• $ 6,0297
  • € 6,7402
  • 247.661
  • 86.771
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Uzmanlar, edebiyattaki kolektif cehaleti değerlendirdi: Ortada birtakım malumatfuruş adamlar dolaşıyor

Türkiye’nin edebiyat ve yayıncılık dünyasındaki entelektüel çöküşü ve kitap yazma ahlâkına ilişkin yoksunluğun getirdiği çölleşmeyle doğan “Türk Edebiyatı nereye gidiyor?” sorusunu masaya yatırmaya devam eden aksam.com.tr, konunun uzmanlarıyla konuşmaya devam ediyor. Konuyla ilgili röportaj serisinin üçüncüsü olan “Kolektif Cehalet” başlığını, Prof. Dr. Alaattin Karaca ve Prof. Dr. Vedat Bilgin ile masaya yatırdık.

aksam.com.tr

Türkiye’nin yayıncılık dünyasında yaşanmakta olan entelektüel çöküş, hızla yayılan popülerlik arayışı ve bütün bunların getirdiği vasatlaşma eğiliminden doğan “Türk Edebiyatı nereye gidiyor?” sorusunu uzmanlarla konuşmaya devam ediyoruz.

İlk olarak Yalvaç Ural ve Süleyman Seyfi Öğün ile “Entelektüel Çöküş” başlığını, ardından Prof. Dr. Nurhan Atasoy ve Prof. Dr. Handan İnci ile “Vasatlaşma Eğilimi” başlığını masaya yatıran aksam.com.tr, röportaj serisinin üçüncüsü olan “Kolektif Cehalet” başlığını Prof. Dr. Alaattin Karaca ve Prof. Dr. Vedat Bilgin ile konuştu.

Entelektüel lafını moda yapanların aydın ile entelektüel arasındaki farkı bilemeyecek kadar cahil olduğunu anlatan Prof. Dr. Vedat Bilgin, cehaletin kolektif bir şekilde çoğaltıldığını belirterek, “Ortada, Vikipedi’den devşirdikleri lafları fikir diye sunan birtakım malumatfuruş adamlar dolaşıyor. Dizi gibi roman çıkaran tipler var. Bunlarla bir yere varılmaz.” diye konuştu.

Gündemde kalmak ve şöhret kazanmak için yazı yazanlar olduğunu belirten Prof. Dr. Alaattin Karaca, herhangi birinin kitap yazdığını ve yine herhangi bir yayınevinin de bunu bastığını ifade ederek, “Niteliksiz eserlerin çokluğu bizi yanıltmamalıdır. Üretilen ve yayımlanan pek çok şey bir süre sonra unutulacak ve aradan geçen zaman her şeye ve herkese makul değerini verecektir.” sözlerini kullandı.

“ENTELEKTÜEL LAFINI MODA YAPANLAR, AYDIN İLE ENTELEKTÜEL ARASINDAKİ FARKI BİLEMEYECEK KADAR CAHİLDİR”

Türkiye’de bir aydın krizi ve bir de entelektüel krizi olduğunu anlatan ve ikisinin farklı şeyler olduğunu belirten Prof. Dr. Vedat Bilgin, aksam.com.tr’ye yaptığı değerlendirmesinde, “Entelektüel lafı moda oldu. Bu kelimeyi moda yapanlar, entelektüel ile aydın arasındaki farkı bilemeyecek kadar da cahildirler. Bu genel bir fikir ve eğitim yetersizliğinin, bir zihnî çaba eksikliğinin ve bir düşünce krizinin sonucudur. Türk düşünce hayatının yaşadığı bu son dönemdeki krizin birçok sebebi var.” diye konuştu.

Aşırı politize olmanın insanlara kazandırdığı bir mevzi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Vedat Bilgin, şöyle konuştu:

“Bir yer kazanıyorlar. Adam okumadan yazmaya başlıyor. Dedikodu yazarı oluyor, duyduğu yalan yanlış malumatlar üzerinden, enformasyon üzerinden yazar oluyor.”

Enformasyonla bilginin farklı şeyler olduğunu belirten Prof. Dr. Vedat Bilgin, “Enformasyon, malumattır; ortada dolaşan kolektif malumatlardır. Oysa bilgi, insanların özel bir çabayla elde ettiği bir şeydir. Yorum ise, bu elde edilen bilgiyi dönüştürerek yeni fikirlere ulaşmaktır. Bu işi yapan insanlara, fikir çilesi çeken insanlara entelektüel denir. Yoksa, sadece bilgi sahibi olanlara entelektüel denmez; onlara aydın denir. Demek ki bilgi sahibi olmak, aydının işidir.” sözlerini kullandı.

