• $8,658
  • €10,1795
  • 488.028
  • 1419.43
15 Eylül 2021 Çarşamba 09:13 | Son Güncelleme:

Hızlı kilo vermek isterken kalpten olmayın! Ketojenik diyete dikkat

Hızlı kilo vermek isterken kalpten olmayın! Ketojenik diyete dikkat
DHA

Son yıllarda birçok insan hızlı kilo vermek için ketojenik diyete başvuruyor. Özellikle kronik hastalıkları olan kişilerin bu tür diyetleri yapmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Özlem Esen, bu diyetin kalp krizi riskini artırdığını söyledi. İşte ketojenik diyetle ilgili bilinmesi gerekenler...

Bazı diyetler sağlığı tehlikeye atıyor. Bunlardan biri de son yıllarda popüler olan ketojenik diyet. Karbonhidrat ve protein ağırlıklı olan ketojenik diyet kalp krizi ve inme riskine neden olabiliyor.

DHA'ya açıklamalarda bulunan Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, ketojenik diyet için uyardı.

Özellikle kronik hastalıkları olan kişilerin bu tür diyetleri yapmaması gerektiğini belirten Esen, şu bilgileri verdi:

"Araştırmalarda, bu tür diyetlerin kalp krizi ve inme riskini de yüzde 40 artırdığını ortaya koyuyor. Bu nedenle karaciğer yağlanması olan, kalp damar hastalığı riski olan kişilerin uzun dönem bu diyetleri yapması tavsiye edilmemektedir."

"MEYVE SEBZEDEN ALINAN İÇERİKLER AZALIYOR"

Protein yıkım ürünü olan keton yoğunluğunun vücutta artışının belirtisi olarak idrarda keton görülmesiyle diyetin ismini buradan aldığını belirten Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, ketojenik diyeti şu şekilde anlattı:

"Ketojenik diyetler çeşitli şekillerde uygulanabilirken 'klasik ketojenik' diyette enerji ihtiyacının yüzde 85-90'ı yağdan yüzde 5'i karbonhidrat ve yine yüzde 5-10 arası da proteinden elde edilir. Enerji gereksinimi de yağ asitleri ve proteinden karşılanır. Ketojenik beslenmenin temeli olan düşük veya çok düşük karbonhidrat alımı nedeniyle meyve ve sebzeden alınan vitamin, mineral ve lif içeriği azalır. Ayrıca kişi sebze ve meyvede bulunan fitokimyasallardan da mahrum kalır, bu da bağırsakta yaşayan mikrobiyotanın dengesini bozar."

BAĞIRSAKLARA ZARAR VEREBİLİR

Bağırsaklardaki mikrobiyota adı verilen bakterilerin kısa zincirli yağ asitlerinden doygunluk hissi veren hormon yapımından, kanser önleyici ve bağışıklık güçlendirici etkileri olan madde yapımına kadar kilit mekanizmalarda rol oynadığının bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Esen, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun ötesinde bağırsakta bulunan bu bakteriler ihtiyacı olan 'karbon' molekülünü bitkisel karbonhidrattan alamazsa hemen yakınındaki bağırsak duvarındaki tabakadan alır ve böylece bağırsağı koruyan bu bariyerde hasar meydana gelip geçirgen bağırsak adı verilen durum ortaya çıkar. Ketojenik diyetlerdeki gıdaların doymuş yağ ve kolesterolden zengin, kimyasal kalıntı, oksidasyon ve iltihabı artırıcı madde içeriği yoğun olmaktadır."

YAĞDAN FAKİR KÜTLE KAYBI

Son yıllarda yapılan çalışmalarda ketojenik diyetlerin hızlı kilo verdirmedeki başarısının daha çok yağdan fakir kütle kaybına bağlı olduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Özlem Esen, "Yani kişiler önce vücuttaki fazla sıvı (ödem), şeker deposu, protein ve mide-bağırsak içeriğinden kaybetmişler. Uzun dönem diğer diyetler ile karşılaştırıldığında kilo veya iştah kontrolünde fark olmadığı görülmüş. Hatta obez bireylerde yağ oranı düşük vegan beslenmenin iştah kontrolü açısından özellikle daha etkili olduğu gösterilmiş durumda." dedi.

YENİ SAĞLIK PROBLEMİ: KARACİĞER YAĞLANMASI VE KALP HASTALIĞI İLİŞKİSİ

Günümüzde hareketsizlik, kalori fazlalığı ve beslenme bozukluğu ile gelişen karaciğer yağlanması sıklığının Türkiye'de yüksek olduğuna dikkat çeken Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, şunları söyledi:

"Türkiye'de erişkinlerde her 100 kişiden 30'unda karaciğer yağlanması olduğu tahmin ediliyor. Yağlanmanın bir adım ilerisi olan kronik karaciğer hastalığında (hepatit) ise yüzde 43'lük oranla en sık ölüm nedeni kalp kaynaklı hastalıklardır. Karaciğer yağlanması olan kişilerde de uzun dönem ketojenik diyetlerin faydası görülmüyor. Kalp damar hastalığı olan veya kolesterol, tansiyon yüksekliği nedeniyle risk taşıyan kişilerin ketojenik diyet sırasında kötü huylu kolesterol (LDL) seviyelerinin yüzde 20 oranında yükseldiği tespit edilmiştir."

ÖLÜM RİSKİNDE 2,5 KAT ARTIŞ

Esen, "Ayrıca 2018 yılında yapılan bir çalışmada, bu tarz diyetler ile kilo, kan şekeri ve kolesterol seviyesinde hızlı değişkenlik yaşayan kişilerin ölüm risklerinin yaklaşık 2.5 kat arttığı, kalp krizi ve inme riskinde de yüzde 40 artış olduğu bildirilmiş. Bu nedenle karaciğer yağlanması olan, kalp damar hastalığı riski olan kişilerin uzun dönem bu diyetleri yapması tavsiye edilmemektedir." ifadelerini kullandı.

KETOJENİK DİYETLERİN BAŞLICA YAN ETKİLERİ NELER?

Ketojenik diyete başlamadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçilmesi gerektiğini vurgulayan Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, şu şekilde konuştu:

"Kanda karaciğer ve böbrek fonksiyonu, kolesterol seviyelerine bakılmalı. Özellikle hızlı sıvı kaybını dengeleyecek kadar sıvı alımı olmaz ise vücutta dehidratasyon dediğimiz susuzluk gelişir. Yine yağ oranı yüksek beslenmeyle karaciğer enzim yükselmesi, kolesterol, trigliserid yüksekliği ve pankreas hasarı (pankreatit) görülebilir. Ürik asit seviyesi sınırda olan veya idrar söktürücü ilaç kullanan kişilerde gut atağı gözlenebilir. Mineral kaybı ile kanda magnezyum ve sodyum düşebilir. Uzun dönemde ise kemik yoğunluğunda azalma, böbrek taşı, kalp kasında bozulma ve kalp yetersizliği görülebilir."
<p>Şu an  verilebilecek kesin bilgi henüz sete çıkılmadığı. İnternette dolaşan kriz çıktı  haberleri

EDHO ile ilgili tüm gelişmeler DİZİKOTEK'te

Akkuyu Nükleer Enerji Santrali inşaat alanında çalışmalar hızla devam ediyor

Ani Örenyeri'ndeki kazılarda Selçuklu kümbeti ve mezarlığı bulundu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali inşaat alanını helikopterden inceledi