• $ 5,7171
  • € 6,4131
  • 258.588
  • 98028.5
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

CHP milleti her koşulda denize dökecekmiş...

16 Nisan’daki halkoylamasında, kendi tabirleriyle “makarnacı, göbeğini kaşıyan insanlar”ın oylarına muhtaç olduklarından, eklektik, yani “seçmeci” bir strateji benimsediler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı seçen, oy vermese bile onun ülke liderliğini takdir eden geniş halk kesimlerinin değerleriyle kavgaya kısa süreliğine ara verdiler.

Artık Cumhurbaşkanı’na hakaret edilmeyecek, diktatör denmeyecek, milletin evini “sultanın sarayı” diye aşağılamayacak, AKP yerine AK Parti adı kullanılacaktı.

Hayır çıkana kadar tabii.

Bu arada 16 Nisan’da hayır çıkması halinde hiçbir şeyin değişmeyeceğini, Cumhurbaşkanı’nın pozisyonunu tartışmayacaklarını ifade ediyordu Kılıçdaroğlu sık sık.

Doğrusu bu sözler sürekli yalan konuşan bir zihniyet açısından okunduğunda birer itiraftı. Aslında neyi yapmayacaklarını söylerken, neyi yapmayı düşündüklerini, zaten hep öyle yapmış olduklarından çok iyi biliyorduk.

Ancak bu planın zayıf bir tarafı vardı. Sadece Kılıçdaroğlu’nun gafları, lapsusları, çarkları açısından değil, teşkilatı ve milletvekillerini öyle keskinleştirmişlerdi ki, bu yapıya bu taktiği uygulatmak olukça da zordu.

Sürekli korku ve endişe salarak siyaset yaptığını zanneden bir yapının üyelerinin bir emirle sağduyuya geçmeleri o kadar kolay olmayacaktı. Sahada kol kola verdikleri diğer örgütlü yapıların da bu hizaya gelmeleri beklenemezdi.

Aynı taktiği komisyon ve genel kurul aşamasında da sergilediler. Önce sakin durmaya çalıştılar, ancak teklif ilerlemeye başladıkça işi burun kırmaya kadar vardırdılar. Bir yandan demokrasi nutukları attılar, öte yandan teklif milletin önüne gelmesin diye her türlü çirkin yolu denediler.

Nitekim halkoylaması günü yaklaştıkça, oranların da verdiği panikle, bu seçmeci taktik pul pul dökülmeye başladı.

Geçen gün Uğur Dündar’ın Halk TV’deki şu “ünlü” programında konuşan Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, evet çıkması halinde milleti denize dökmekle tehdit etti.

Hayır çıkacağına inanıyordu. Ama evet çıkması halinde de kimsenin heveslenmemesi gerektiğini söyledi. Aldıkları oy oranının önemli olmadığını şöyle ifade etti.

“Büyüklüğümüz aldığımız oyla ölçülemez, biz Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiyiz, biz devrimciyiz. Sandıktan evet çıkarsa da kimse heveslenmesin. Yine Samsun’dan başlar, sizi İzmir’e kadar kovalarız.”

İnsan dehşete düşüyor ama bu gerçek. Zaten Komisyon safhasında CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Evet çıkması halinde “oyların sayılmayacağını, tartılacağını” ifade etmişti.

Bununla da kalmadı. Koltuğunu FETÖ’ye kaptırmış olan eski Genel Başkan Deniz Baykal da “Halk oylamasında hayır çıkarsa İzmir’de düşmanı denize dökmüş gibi sevineceğiz” dedi. (Evet diyene de “gel buraya sen de sevin” diyecekmiş.)

Yani millet, evet de çıksa, hayır da çıksa İzmir’de denize dökülmekten kurtulamıyor.

Çünkü bu seçkinci sapkın tavrın milletten anladığı her zaman tehdit, düşman mertebesinde olmuştur. Kendilerini ülkenin tek sahibi zanneden, milleti de “halk/vatandaş” olarak sınıflara ayıran köleci bir zihniyettir bu.

Hani bir zamanlar “Halk plajlara akın etti, vatandaş denize giremiyor” manşetleri atan gazeteleri vardı. Hâlâ var. Ellerinde güç olsa, aynı söylem ve pratiklere dönmekten asla utanmazlar.

Demokrasi geliştikçe, sandık güçlendikçe bu yüzden zayıflıyor, operasyona açık hale geliyorlar. O yüzden de milleti sistemin kalbi haline getirecek “Evet” çıkması ihtimalinden ölesiye nefret ediyorlar. Bu milletten bu kadar kopmuşlar. Ülke bir beka mücadelesi verirken, hâlâ kendi imtiyazlarının, köhne zihniyetlerinin peşinden gidiyor, “benden sonra tufan” diyorlar.

İşte tel tel dökülen bu köhnelik, 16 Nisan’da son oyunu da kaybedecek.

Millet iradesine saygı duymayı öğrenecek.

S-400 Ve Bora Yunan´ı Korkuttu! 'Hiç Kimse Bizi Kurtaramaz'

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Kredi garanti fonu girişimciye açılıyor

Zaman yolcusu Noah'ın kimliği ortaya çıktı