TÜRK EDEBİYATI NEREYE GİDİYOR: ENTELEKTÜEL ÇÖKÜŞ?

“YAZMANIN BİR AHLÂKI VARDIR”

Geçmişe oranla yazar ya da şair olma noktasında bir titizlik olmadığını anlatan Prof. Dr. Alaattin Karaca, aksam.com.tr’ye yaptığı değerlendirmesinde, “Pek çok insan yazar ya da şair olmak istiyor, ama bütün bunlar bir kontrolden geçmeden yayımlanıyor.” ifadelerini kullandı.

Gündemde kalmak ve şöhret kazanmak için yazı yazanlar olduğunu anlatan Prof. Dr. Alaattin Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu doğru bir şey değildir, çünkü yazmanın bir ahlâkı vardır. Türkiye’de yayın evleri de kitaplar da rakamsal olarak artıyor. Fakat sonuçta birikimsiz, dili oturmamış, dil becerisi olmayan, edebiyat geleneğinden habersiz bir kitle karşımıza çıkıyor.”

“CEHALET KOLEKTİF BİR ŞEKİLDE ÇOĞALTILIYOR”

Türkiye’nin temel fikir hareketlerinden habersiz olan kişilerin ortaya bir fikir koymasının mümkün olmadığını anlatan Prof. Dr. Vedat Bilgin, bu kısırlığın kolay bir şekilde politik mercilere kayarak insanlara yeni konumlar kazandığını belirtti.

Yeni konumlar elde eden insanların bunun yanında bir de popülarite elde ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Vedat Bilgin, şöyle konuştu:

“O politik konumdan, politik akrabalıktan, politik ilişkiler üzerinden bir yer elde edinince de yazar oluyor, gazete ve televizyonda yorumcu oluyor… her şey olabiliyor. Dolayısıyla cehalet kolektif bir şekilde çoğaltılmış oluyor. Böyle bir sorun var.”

“HERHANGİ BİRİ KİTAP YAZIYOR, HERHANGİ BİR YAYINEVİ DE BUNU BASIYOR”

Editörlerin eleştirel bir bilgi birikimine ve büyük bir edebî zevke sahip olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Alaattin Karaca, “Her yayınevinin, profesyonelce çalışan birer danışma kurulu olması gerekir. Bu titizliğin ortadan kalktığını görüyoruz. Son yıllarda herhangi biri kitap yazıyor, herhangi bir yayınevi de bunu basıyor. Yazmanın ahlâkına ve bilincine sahip olmayan bir ‘yazan zümre’ ortaya çıkıyor.” diye konuştu.

UZMANLAR EDEBİYATTAKİ VASATLAŞMAYI DEĞERLENDİRDİ: BAŞKA ÜLKEDE OLSA İNSANLAR KEPAZE EDİLİR

Bunun birçok örneğinin görülmekte olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alaattin Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yazmak, önce bir ahlâkı gerektirir. Yazma ahlâkı denen bir şey vardır. Hele intihal gibi şeylerin asla ortaya çıkmaması gerekir. İntihalleri fark edecek olan, alanında çok iyi olan editörlerdir. Fakat editörler ve danışma kurulları iyi çalışmadığı için, böyle sorunlar baş gösteriyor.”

“ELEŞTİRİNİN OLMADIĞI YERDE YENİ FİKİR GELİŞMEZ”

Yayıncılık dünyasında eleştiri eksikliği olduğunu anlatan Prof. Dr. Vedat Bilgin ise, “Eleştiri diye bir müessese var. Bu müessese, ileri sürülen fikirlerin ve tezlerin neyi ifade ettiğini, hangi bağlam içerisinde ortaya konduğunu ve hangi teoriyle ilişkisi olduğunu dikkate alarak önermelerin gerçekliğini tartışmaktır.” dedi.

Eleştirinin olmadığı yerde yeni fikirlerin gelişmeyeceğinin altını çizen Prof. Dr. Vedat Bilgin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İnsanların ortaya attığı iddiaların ne anlama geldiğini, teorik bir arka planının olup olmadığını, bir fikrî temelinin olup olmadığını düşünmeden birtakım laflar söylemesi, ortaya bir fikir attıkları anlamına gelmez. Bu bakımdan, yoksullaşmanın hızlı bir şekilde çölleşmeye dönüştüğünü düşünüyorum.”

