• $8,3395
  • €10,0375
  • 478.534
  • 1345.15
22 Şubat 2019 Cuma 08:00 | Son Güncelleme:

'Yolu tiyatrodan geçmemiş oyuncu eksiktir'

'Yolu tiyatrodan geçmemiş oyuncu eksiktir'

BKM oyunu Manika Atak oyunuyla tiyatro sevenleri 10 farklı kadın karakteriyle selamlayan Bihter Dinçel ve Devrim Yakut ile bir araya geldik. Devrim Yakut, yolu tiyatrodan geçmemiş bir oyuncunun eksik kaldığını söyledi.

Bilgen BÜLBÜL

Nasıl bir oyunla seyirci karşısına çıkıyorsunuz? 

B.D: Katmanlı ve dinamikleri yüksek bir oyunla çıkıyoruz. O katmanlar, mekân algısını bozuyor ve her seyircinin bireysel hissiyatı birbirinden çok farklı oluyor. 

D.Y: Bizden, bizim kültürümüz ve kodlarımızdan, karşılıklı üretimden çıkan bir oyun diyebiliriz. Ön yargının fenalığından, kadın olmanın sorunlarına eleştirel ve içine özeleştiriyi de koyarak söz ettiğimiz bir oyun. 

10’dan fazla kadın karakterine hayat veriyorsunuz. Size yakın gelen karakterler hangisi oldu? Neden?

B.D: Oynadığım bütün karakterleri seviyorum ama Melike’nin şimdiki hali bana en yakın olan. Yaşı, mesleği ve hayata bakışı nerdeyse benimle aynı çünkü…

D.Y: Pek çok karakteri art arda oynuyoruz. Bu benim hep çok sevdiğim bir yaklaşımdı. Fırsatını bulmuşken tadını çıkardım. Yakınlık bahsine gelince, böyle bir ayrım yok. Hepsini ayrı ayrı çok seviyorum.

KAPALI GİŞE OYNUYOR

Ülkemizde tiyatro eskiye oranla daha çok ilgi görmeye başladı. Bunun en büyük nedeni nedir?

B.D: Ülkemizde tiyatro ziyadesiyle ilgi görüyor. Hele bu sene öyle güzel bir sene ki… Çoğu tiyatro kapalı gişe oynuyor. Onlarca yeni oyun yazıldı. Ödenekli kurumlarda senelerdir kapalı gişe oynayan oyunlar var…

D.Y: Tiyatroya çok büyük bir ilgi ve muhabbet var. Gerek İstanbul’da gerekse turne yaptığımız şehirlerde çok büyük bir ilgiyle karşılanıyoruz. İstanbul’da onlarca salon olmasına rağmen boş salon bulma güçlüğü çekiyoruz ve bu durumdan hepimiz çok hoşnutuz. 

Herkes tiyatro oyuncusu olabilir mi?

B.D: Herkes doktor olabilir mi? Aynı yerden düşünmek lazım...

D.Y: Herkes oyuncu olmak isteyebilir belki ama doğaldır ki herkes olamaz. Başta yetenek, sonra çok çalışmak, eğitim ve oyunculuk mesleğinin de en az sizin onu sevdiğiniz, istediğiniz kadar, sizi sevmesi ve istemesi gerekir.

Tiyatrodan sinemaya gelen oyuncular ‘tiyatro daha iyi’ diyorlar. Siz hangisini tercih edersiniz ve neden?

B.D: Katılmıyorum. Böyle bir tercih yapmaya gerek var mı? İkisi de bambaşka yolculuklar, öğretiler… İkisinin de mesleki hazzı bambaşka… Sinema sonsuzdur, tiyatro suya yazı yazmak.  Bir filmi 50 sene sonra da izleyebilir insanlar ama oynadığınız her oyun biriciktir ve orada biter ama onda da alkışı duyarsınız… Sahneden verdiğiniz enerjinin sıcaklığı başkadır, sinemanınki başka. İkisini de çok seviyorum.

D.Y: Tiyatro hepsinin temelidir. Önce tiyatro vardı. Sinema sonrasında var oldu. Dolayısıyla yolu tiyatrodan geçmemiş bir oyuncu eksik kalacaktır diye düşünürüm. Haksızlık etmek istemem ama tiyatro bilmek, tecrübe etmek başkadır. Hem kendinizi, hem seyircinizi tanımak için de müthiş bir yolculuktur.

Sahnede seyirciyi güldürmek zor olmuyor mu?

B.D: Yine samimiyet meselesine dönüyoruz burada aslında. O sıcaklık olunca her şey kolay oluyor. Bir de bunu kollayarak, güldüreceğim kaygısıyla zaten mümkün olmaz. Her gece, her salon, her seyirci başka… Ortak anlar olsa da, her oyundaki reaksiyonun yeri ve gülme şiddeti değişiyor.

D.Y: Sahnede kolay diye bir kavram yok. Hepsi zor ve meşakkatli… 

Yazılan metin doğru bir matematikle yazılmış, doğru bir matematikle sahnelenmişse ve oyuncu bu matematiği doğru bir yerden kavramışsa, güldürmek de, ağlatmak da zor olmaz. 

Oyun oynarken seyirciden gelen olumsuz bir tepki ya da tepkisizlik sizi demorolize ediyor mu? 

Yoksa karakteri canlandırırken izleyiciyle göz göze gelmemeye mi çalışıyorsunuz?

B.D: Kastınız tepkisizlikse bu beni demoralize etmez. Benim işim konsantre olmak, oyunuma odaklanmak. 

D.Y: Seyirci odaklı olmak ya da olmamak bir seçimdir. Ben seyircinin nabzını iyi hissettiğimi düşünürüm. Ve beklenen reaksiyon gelmediğinde ilk kendime sorarım.

"Herkes oyuncu olmak isteyebilir belki ama tiyatro oyuncusu olamaz. Yetenek ve eğitim şart..."

En temel unsur samimiyettir

Tiyatroda bir rolle seyirciyi etkilemenin sizce en temel nedeni ne?

B.D: En temel unsur samimiyet. Oynadığınız karaktere ne kadar inanıyorsunuz, ona karşı nasıl bir mesafeniz var? Aynı salonda soluk alıp verirken seyircinin bu samimiyeti algılamaması mümkün değil.

D.Y: Tiyatroda da, sinemada da seyirciyi etkilemenin bir tek yolunu biliyorum; samimiyet ve içtenlik. Bir rolü ayağa kaldırırken, seçimleriniz daima gerçekten yana olduğunda, seyircinin sizi kabul etmemesi imkânsız…

"Ülkemizde tiyatro ziyadesiyle ilgi görüyor. Çoğu tiyatro kapalı gişe oynuyor. Onlarca oyun yazılıyor."

<p><span>Gaziantep'in meşhur yemeği çağla aşı Ramazan'da yoğun ilgi görüyor. Antep'te özellikle ilkb

Gaziantep'in sadece ilkbaharda yapılan çağla aşı tarifi

82 saatlik kısıtlama öncesi trafik yoğunluğu

Endonezya kaybolan denizaltıyı aramak için bölgeye savaş gemileri konuşlandırdı

Doğadan topladığı dal ve kütükleri sanat eserine dönüştürüyor