• $ 5,8046
  • € 6,4687
  • 274.256
  • 107922
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Darbecilik meşru mu?

Siyasetçileri anlamakta zorlanmıyorum; onlar, hükümetin meşruiyetini sorgulayabilirler. İşleri bu. Bunun doğruluğu, yanlışlığı tartışılabilir elbet. Muhalefet, hükümet aleyhindeki her gelişmeyi tabii olarak fırsata dönüştürmek isteyecektir. Ancak politik aktörlerden daha ateşli bir şekilde hükümet düşmanlığı yapan medya aktörlerini bir türlü anlayamıyorum. Siyasi görüşleriyle alıp veremediğim yok; hükümetin gitmesini de isteyebilirler, zehir zemberek yazılar da döşeyebilirler. Ancak kara propaganda yapmaya ve darbeye zemin hazırlamaya hakları yok.
Hükümetin meşruiyetinin kalmadığını ilan eden, Başbakan'ın istifa etmesini ve hemen yargılanmasını isteyen Hasan Cemal, Cengiz Çandar ve aynı görüşleri paylaşanlara sormak gerekmez mi?
Karanlık bir örgütün başını çektiği Başbakan'ı devirme operasyonuna katılanların meşruiyeti kaldı mı? Derin devletin yürüttüğü psikolojik harekâta ortak olan medya aktörlerinin meşruiyeti var mı? Hukuk kılıfına büründürülmüş bir darbe girişimine payanda olanların meşruiyetinden bahsedilebilir mi?
Bu soruların çok anlamlı olmadığını da biliyorum; zira bu çevreler, darbecilerin yerine Başbakan'ın koluna kelepçe vuracak heyette bulunmayı isteyecek kadar hevesliler. Maalesef, gayri meşru yollarla hükümet devirmenin her geçen gün normalleştiğini, giderek meşrulaştığını izliyoruz. Diktatörlükten şikâyet eden medya, adeta 'darbe sevenler kulübü'ne döndü. Siyasete dışarıdan müdahale, daha çok adını andığım yazarların katkısıyla meşru gösterilmeye çalışılıyor. Paralel çete, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı alenen hedef alan bir operasyon yürütürken, bu yazarlar eliyle de operasyona meşruiyet kılıfı geçirilmeye çalışılıyor. İnternete sızdırılan ses kayıtları, bu yazarlara verilen ara paslar gibi; onlar darbenin neden “gerekli” ve “kaçınılmaz” olduğunu halka pazarlamaya çalışıyorlar. Hasan Cemal'in bütün yazarlık hayatı, aslında derin devletten gelen bu ara pasları gole çevirmekle geçti. Cemal'in onlarca kitabı sırf bu kirli ayak izlerini örtmek için kaleme aldığı, bugün daha iyi anlaşılıyor.
Başbakanları eleştirmek bu ülkede hiçbir zaman yürek işi olmadı, hep hesap işiydi, zamanlama meselesiydi. Siyaset kurumu bu ülkede her zaman zayıf olmuştur. Bu ülkede en kolay iş Başbakan’ı eleştirmek, aslı astarı olmayan suçlamalar yöneltmektir. Başbakan'a saldırdığı için ödüllendirilen bu yazarların giydiği kahramanlık pelerininin altında aslında profesyonel darbeciler gizli. Bunlar, zamanında Başbakan'ın etrafında pervane olan, ona yaklaşan, dost görünen ama derin devletten gelen ilk işaretle de gerçek kimliklerine dönen, vesayetçi yüzlerini gösteren kişiler.
Bugün paralel devletle birlikte çıktıkları yeni bir darbe serüveninde işi Başbakan'ın kellesini istemeye vardırdılar. Korkutma, sindirme, tehdit, şantaj gibi her türlü yönteme başvuruyorlar.
Şu sıralar Hasan Cemal, Cengiz Çandar ve daha nicesinin yüzünde Adnan Menderes ve arkadaşlarına olmadık eziyetler yapan, onu ipte sallandıran adamların çirkin ifadesi var, o korkunç cinayeti işleyen cellâtların soğukkanlılığı.
Bu ülkede hiçbir seçmen, hiçbir vatandaş hükümetlerin yolsuzluğuna göz yummaktan yana değil. Aşağıladığınız, küçümsediğiniz AK Parti'ye oy veren insanlar da buna dâhil. Kimse bu ülkede ne padişah olarak kalabilir, ne de sultan. Ama halkın, daha önce yüzünü gördüğü, yakından tanıdığı paralel devlete, bu çetenin uzantısı olan darbeci medyaya teslim olmaya niyeti yok. Bu halkın güçlü bir sağduyusu var. İş sandıkta biterse, halk bu çetelere prim vermez. Ama işi sandığa bırakmadan, komployla, hileyle, darbeyle, suikastla bitirecekseniz o ayrı. Bu da imkân dâhilinde. Ama hayatın başka planları da olabilir; Başbakan öyle kolay lokma değil.

<p>Rusya’nun Krasnoyarsk kentinde bir tren istasyonunda çalışan demir yolu işçisi, bekleme halinde o

Demir Yolu İşçisinin Feci Sonu

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Bu ormana adım atan intihar ediyor

İşte 'dünyanın en yeni ülkesi'