• $ 5,28
  • € 5,9675
  • 224.216
  • 102.715
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Zirvelerin haftası ve oyuna dönüş…

Türkiye’nin son 17 yılda Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti ile gerçek potansiyellerini fark etmesi ve verilen mücadele sonucu, bugün pozitif manada çok kritik bir konuma geldiğini görüyoruz. Aktüel tartışmalar ve muhalefetin kısır gündemi bu bilincin çok gerisinde... O yüzden bunların ölçü olmadığını söylememiz lazım. Gören gözler için her şey çok açık. Gelecekte bugünün tarihi yazıldığında, bu hakkın külliyen teslim edildiğini göreceğiz.

Suriye gündemli son İstanbul Zirvesi de bunun sonuçlarından birisiydi. Türkiye, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve İdlib Operasyoları ile etkinliğini arttırarak hem emperyal dizayna dur dedi, hem de Suriye konusunda merkez güç konumuna yükseldi. İstanbul Zirvesi ile Astana-Soçi-Cenevre hatları birleştirilmiş oldu. Türkiye hem Rusya’yı dengeledi, hem de ABD’ye kritik bir mesaj verdi.

Son grup konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan 15 Temmuz işgal girişiminin en önemli nedenlerinden birisinin Suriye ve Irak konusunda Türkiye’yi pasif duruma düşürmek olduğunu söyledi. Bunu daha ilk günlerde defalarca ben de yazmıştım. Bölgedeki dizayn çabalarını önleyebilecek tek ülke olduğu için Türkiye’nin ya kontrol edilmesi ya da oyundan düşürülmesi gerekiyordu.

Suriye öne çıkan mesele, lakin İstanbul Havalimanı gibi pek çok stratejik projenin hayata geçirilmesi, son 250 yıldır oyundan düşürülmüş olan Türkiye’nin tarihe geri dönmesi anlamına gelirdi. İşte One Minute’den sonra sinsice harekete geçen, 2013 yılının başından beri de açıkça düğmeye basılan sürecin nedeni bu geri dönüş hamlesinin fark edilmesiydi. Erdoğan’ın şahsının ön plana çıkarılması, kamuoyunun bunu ülke içi sıradan bir mücadele olarak algılaması, milli duyguların harekete geçmemesi içindi. Oysa hedef Türkiye’nin kendisi idi.

Mondros Mütarekesi’nden sonra milli duyguları harekete geçiren “hata” Yunan işgali olmuştu. İstanbul ve Ankara hükümetleri arasında bölünen, moral bozukluğu ve yorgunluk emareleri gösteren kamuoyu bu işgal karşısında tek vücut olmuş, adeta şahlanmıştı.

İşte 15 Temmuz da böyle bir “hata” oldu. Gerçi bu aziz millet karşısında hata yapmak dışında bir seçenekleri de yoktu. Kuklacıların da, kuklaların da anlayamayacakları şey, Türkiye’nin kadim bir devlet, mukimlerinin kadim bir millet olduğudur.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda hizmete açılan havaalanının ismi İstanbul konurken Atatürk Havaalanı’nın adının korunması (çok şık bir tercih olmanın ötesinde) Sayın Erdoğan’ın ülke liderliğini ne tür bir kapsayıcılık ve hassasiyetle ifa ettiğini göstermektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarihe çoktan altın harflerle geçmiştir ve gelecek nesiller gereğini zaten yapacaktır.

Zeytinburnu´nda pazarı gezen CHP´nin İBB adayı Ekrem İmamoğlu yine benzer tepkiyle karşılaştı. Yaşlı

Ekrem İmamoğlu´na bir tepki daha: Partin 5 kuruş etmez

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor