiği mesafe, ekonomideki rakamların hep pozitife gitmesi ve bunun da dışarıdan çok iyi takip edilmesinin bir neticesi olarak gördük. Davos’ta ilk kez açılan Türk Evi de adeta yabancı yatırımcıların merkezi haline geldi” sözlerinin altını çizdim.

KELİME KÖKENİ UHDE VE UKDE...

Hürriyet yazarı eskimeyen dostum Abdülkadir Selvi, 22 Ocak’taki yazısında ‘Yörük Monşer’ başlığıyla Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile ‘monşer’ sohbetini anlattı.

Bütün yazıları gibi keyifle okudum.

Selvi, iyi bir golf oyuncusu olan Çavuşoğlu’nun “Obama G-20 Zirvesi için Antalya’ya geldiğinde oynayacaktık ama vakit olmadı” sözlerini “Obama’yı yenememek sanki içinde uhde kalmış gibi” diye değerlendirdi.

Ben de anlayışına sığınarak bugün ‘kelime kökeni’ köşesine ‘uhde’ ve ‘ukde’yi aldım.

***

Uhde: Arapça ‘hd’ kökenli ‘uhda’. Türkçe karşılığı üstlenme, sorumluluk alma, kabul etme’ olarak veriliyor. ‘Bir görevi veya şeyi uhdesine almak’ şeklinde kullanılıyor.

Ukde: Yine Arapça ‘kd’ kökünden gelen ‘ukda’, Türkçede ‘düğüm’ olarak çevriliyor. Ve ‘açılıp rahatlamaya engel olan’ anlamında ‘içinde ukde kaldı’ şeklinde kullanılıyor.

FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI

Bu tartışma büyüdükçe bana ‘ilk akla gelenin dışında’ bir maksada matuf gibi gelmeye başladı.

Terör örgütüyle mücadele hâlâ yargıda, dışişlerinde ve özellikle TSK’da sürerken; hemen her hafta iki kurumdan da çok sayıda ‘aktif görevde’ FETÖ iltisaklıları, kriptoları gözaltına alınmaya devam ederken ‘siyasi ayak’ tartışmaları konuyu ‘terör, ihanet ve casusluk’tan uzaklaştırmaya da hizmet edebilir.

Giderek FETÖ’yü bir terör örgütünden ‘siyasi taraf’ olmaya taşıyabilir; ki bunu FETÖ’cüler ellerini ovuşturarak bekliyor.

Siyasi partilere sızmış, belki hâlâ etkilemeye devam eden FETÖ’cülerin ayıklanması ise bu ‘kaygımın’ dışında; mutlaka sürdürülmesi gereken bir süreçtir.

Vefa ekiplerinden Siverekli tartıcı çocuğun ailesine destek

Vefa ekiplerinden Siverekli tartıcı çocuğun ailesine destek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dünya turundaki İngiliz çift korona günlerinde İstanbul'da kaldı

Turp suyu böbrek taşını düşürür