Ortada, Vikipedi’den devşirdikleri lafları fikir diye sunan birtakım malumatfuruş adamların dolaştığını ve bunun da bir “çölleşmeye” yol açtığını anlatan Prof. Dr. Vedat Bilgin, “Akademik dünyada, bilhassa iletişimin ve internetin yaygınlaşmasıyla, literatür aktarımının yırtma yapıştırma şekline dönüşmesi nedeniyle, ciddi bir eleştiri problemi ortaya çıkıyor. Eleştirinin, felsefenin, metodolojinin ve epistemolojinin olmadığı bir yerde yeni fikir ortaya çıkmaz. Entelektüeli geçtim, aydın da olmaz.” sözlerini kullandı.

“AKADEMİDE EĞİTİM VERİLMESİ GEREKİYOR”

Edebiyat alanında bir profesör olarak yayıncılık dünyasında yaşanan bu vasatlığın nasıl giderileceğiyle ilgili konuşan Prof.Dr. Alaattin Karaca, “Bu sorunun akademik yönleri de var. Akademide ‘editörlük nedir, nasıl yapılır?’ noktasında eğitim verilmesi gerekiyor. Belki bu alanlarda hem derslerin hem de bölümlerin açılması gerekiyor. Yayınevlerinde de bu alanda yetişmiş uzmanların çalışması gerekiyor. Bu sorunları gidermenin yolu aslında budur.” diye konuştu.

“EPİSTEMİK BİR CEMAATTEN BESLENMEDİKÇE YAZAR OLUNMAZ”

Selim İleri’nin Kemal Tahir’in bulunduğu bir ortamda yazar olduğunu, Kemal Tahir’in de büyük bir fikir adamları grubunun içinde yazar olduğunu anlatan Prof. Dr. Vedat Bilgin, “Dolayısıyla bunlardan beslenen bir edebiyat olması lazım. Bunlar olmayınca edebiyat dünyamız da zayıf oluyor.” ifadelerini kullandı.

Fikir hayatı cılızlaştıkça edebiyatın da basit hikâyelere dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Vedat Bilgin, şöyle konuştu:

“Bir fikir hareketinin içinden beslenme, tabiri caizse, bir epistemik cemaatin içinden beslenme olmadığı yerde yazar da olunmaz. Habire roman çıkaran tipler var.”

“NİTELİKSİZ ESERLERİN ÇOKLUĞU BİZİ YANILTMAMALIDIR”

Edebiyat tarihinin niteliksiz birçok eserle dolu olduğunu, üretilen ve yayımlanan pek çok şeyin bir süre sonra unutulacağını belirten Prof. Dr. Alaattin Karaca, “Fakat aradan geçen zamanın her şeye ve herkese makul değerini veriyor. Bu çokluk bizi yanıltmamalıdır.” dedi.

Edebiyat dünyasında bazı kümeler oluşmaya başladığını ve bunların kendilerini diğer kümelerle kıyaslamaktan kaçındığını anlatan Prof. Dr. Alaattin Karaca, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yazarlık bir aşktır. Bu aşka bir de birkim eklenmesi gerekir. Eğer sizde aşk, yetenek ve o yeteneği destekleyecek birikim yoksa, niteliksiz eserler verirsiniz. Bunların da Türk edebiyatına hiçbir katkısı olmaz.”

“DİZİ GİBİ ROMAN YAZAN TİPLER VAR, BUNLARLA BİR YERE VARILMAZ”

Türk edebiyat ve yayıncılık dünyasının yaşamakta olduğu kısırlığını gelecek nesillere ne bırakacağıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Vedat Bilgin, “Güçlü bir mirasımız var. Bu mirası anlamak lazım. Bu mirasın yorumcularına ve eleştirmenlerine kulak vermek lazım.” diye konuştu.

Dizi gibi roman yazan tipler olduğunu ve bunlarla bir yere varılamayacağını anlatan Prof. Dr. Vedat Bilgin, bunları gölgede bırakacak bir miras olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Edebiyatçı olmak için, roman yazmak için, hikâye yazmak için, şiir yazmak için o mirastan beslenmek lazım. Nedim Efendi’den haberdar olmayanın Atilla İlhan’dan bir şey anlaması mümkün değildir. Bu sürekliliği yakalamak lazım diye düşünüyorum. Bu mirası dikkate alırsak, ümitsiz değilim, ama sorunlarımızın olduğunun da farkında olmamız lazım diye düşünüyorum.”

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Kaan Kırali, ´Doktorunuz Anlatıy

Kalp Ameliyatı Kişiliği Değiştiriyor Mu?

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

İnternet ortamında gezilebilen dünyaca ünlü 10 müze

ABD'li senatörlerden küstah çağrı: S-400 alımını iptal et